|
Kalbin Sesi - Hz.Mevlana
Mevlâna'da Gerçek Dost Ve Gönül

Mevlâna'ya göre
gerçek dost, Hak'tır. O'nun dostu olmak, O'nun dostluğunu kazanmak, ancak O'nu
sevmek, derin bir aşkla sevmek ve O'na yakın olmaktır. İnsanlar arasındaki
dostluğa pek güveni yoktur. Bir gün Konya'nın dış semtlerindeki bir viraneden
geçiyordu. Yıkıklar arasında, birkaç köpeğin, şarmaş-dolaş olmuş uyuduklarını
gördü. Yanındakilerden biri:
— Bu biçareler arasında ne kadar güzel bir birlik var. Ne de
dostça şarmaş-dolaş uyuyorlar...
dedi. Mevlâna:
— Evet. sen bunlar arasındaki birliğin ve dostluğun ne kadar
samimi olduğunu öğrenmek istersen, onların aralarına bir les veya ciğer atıver O
zaman bu dostluğun nasıl bir dostluk olduğunu görürsün.
Sonra ilâve etti:
-- Köpeklerin bu hali, dünya menfaatine, yalnız midelerine,
yalnız keselerine tapanların aralarındaki dostluğa benzer. Görünüşte pek
samimidirler. Ama aralarına bir dünyalık girerse nice yıllık tuz etmek hak
larını unuturlar namus ve şereflerini havava verirler.
Dostluk, paraya pula değil, ruha duyguya dayanrnalıdı;'. Bir
şiirinde Mevlâna, "Benin; ne altın dolu keseye, ne de altın kâseye meylim
vardır" der. Altın dolu kese de. altın kâse de dünya ehlinindir.
Kadirbilirlik, samimiyet, sevgi, şefkat, gibi mânevi duygular ise gönül ehlinin.
Yine bir şiirinde Mevlâna, "Bu hırka içinde olduğumuz
müddetçe, ne kimseden incinir, ne de kimseyi incitiriz,.." buyurmaktadır.
Gerçekten de Mevlâna, ömrü boyunca ne incinmiş, ne de incitmiştir. Gönül onun
için bir Tanrı kıblesidır. Gönül yıkmamak gerekir. Der ki:
— Hacılar. Kabe'nin dört cihetinde de secdeye varırlar
Kabe'yi ortadan kaldırdın ve herkes gönül gönüle secde ediyor demektir. Su halde
inanan bir insanın gönlü Tanrı evi yıkılır mı?
Bir şairimilin de. "Kıblegâh'ı kibriyadır yıkma kalbin"
kimsenin'dediği gibi gönül adamı Mevlâna, insanı sadece gönül kıblesinin
mihrabı olarak görür ve buna önem verir. Der ki:
— İnsan-ı kâmii'in şu âlemde bir alâmeti olsaydı, ilâhi
remizlerin tümüne gönül yoluyla tercüman olurdunuz.
inşan, gönle eğildi, onunla seninle benli oldu, onun sesini
dinledi mi, kendini bildi demektir. Kendini bilenin Allah'ı bileceği aşikârdır.
Yoksa, bu esrarı başka türlü çözmeye imkân yoktur. Bir rubaisinde şöyle der:
Belini bağla o gönüldeki parlak ışığa. Boş masallarla
çözülmez bu düğümlü esrar. Nitekim dağda, bayır/ardaki çayla derenin Sana bir
faydası yok evde akan çeşme kadar..
Mevlâna, insanlar arasındaki her günün doğuşun, savaşın
ortadan kalkması için "gönül birliği"ne varmalarını şart koşar ve,
"Gönül birliği. dil birliğinden üstündür" der. Düşünen, seven, inanan insan
Mevlâna'nın gönlü bu..
Dr. Mehmet ÖNDER
|