Kalbin Sesi - Namaz
|
Sana lâyık
olan bir ibadet yapamadık |
Göklerin, yerlerin ve dağların yüklenmekten çekindiği emanet, insanoğlu
tarafından ifa edilecek... Her türlü hazırlık yapılmış, vaktinin girmesi
gözetilmiş ve vazifeye başlanılmak üzeredir.
Şimdi bu büyük emanetin birinci sıralarında yeri olan namaz amelini yerine
getirmek isteyen müslümanın durumuna, iç dünyasına bakalım. Küçücük bir seccade
üzerinde yapacağı manevi yolculuğu ruhen takib edelim.
Abdestini hakkıyle almış bir müslüman, korku ve sevinç içerisinde namaz kılacağı
yere gelir. Korkar, çünkü emredilen vazifeyi belki yerli yerince ya-pamıyacaktır.
Sevinir, çünkü belki huzuruna kabul edilecektir. Yapacağı ibadet, kılacağı namaz
Hakk tarafından ya kabul görecek yahut da paçavra gibi suratına
çarptırılacaktır.
"O (namaza) kıyam ettiğin vakit seni (daima) görendir." (13)
Bu hükmün altında kalan müslüman titrer, benzinin rengi kaçar. Çünkü gönüllerin
en ince duygularına vakıf olan bir Allah (c.c.) olduğuna inanmıştır.
"Çünkü Rabbin şüphesiz ki rasad yerindedir." (14) Her an nigehbandır.
Gözetleyicidir, her şeyi bilen ve görendir. Namaz kılan müslüman bütün bunları
düşünerek namaz kılacağı yere edeble, hürmetle korku ile varır. Önce güzel bir
koku sürünür. Sonra "Nas" suresini okur ve etrafına hafifçe nefes eder. Şeytanın
vesvesesine karşı sanki bir sınır çizmiştir.
Yönelir Kabe'ye, yapar niyetini ve hazırlığını bitirir. Kabe'ye yönelmek iç
huzuru ve kafa bütünlüğünün alâmetidir. Altı yöne dönme serbestliğinin içinde
olan insan, Allah'ın emri ile O'na dönmektedir.
Namaz kılacak mü'min "Allahü Ekber" diyerek yüce huzura kabulünü ister. Herşey
ve herkesten el çekerek Allah'a yönelir. Tekbir alarak huzura kabulünü isteyen
mü'min "İlâhî, biz senin huzurunda kurban olduk" demiştir. Mesnevi de bu mesele
şöyle izah edilir:
-Kurban kestiğin vakit, Allahü Ekber dersin. Öldürülmeye lâyık olan nefsin zebni
(boğazlanması) sırasında da öyle diyorsun. Namaz kılanın cismi İsmail, Ruhu da
Hz. İbrahim gibidir ki, Ruh Allahü Ekber demekle cismin Zebhine Tekbir getirmiş
Olur..." (15)
Tekbir alınırken, ellerin yukarıya, kulak hizasına kaldırmanın ayrı bir
hususiyeti vardır. Namaz kılan müslüman elinin bu hareketi ve şekliyle dünya ve
dünya ile alâkalı her şeyi reddediyor ve Rabbına yöneliyor.
Bizleri yaratan ve her şeye hükmetmek gücüne sahib olan Yüce Mevlaya yönelen
mü'min, kafasında, gönlünde ve günlük hayat seyrinde mevlasını anmaktan alıkoyan
her çeşit engeli böylece söküp atıyor.
Allahü Ekber diyerek miracının kapısını açan mü'min ruh enginliğine dalarken,
mülk üzerinde hükmetmek inancını Allah'a havale ederek sahte ve sonradan olan
her şeyi reddediyor. Bu getirilen iftitah tekbirinin o kadar azameti, o kadar
ihatası var ki küfrün başına inen ve onları ruh dünyalarında sarsmaya sevkeden
bir balyoz niteliğinde oluyor; Böyle olduğu için de onu. söyleyen insanların
başlarına deve işkembeleri konuyor ve ağır taşların altında inletiyordu. Öyle
ise "Allahü Ekber"tekbiri Allah'tan başka herşeyi kesip atan bir kılınç
hüviyetinde olmaktadır. Yeter ki kalb, dili bir şey olur da tekbir getirirse,
Allah (c.c.) onun yalancılığına şehadet edecektir. Kalb lisandan
ayrılmayacaktır, işte namaz kılan müslüman böyle hazırlıklar içerisinde iftitah
tekbirini alır ve huzura kabul edildiğine inanır.
13-) Şuara Suresi 218. (13) 14-)Fecr:14.
15-) Mesnevi: 3/184 |
|
Abdullah BÜYÜK |
|