|
Kalbin Sesi - Hz.Mevlana
Mesnevi'ye Böyle Başlandı

Mevlâna, Çelebi
Hüsameddin'de de Şems'i görüyor, bir gazelinde şöyle diyordu;
"Tebrizli Şems'le Hak ziyası Hüsameddin , varlığın
aslıdır. Onlar nokta olmuşlardır, başkaları onların çevresinde pergel gibi
dönmededir.
Şems, Seiahattin ve Hüsameddin, bunlar birer ad, varltklanysa
tek..."
Şems, Mevlâna'yı Mevlâna yapmış, O'nu ilâhî âşkın zirvesinden
öteye aşırmış, Selâhaddin bu âşkın doruğunda, O'nu olgunlaştırmıştı.
Şimdi Hüsameddin, olgunlaşan ve dolgunlaşan âşk meyvasını
demet demet toplayacak, teşne gönüllere Mesnevi pınarlar akıtacaktı. Manen
bununla vazifeliydi. Nitekim bu vazifesini yapmakta gecikmedi.
Öyle ki Mevlâna Celâleddin. Şems'in ve Selâhaddin'in
vefatından sonra, yavaş yavaş sükûn buluyor, coşkunluğu ve cezbesi fikir
olgunluğuna doğru yöneliyordu. Âşk ve cezbeyle yanan, yakılan Mevlâna, simdi bu
potada verime hazır bir haldeydi.
O'nun bu halini yakından izleyen Çelebi Hüsameddin, canla gönülle bağlı olduğu
pir'inin kemâlini yaymak bu âşk ve irfan güneşinin perdelerini sıyırarak,
ışıklarıyla bütün bir âlemi nurlandırmak istemiş, kendini bununla vazifeli
saymıştı. Bu sırada, Mevlâna'nın gazellerinin toplandığı Divân da büyümüş,
Divân-ı Kebîr olmuştu.
Şimdiyse, Mevlâna daha olgun, daha doyurucu bir eser verebilirdi. Bu eser,
"Mesnevi" tarzında olmalı, ihvan zevkle okumalı, feyz almalı, öğrenmeliydi.
Mevlâna'nın geniş bilgisi, üslûbu, hele pek üstün şairliği, hattâ şiir
söylerken, öyle uzun boylu vezin-kafiye telâşına düşmeden bir suyun akışı gibi
rahat ve irticalen şiir söyleyiş kabiliyeti bu işe yeterdi. Bu fikrini
Mevlâna'ya açmak için fırsat gözlüyordu.
Bu fırsat gün gelip çatmıştı. Meram bağlarında, suların ışıl ışıl çağladığı bir
bahçede Mevlâna, Çelebiyle geziyor, şiirler söylüyordu. Çelebi, tam zamanıdır
diyerek fikrini açtı:
— Sultanım!. Gazel tarzında birçok şiirler tanzim buyurdunuz. Divân epeyce
büyüdü. Eğer Hakîm Şenaî'nin İlâhinâme'si. Ferideddin Attar'ın Mantık'ut-Tayr'ı
vezninde bir kitap yazacak olursanız, bu eseriniz, cümle âşıkların can yoldaşı
olacaktır. Bundan sonra da, âşıklar, başkalarının sözleriyle değil, sizin
eserinizle gönüllerini doyuracaklardır. Buna himmet, efendimizin pek bol olan
lütuf ve inayetine kalmıştır.
Mevlâna buna hazırdı zaten.. Tebessüm etti. Sarığının kıvrımları arasından bir
kağıt çıkararak Çelebi Hüsameddin'e uzattı. Bu kâğıtta, müstakbel Mesnevinin
ruhunu, özünü teşkil eden ilk onsekiz beyit yazılıydı. Çelebiye:
— Oku, buyurmuşlardı. Çelebi Hüsameddin ilk beyti okudu:
"Bişnev in ney çün şikâyet mikûned" "Ez cüdayiha hikâyet mikûned" (Türkçesi:)
"Dinle bu ney, nasıl, şikâyet ediyor, ayrılıklardan hikâyet ediyor."
Dr. Mehmet ÖNDER
|