Kalbin Sesi - Namaz
|
Necasetten taharet |
islâm, kişi temizliğine önem verdiği kadartoplumu da hedef aldığı için çevre
temizliğine de büyük öneln vermiştir. Arslan yattığı yerden belli olur sözü,
müslüman için geçerli olan bir sözdür. İslâm, imana dönen bir mühtedinin önce
kelime-i şehadetin hemen akabinde temizlik (hades ve necis) konusunu şart koşar.
Kelime-i şehadetle birlikte içindeki putları yıkan bir mühtedi, necasetten
taharetle de yıkılmış bu enkazın ortadan kaldırılmasına dış temizlik ya da iç
temizlik sayesinde gayesine ulaştırır. Bugün içtimai sağlığı tehdit eden ve
çeşitli hastalıklara yol açan veya hastalık'mikroplarının üremesine neden olan
başlıca sebeplerden birisi de kişi ve çevre temizliğine dikkat edilmemesi
sonucudur. İşte İslâm ilk etapta kökter> bu sebepleri hail ü fasi eylemekle işe
başlayan nezih bir sistemin adıdır. Necasetten taharet, adı üstünde olağan
birtemizlik harekâtı olduğu için hep sağlık açısından baktık.
Yukarıda bahsettiğimiz iki temizlik şekline umumî ve diğerine de hususi temizlik
diyebiliriz. İslâm, maddi ye manevi kirlerin şart koşulmasını önşart kabul
ederken kalp temizliğine de dikkatleri yöneltmiş oluyor. "Namazın Allah'ın
huzurunda durarak teşekkür borcunu yerine getirmek ve onun iyilik ve nimetlerini
istemek için özenip çalışmaktan ibaret olması sebebiyle namaz kılanın gerek
kendi arzu ve isteğiyle, gerek başkasının tahrik ve teşvikiyle meydana gelen
vesveseler gereğince işlendiği düşünülen kötü amellerden uzuvlarını ve kabule
engel olacak kötü huyların hepsinden kalbini tertemiz bir halde bulundurmağa ve
bulaşan günah kirlerini tevbe ve pişmanlık suyu ile yıkamağa daha çok dikkat etmesi gerekmektedir. (8)
Namaz için abdest bir diriliştir. Mü'min her abdest alışında yepyeni bir ruh ve
hamle ile kulluk görevinin ifasına koşarken cihad ameliyesine işlerlik
kazandırmış olacaktır. Abdest İslâm davası uğruna bir sıçrama tahtası olmalıdır.
Guslün farz olması gerektiren birçok sebepler ve bu sebepler dahilinde çeşitli
hikmetler vardır. Bu sebeplerin en önemlilerinden birisi de, dış sebeplerdir ki
insanın hayatıyla orantılıdır. 'Guslün farz olmasını gerektiren bu dış sebepler
çocuk meydana getirmektir. Çünkü meni, aşılama ve teşekkül, rahim kanı da
gelişme ve beslenme maddesidir. Bunlar vasıtasıyle meydana gelen çocuklar dindar
veya asi olabilip pekçok sebep gerektirir. Bilhassa ehl-i tevhidi've itaatli
olanların sayısını artırmak niyetini evlenmeye vesile yapan müslümanlara
nisbetle bu sevap bir kat daha artar. (9)
Bundan dolayı gusül boy abdestini yerine getiren mü'min Rabbımıza şöyle dua
edecektir: 'Ya Rabbi, ben bu hareketimle sana itaatsiz olabilecek bir çocuğun
meydana gelmesine sebep olduğumdan dolayı yıkanıyorum ve işlediğimi kabul
ettiğim suçun sebebiyle bu yüce emri yerine getirmeyi tevbe ve istiğfara
başlangıç yapıyorum!.'
8-) H. Cisri Efendi, Risale-i Hamidiye, sh: 107 9-) A.g.e, sh: 108. |
|
Abdullah BÜYÜK |
|