Kalbin Sesi - Namaz
|
Kıraat (Kur'an Okumak) |
Farzların ilk iki rekatında, vitir ve nafilelerin bütün
rekâtlarında kıraat farzdır.
Kur'andan mutlak olarak okumak farz, fatîha ve bir süre
okumak vaciptir.
Kıyam, namazın aslî rüknü, kıraat, zâid rüknüdür. Çünkü
kıraat kıyamın süsüdür. Bundan dolayıdır ki, imama uyandan veya imama rükûda
yetişenden kıraat düşer.
Kıraatin hakikati sağır veya gürültü gibi bir manisi
olmayanın ağzından çıkanı kulağı işitecek kadar telaffuz etmektir. Fakat
kurtulmak. Mümkün olmadığından dolayı bazı harfleri işitmezse namazı
bozulmaz.
Kur'an'dan namaz sahih olacak kadar ezberlemek her
müslümana farzı ayın, fatiha ve bir sûre ezberlemek vacip ve Kur'an'ın
hepsini ezberlemek farz-ı kifâyedir.
Namazda kıraatin yeri kıyamdır. Oturarak namaz
kılanların oturuşu kıyam hükmündedir.
Kıyam hükmünde olmayan oturuşta, rükû ve
secdede kıraatla farz düşmez. Oralardaki kıraat tahrimen mekruh olur. Çünkü
oralar dua yeridir. Unutarak oralarda okursa sehiv secdesi gerekir. .
imama uyan tüm namazlarda susar, okumaz. Çünkü imamın kıraati cemaatine kifayet
eder. Zaten ona tabi olmuş ve onu temsilci seçmiştir.
Kıraat miktarının farz olan okuyuş kadar olması farz, vacip olan okuyuş kadar
olması vacip, sünnet olan okuyuş kadar olması sünnettir. Teheccüd gibi
namazlarda daha fazla okumak menduptur. Tekbîrden
sonra ellerini bağlayan kimse "Süb: haneke"duasını okur. Sonunda "Vecelle
Senâükeyi terk etmesi efdaldir. İmamın sesli okuduğu namazda imam okumaya
başladıktan sonra uyan "Sübhaneke" okumaz. İmama
rükûda yetişen tekbîrden sonra "Süb-haneke'Yı okumaz. Tekrar rüku için tekbir de
almaz. Secdede yetişen ise tekbirden sonra "Sübhaneke"y\ okur. Sonra tekrar
tekbir alır ve doğruca secdeye varır. İmama oturuşta yetişen de böyle yapar.
Sonra "Eûzü..." çeker. Kıraat için "Eûzü..." sünnet olduğundan imam ve tek kılan
onu okur. Bayram namazında imam onu zaîd tekbirlerden sonra okur. İmama uyan
okumaz. Namaz kılan "Eûzü..."yü unutup "Fâtiha"y\
okusa bundan sonra tekrar "Eûzü... "çekmez. İki rekâtta imama yetişemeyen
yetişemediği rekâtın kazasında "Eûzü..." çeker. Her
rekatta "Fatiha"dan evvel besmele çekmek sünnettir. "Fatiha" ile sûre arasında
besmele çekmez. "Fâtiha"y\ okumak vaciptir, onun
bir ayetini terk etse sehiv secdesi gerekir:
Farzların ilk iki rekatında vitr ve bütün nafile namazların her rekatında
fatîha'dan sonra bir sûre okumak vaciptir. Vakit
dar olur, Fatiha veya sûre okumakla vaktin geçmesinden korkulursa bütün
namazlarda her rekatta sadece bir âyetle yetinir. Fakat müslüman namazını dar
vakitlere sıkıştırmamağa gayret etmelidir.
Farzların tüm rekatlarında zamm-ı sûre okunursa sehiv secdesi gerekmez. Fakat
son iki rekatlarda sûre okumamak efdaldir. Fatiha
ve zamm-ı sûre'yi ilk iki rekatta okumayan onları son iki rekatta eğer sesli
okunan namazda ise imam sesli olarak okur ve sehiv secdesi yapar.
Eğer sûreyi okumamışsa son iki rekatta okur. Sesli namazda imam ise bu durumda
gizli okuması gereken fatîhayı da, sûreyi de sesli okur. Çünkü bir rekatta hem
gizli, hem açık kıraat kötülenmiştir. Eğer ilk iki
rekattan birinde yalnız Fâtiha'yı okumamışsa son iki rekatta fatîhayı iki kere
okumaz. Sehiv secdesi yapar. Fatihayı sûreden evvel
okumak vaciptir. Şayet önce sûreye başlarsa veya sûreyi bitirmiş fakat rukûya
varmamışsa Fatihayı okur ve sûreyi de tekrarlar. Rukûya varmışsa kıyama döner ve
kıraati yaptıktan sonra tekrar ükû eder. Yanılma secdesi yapar iki durumda da.
