|
Kalbin Sesi - Teknur
Kanser Hücresinin Esrarı 
Nedeni ne
olursa olsun, vücudun bir yanında bir hücre üreyince, oraya derhal lenfosit
dediğimiz vücudun en savaşçı hücreleri gelir, büyük ve titiz bir biyolojik
kontrol uygular. Eğer o yeni doğan hücrede bir arıza varsa hemen imha eder.
Vücuda eklenen yabancı organlar da aynı kontrol sistemine
tabidir. Ve yabancı organ imha edilir. Düşünün ki koca bir kemik (Protez) dahi
aynı inceleme sonucunda eritilip yok edilir.
Kanser hücresi vücutta doğduğu zaman böyle bir kontrol
sistemi aracılığı ile yok edilir. Bu doku kültürleri ile filime alınıp
ispatlanmıştır. Bir bakıma, kansere yakalanmak demek bu kontrol sisteminin
aksaması, atlaması demektir.
Lenfositler kemik iliğinde yapılır, timus dediğimiz bir bezde
eğitilir. Kendisine hücre kimyasına ait binlerce şifre verilir. Lenfositler bu
şifreleri aldıktan sonra ekip halinde vücudu dolaşır ve yabancı, sakat hücreleri
bu şifreler aracılığı ile yakalayıp öldürür. (Bu arada binlerce yaramaz hücre
içinde kanser hücreleri de ölmüş olur).
Kanser hücreleri de Lenfositlere karşı bir zehir salar,
onları kendine yaklaştırmaz, bu karşılıklı savaşı kazanmak kaderin bir tecellisi
olur. Ya Lenfositler kazanır kanser olmadan kurtuluruz, ya da kanser hücresi
lenfosit ordumuzu püskürtür biz ölürüz.
Dönen ateş dediğimiz (Febris recurrens) bir hastalık mikrobu
Lenfositlere yenilmemek için kimyasal yapısını değiştirir. Bu kez lenfositler
değişik zehirlerle gelir. Mikrop yine kendi kimyasını değiştirir ve
lenfositlerle kimyasal savaşını sürdürür durur.
Bir basit mikrop ve nihayet hasta bir hücre olan kanser
hücresi; çoğunu bizim laboratuvarlarda yapmaya imkan bulamadığımız bu kimyasal
savaşı nasıl yürütebiliyor?
Uzaya tırmanan kimyamız bir lenfositin kimyasından kesinlikle
çok alt düzeyde.
Bu minik varlıklar, Allah'ın Âlim sıfatını zikretmiyor da ne
yapıyor?
Ve evrende en küçüğünden en büyüğüne kadar her şey O'nun
sırrını, bir şiir san'atı içinde yansıtmaya memurdur.
Dr. Halûk NURBAKİ
|