|
Kalbin Sesi - Hz.Mevlana
Mevlâna, Fatma Hatun'u Oğluna Aldı...

Mevlâna, Selâhaddin'le
olan manevî yakınlığını, sıhrî bir bağla da bağlamak ve bu yakınlığı dünya
durdukça sürdürmek istiyordu. Selâhaddin'in Fatma ve Hediye adında yüzleri gibi
gönülleri ve halleri de güzel iki kızı vardı. Her ikisi de Mevlâna'nın elinde
evlâd gibi gözetiliyor, kızlar Mevlâna'yı babalarından ayırmıyorlardı. Büyük
kızı Fatma Hatun'u oğlu Sultan Veled'e nikahlayarak mütevazi bir düğün yaptı,
şerbetler içildi, semâ edildi. Mevlâna, gözü gibi sevdiği oğlu Sultan Veled'in
bu mutlu gönünde pek neşeliydi. Semâ ede ede, gazeller söylüyor, oğlu ve
gelinini kutluyordu:
— Düğünümüz, gerdeğimiz kutlu olsun dünyaya.. Allah bayramı, düğünü tam bize
göre ölçtü biçti. diyor ve Şeyh Selâhaddin'in bu devletli gününde herkesi semâa davet ediyordu.
— Arifler, dünya padişahının, o canlara can katan sultanımızın devleti sayesinde
raksedin. Sûfiler, çark vurun, dönün, oynayın.
Düğünden sonra, oğlu Sultan Veled'i yanına çağırarak eşi Fatma Hatun'u daima hoş
tutması için şu vasiyette bulunmuştu:
— Bugün, sen oğlumuzun nikâhında sana, seni denemek üzere teslim edilen, gönül
ve gözümüzün aydınlığı, Fatma Hatun'un gözetilmesi için şunu vasiyet ediyorum.-
Umulur ki, oğlumuz ona haksızlık etmez. Bir an bile kadının gönlüne, babamın
ölümünden sonra vefasızlık ediyorlar, diye bir düşünce girmez. O, öyle bir
kadındır ki cevherinin temizliğinden ötürü şikâyette bulunmaz, sabreder.. Fatma
Hatun'u aziz tutasın, her gün ve geceyi, bayram günü ve gecesi bilesin..
Şeyh Selâhaddin'in diğer kızı Hediye Hatun. Saray'ın üstad hattatlarından
Nizameddin'e nikahlanmıstı. Hattâ Hediye Hatun'un çeyiz parası çıkışmamıştı da
Mevlâna'mız Vezir Muineddin Pervanenin karısı Gürcü Hatun'dan yardım rica
etmişti. Mevlâna'nın pek yakın müridesi olan Gürcü Hatun, o kadar çok çeyiz
eşyası göndermişti ki. Hediye Hatun'un sandığı, sepeti almamıştı, bir kısmı da
Fatma Hatun'a ayrılmıştı.
Âşk ve şevkle dolu tatlı günler geçiyor, Hz. Mevlâna Şems'in hicran acısını.
Selâhaddin'in hoş sözleriyle gidermeye çalışıyordu. Önceleri Şerns'e karşı
olanlar, şimdi, şurada burada yeni dedikodulara başlamışlardı:
— Birinden kurtulduk, diğerine çattık.. Öteki neyse, ya şimdiki.. Koca Mevlâna
okuyup yazması bile olmayan bir dervişe bağlanıp kaldı. Bu adamın bizden üstün
nesi var, anlayamıyoruz. Üstelik, başımıza şeyh de oldu. Bu olur şey değil. diyorladı. Bu acı sözler Selâhaddin'in kulağına da geliyor, üzülüyordu.
Dr. Mehmet ÖNDER
|