Ana Sayfa

Geri
Kalbin Sesi - Teknur

 Kalpdeki Mucize

    Clode Bernard yıllar önce kalp için: «Kalp hakkında bildiğimiz çok noksan ve kabadır. .Halbuki onun bünyesinde en ince his ve idrak melekelerinize * ettiğini gösterecek kadar ince ve girift bir mimari vardır» demişti.
    Günümüzde kalbin bir kelebek kanadındaki nakışlar gibi ince ve esrarengiz yapısı kısmen aydınlık kazandı.
Anatomik açıdan:
    a. Kalp bir adale lifinin ağ gibi örülmesinden doğmuş harika bir dokudur. Teklik ve çokluğu sembolize eder.
    b. Kalp, aynı zamanda bu adale liflerini matematik bir zarf gibi saran harika elektronik bir devreye; yani çok özel bir sinir dokusu özelliğine sahiptir. Bu açıdan baktığımızda o sanki sinirsel bir organ gibidir, içinde bulunan bağımsız sinir santralleri, bu ağlar, bildiğimiz sinir biokimyasını aşan bir özellik arzeder.
    Bu iki yapısal özelliği, onun diğer kas dokusundan farklı olarak, özellikle glikozla beslenişinin nedenini açıklar.
    Fizyoloji açısından:
        a. Vücuddaki bütün organlar, beynin güdümünde olmasına karşı; kalp, beyinle birçok geçiş irtibatlarına rağmen çalışma tarzının temelinde bağımsız; kendi sinir dokusunun komutasındadır.
    Ağır kalp hastalıklarında bu harika bağımsız sistem öyle bir otomatizma kazanır ki, her kalp hücresi sinirsel kumandayı kendi yanından imal eder ve hayatı devam ettirir.
        b. Çalışan her hücreden akan elektrik akımı, öylesine net, yüksek ve sabittir ki, onu vücudun her noktasında. tetkik ederek kalbin sağlığı hakkında fikir sahibi olursunuz (EKG).
        c. Kalp ve sinir merkezlerinde mevcut kompitür sistemler de kalbin çalışmasını öyle sağlam hesaplara bağlamıştır ki, dış etkiler, beyin tenbihleri, onun çalışmasındaki bu matematik ahengi değiştiremez.
        d. Kalp bitkisel sinir sistemi ile içli dışlı bir birlik içindedir.
    Bir yandan bitkisel sinir sistemi onun otomatizmasına belli ölçüde yansırken, kalp bizzat bitkisel sinir sisteminin tümünü etkisi altında tutar. Son yıllardaki araştırmalar bitkisel sinir sisteminin dışına çıkan, üçüncü bir sinir sisteminden söz etmektedir. Bu sistemin merkezlerinin de kalbin otomatizmasını yöneten sinir merkezleri ile aynı olduğunu savunmaktadır. Bu gerçekler karşısında da kalbin üzerinde ruhî ve hissî merkezleşmelerin olduğu yolunda büyük iddialar haklı çıkmaktadır.
    Kalp nakillerinde kalbin bu sinirsel merkezleri ameliyat devresi dışındadır. Elbette tümü ile kalbin nakli olayı da gerçekleşse bu merkezlerin etkileri daha iyi ortaya çıkacaktır.
    Ağır kalp hastalarında mutluluğun şifaya nasıl yardımcı olduğunu; aksi olan acıların onu nasıl sarstığını herkes bilmektedir.
    Buraya kadar saydıklarımız kalbin maddesel yapısındaki büyük esrarın inceliklerine bir işarettir. Onun sevgi ve aşkla olan bağı tümüyle ayrı bir konudur. (İnsan Bilinmezi4, gönül bahsine bakınız). Yalnız insanda olduğu sanılan ve üçüncü sinir sistemi diye yapılan atıflar hep kalbin esrarının başka tarz ifadeleridir.
    Kalbin en üstünde kas dokusu ile de ilgisi olmayan ve auricula denilen iki organcığın görevlerinin hâlâ netliğe kavuşmaması da, bu bilinmez harika yapının bir başka sırrıdır.
    Şimdi konumuzun belki de en ilginç noktasına geldik. Bu auriculalar üzerinde, avuçtaki derin çizgiler gibi çok net derin çizgiler vardır5.
    Ve de sol auricula üzerindeki bu çizgiler Kur'an harfleri ile Allah yazısını resmetmektedir. Kalp normal şişkinliğinde iken bu çizgiler net bir şekilde bu ilahi imzayı gözler önüne sermektedir. Hemen hemen kalbin hacimsel resmini sol auricula yönünden veren tüm anatomi atlaslarında da bu çizgileri görmek mümkündür. 32. nci sayfada Zobota Anatomi Atlasından aldığımız bir resmi görmektesiniz.
    Elbette bu iddiamıza dudak büken pek çokları olacaktır. Ne çare ki imza-i ilâhi, tüm insanlara has bir damgadır ve inkarcılarda da vardır.
    Allah, yüce eseri insanın en esrarlı yeri olan kalbine ilâhi imzasını atmıştır.


(4) İnsan Bilinmezi. Dr. H. Nurbaki, Damla Yaymevf
(5) Avuç içlerinde sağ elde 18 sol elde 81 rakamları yazılıdır ki toplamı 99 sayı ile 99 güzel ismini temsil eder ve biz duada elimizi açarak Tanrı'ya bu isimlerin yüzü suyu hürmetine diye başlamış oluruz.

Dr. Halûk NURBAKİ   


 
Sayfa hakkındaki görüş ve düşüncelerinizi
e-mail ile yollayın