Bir kimse Fâtîha'yı okuduktan sonra sesli okunacak namazda imam olsa Fatihayı
yeniden sesli olarak okur. Farzlarda bir rekatta
aynı sûreyi tekrarlamak, ezberi varken İki rekatta da aynı sûreyi okumak
mekruhtur. Unutarak aynı sûreye başlayıverirse onu bırakmaz devam eder. Bir
ayetten fazla bilmeyen bütün rekatlarda onu birer kere tekrar eder.
Fâtîha bitince imam, cemaat ve tek kılan içinden "Âmin"'der. Namaz haricinde
okunan Fatihadan sonra demek de sünnettir.
Fatihadan sonra en az üç kısa âyet ve o uzunlukta bir uzun âyet okur. Uzun
âyetin yarısını bir rekatta okumak caiz fakat mekruhtur.
Okuduğu sûre veya âyetin üstünden okumak mekruhtur.
Birinci rekatta kasıdsız "Nas" sûresini okuyan ikincide de onu tekrar eder.
Bilerek okuyan da tekrar eder, fakat ona mekruh olur.
İki rekatta okuduğu iki sûrenin arasını en az iki sûreyle ayırmalıdır.
Bir rekatta sırayla birden fazla sûre okuyabilir. Fakat farzlarda böyle iki
sûreyi bir rekatta okumamak evlâdır. Kıraatta
herhangi bir sûre tayin edip devamlı onu okumaz. Fakat bu hususta
Peygamberimizden rivayetler varsa müstesnadır. Meselâ: Selâtı vitirde efendimiz
1. rekatta "A'la", ikincide "Kâfirûn", üçüncüde
"İhlas" sûrelerini okumuşlardır. Nafilelerde her
iki rek'atta birinciyi ikinciden uzun etmek mekruhtur. Tâ ki bu hususta
Peygamberimizden gelen bir haber olsun. Bütün
namazlarda ikinci rekatı birinciden üç ve daha fazla âyet okuyarak uzatmak
mekruhtur. Az olursa kerahat yoktur. İmam kıraatta
cemaata ağırlık vermez. Sünnet okuyuşunu da terk etmez. Rasulûllahın Felak ve
Nâs süreleriyle sabah namazını kıldırdığı unutulmamalıdır.
Sabahın birinci rekatında ikinci rekattan iki veya üçte biri kadar uzatır. Bu
miktar, âyet adedî veya kelîme ve harf itibariyle takdîr edilir. Namazda
âyetleri saymak mekruhtur. Sabahın iki rekatında,
akşam ve yatsının ilk iki rekatlarında kaza dahi olsun imamın kıraati sesli
yapması vaciptir. Yalnız kılan sesli ve sessiz okumada serbesttir.
Cuma, bayram, cemaatle kılınan vitir ve teravihlerde sesli okumak yine vaciptir.
Diğer kalan rekat ve namazlarda, gündüz nafilelerinde sessiz okumak vaciptir.
Sesli okumanın ölçüsü kendinden başka bir kişinin işitmesidir. Sadece kendi
işitirse gizli okumuş olur. İmam için müstehab olan
cemaate göre sesini ayarlamasıdır. Cemaat çoksa sesini yükseltir. Kendini fazla
zorlamaz. Lüzumsuz olarak çok fazla bağırırsa günaha girmiş olur.
Kıraatta harflerin sıfat ve mahreçlerini bozmamak ve tecvid kaidelerine uygun
okumak kaydiyle sesi güzelleştirmek güzel görülmüştür. Mûsîki makamıyla Kur'an
okumak eğer tecvîd kaidelerine uyuluyorsa mekruhtur. Tecvid kaidelerine
uyulmuyorsa haramdır. Mahallesinin imamının kıraati
düzgün olmadığından dolayı mahalle sakininin başka mescide gitmesinde beîs
yoktur. İmametle fıkıhta aynı derecede âlim iki
kişiden kıraati güzel olanı tercih edilir. Sünnet
olan okuyuşu; eğer misafir değilse sabah ve öğle namazlarında tıvâli mufassalı
(H ucu raftan Buruc sûresine kadar olan sûreler); ikindi ve yatsı da efsatı
mufassalı (Buruc'dan "Lemyekun"e kadarki sûreleri) akşam da kısarı mufassalı ("Lemyekûn"den
Kur'anın sonuna kadar olan sûreler okumaktır. Yalnız kılan ve imam, hükümde
birdir. Seferde olan fatihadan sonra dilediği bir
sûreyi okuyabilir. Fatihadan sonra bir kısa âyet,
yahut iki kısa âyet okusa tahrimen mekruh olmaktan kurtulamaz. Üç kısa veya buna
denk bir âyet okusa kerahetten kurtulursa da müstehab bir okuyuşu olmaz.
