|
Kalbin Sesi - Hz.Mevlana
Mevlâna'nın Mezarı Üzerine Bir Türbe Yapılıyor

Şimdi Yaşayan
Mevlâna Değil, O'nun fâni vücudu değil, mânâ idi. Mesnevi'sinde."Zaten
görünen beden, sonunda gitmek için kurulmuştur. Fakat, mânâ ebediyyen neşeli bir
halde yaşayacaktır" beyiti, sanki bugün için söylenmişti. O vücud.
Mevlâna'nın ifadesiyle, "Güneşin önündeki mum alevi gibi bir bakıma yoktur,
bir bakıma vardır." "Cüz'i" varlığı, "küllî" varlıkta
kaybolmuştur. Şimdi Mevlâna, "Ben tenden soyundum. O hayalden soyundu. Artık
vuslat ilinin en ileri makamlarında salınmadayım" (Mesnevi, c. 6.b.4619)
diyordu. Ve geride kalanlara şöyle sesleniyordu Mevlâna, "Her günüm Cumadır,
hutbem daimi.. Minberim yüceliktir, maksurem insanlık.."(c. 6, b. 873) Bir
devir kapanmış değil, belki yeniden açılmıştı. Mevlâna hamken pişmiş.sonra da
yanmıştı ama. O'nun tutuşturduğu ocak tütüyordu.Hem de alev alev, şimşek şimşek.
Dostları O'nun mezarı üzerine ilk otağı kurmayı, önce bir
türbe yapmayı düşündüler. Mevlâna ise, mezarlara kim olursa olsun, türbe
yapılmasını pek istemezdi. Mesnevi'sinin üçüncü cildinde. "Mezar yapma işi,
taşla, tahtayla, keçeyle, kilimle olmaz. Kendine gönüllerde bir mezar kazman
gerekir. Mezara türbe yapmak, üstüne kubbe kurmak mânâ sahiplerince makbul
değildir" diyordu. Hattâ, bir defasında Emir Taceddin Mu'tez, Mevlâna'nın
Medrese'si yanında dostlarının oturması için bir (Dar'ül-uşşak-Âşıklar Yurdu)
yaptırmak istemişti.
Mevlâna:.
— Biz. şu atlas kubbenin altında ev kuramamışız. Biz ebedîlik
yurdunda, sevgi köşkünde otururuz...
demiş ve bu anlamda bir gazel söylemiş, fakat oğlu Sultan
Veled'in ricalarına dayanamayarak medreseye birkaç oda eklenmesine rıza
göstermiştir. Babasının mezarı üzerine bir türbe yaptırmak isteyen
Emir Pervaneye de:
— Şu gök kubbeden daha iyisini yapamayacağına göre, yenisini
yapmaya zahmet etmeyiniz... demiş, müsaade etmemişti.
Diğer taraftan Mevlâna'nın menkıbelerini yazan Eflâkî Ahmed
Dedeye göre mezarı üzerine bir türbe yaptırılması, Mevlâna'nın bir vasiyetidir.
Eflâkinin eserinde, bir gün, Mevlâna'nın yanındaki dostlarına
— Bizim müridlerimiz' türbemizi, uzak mesafelerden görünecek
şekilde yüksek yapsınlar. Kim bizim türbemizi ta uzaklardan görerek tam bir
inançla bizi hatırına getirirse O'nun nâmı iki cihanda aziz olacaktır. Tam bir
aşkla, riyasız bir doğrulukla gelip türbemizi ziyaret eden bir kimsenin dileğini
Yüce Tanrı yerine getirir, buyurduğu rivayet olunmuştur. Yine ayni esere göre
Mevlâna'nın:.
— Bizim Türbemiz Konya şehrinin ortasında kalacak ve gayet de
mamur olacaktır. O zamanın insanlarına bizim Mesnevimiz mürşidlik
edecektir...
dediği ifade edilmektedir. Her iki halde de, Mevlâna'nın
vefatından kısa bir süre sonra. O'nun mezan üzerine bir türbe yapmak isteği
artmış, aslında mezar, şimdiden bir ziyaret yeri olmuştu. Mevlâna'nın aziz
hatırasını ebedileştirecek ve sevgisini anıtlaştıracak bir esere lüzum vardı.
Gönüller, gönül sahipleri bu istekle yanıyorlardı. Ve bu istek bir gün kuvveden
fiile çıkmıştı. Mevlâna'nın vefatından birkaç ay sonra O'na büyük bir saygı
besleyen Emîr Alemeddin Kayser, bu istekle Sultan Veled'e başvurdu. Sultan Veled,
uzun uzun düşündükten sonra:
— Pekâlâ ne kadar dünyalığın var? dedi. Alemeddin Kayser:
— Helâl malımdan otuz bin dirhem.
— Bu para az. nasıl yapabilirsin?
— Hele bir başlayalım, üst tarafına Allah Kerim..
— O halde tam bir doğruluk ve samimiyetle kararını ver.
yapmaya başla..
Dr. Mehmet ÖNDER
|