İmam için, cemaatın bıkkınlığından dolayı sünnet vechi üzere okumayı ve teşbihi
kısaltması gerekmez. Çünkü bu konuda cemaat mazur sayılmaz. Onların bu hakkı da
yoktur. Bilhassa kılınması sünnet olan teravihlerde buna çok dikkat edilmelidir.
Çoğu imamlar farz okuyuşu dahi yerine getirmiyorlar nerdeyse.
Rasulullah'ın "Sizden birisi imam olursa namazı hafif tutsun" hadisi sünnet
vechinden daha çok uzatmasın demektir. Vitir
namazında kunutu okumak da vaciptir. Kunut tekbîri İmam-ı Azama göre vacip;
İmâmeyne göre sünnettir. Kunut dua etmek olup,
meşhur kunut dualarını okumak sünnettir. Başka dua okusa da vacip yerine '
gelmiş olur. Namazda uyuyarak okuduğu kıraat hesaba
katılmaz. İmamın en iyi bildiği yeri okuması
vaciptir. Zamm-ı sûreyi tam bir sûre okumak
efdaldir. İmam, namazda sünnet vechi üzere
okuduktan sonra tutulursa, hemen rukua varır. Daha sünnet miktarı okumamışsa
başka bir süreye geçmelidir. İmam kıraatta
takılırsa arkasındaki (fatih) in hatırlatmasını beklemez. Fatih de onu açmak
için acele etmez. Fatih imamını açarken kıraata
değil de imamını açmaya niyet eder. Çünkü kıraat ona yasaktır.
Cemaatten başkası takılan imama hatırlatmada bulunsa imam da onun uyarmasıyla
kıraati düzeltse namaz fasid olur. Çünkü bu iş öğrenmedir ki ameli kesirden
sayılır. Namazda secde ayeti okursa secde-i tilâvet
yapar. Yapmazsa sonunda sehiv secdesi gerekir. Eğer
secde âyetinden sonra üç âyetten fazla okuyamayacaksa kıraati bitirdikten sonra
rüku veya secdeyle normal olarak tilâvet secdesi yerine gelir. Fakat rükunun
secde-i tilâvet yerine de geçmesi için niyet gerekir. Bunun için imam rükuya
varırken okuduğu secde-i tilâvete niyet etmemelidir. Ederse cemaatın namazı
bozulur. Üç âyetten fazla okuyacaksa secde
âyetinden hemen sonra secdeye varır. Veya niyetle sadece rukuya eğilir. Sonra
ayağa kalkar kıraatına devam eder. Ama kalktıktan sonra bir kaç âyet okumalıdır.
Namazda birinci ve diğer rekatlarda birden çok secde âyeti okursa bir secde
yapmak yeterlidir. İmamın Cuma, Bayram gibi
cemaatın çok olduğu namazlarla, gizli kıraat olunacak namazlarda secde âyeti
okunması mekruhtur. Ama kıraatin sonunda okuması zarar vermez.
Namazda okumaya manî olmayacak miktarda ağıza birşey almak veya ağzı örtmek
mekruhtur. Bunlar okumaya mani olursa namaz fasit olur.
Yanlışlıkla söylenen kelimenin misli Kur'anda yoksa, manâda hakikatten uzak ve
son derece değişmiş olursa namaz bozulur. Son
alimlere göre hareke hatası mutlak olarak namazı bozmaz.
İki harfin arasını ayırmak kolay olduğu halde harf değiştirilirse namaz bozulur.
"Salihât" yerine "Tâlihat" okumak gibi. Ayırmak
zorsa bozmaz "Sin" yerine "Sad" okumak gibi. Bu
meselelerde görüldüğü gibi bilgiye ihtiyaç vardır. Bundan dolayı her müslüman
bir miktar kıraati iyi ve sağlam olarak öğrenmek zorundadır.
Namaz kılan Kur'an'a veya mihrabın âyet yazılı yerine bakarak bir âyet kadar
okusa İmam-ı Azama göre namaz bozulur. Çünkü bunda tâlim vardır. Talim ise âmeli
kesirdendir. Imamevne göre bu namazı bozmasa da
bunda ehli kitaba benzeme olacağından mekruh olur.
Müslüman ibadette devamlı "azimef'e sarılır ki sevabı bol olsun. Çünkü meşakkati
olan ibadetin sevabı da bol olur. Bu hususlarda nefse uyulmamalıdır.
Herşeyin en doğrusunu ALLAH bilir. |
|
Abdullah BÜYÜK |
|