|
Kalbin Sesi - Hz.Mevlana
Mevlâna Celâleddin 
- Bilginler Sultanı Bahaeddin
Veled'in kendisinden sonra kürsüsüne varis olarak bıraktığı sevgili oğlu Mevlâna
Celâleddin'in doğum tarihi, birçok araştırıcıları düşündürmüştür. Tarihçi Willy
Durant, Mevlâna'nın doğumunun 1201, Maurice Barres ise 1203 olarak kabul eder.
XIV. Yüzyılda Mevlâna'ya ait menkıbeleri toplayan Mevlevî bilgini Eflâkî Ahmed
Dede'nin (Menâkıb-ül-Ârifîn) adlı eserinde, Mevlâna'nın 6 Rebî'ül-evvel
604 (30 Eylül 1207) tarihinde doğduğu yazılıdır. Son yıllarda, bu konuda
geniş araştırmalar yapanlar, Mevlâna'nın 1207 yılından çok önce doğduğu tezini
ortaya koymuşlardır. Şöyle ki, Mevlâna"Fîhi-Mâfih" adlı eserinin bir
yerinde, Semerkand'ın Harezmşahiar tarafından kuşatılmasına dair bir hatırasını
anlatırken, "Semerkand'ta idik ve Harezmşah, Semerkand'ı muhasara etmiş,
asker çekmiş savaşıyordu" demektedir. Anlatılan tarihî olayın 1207 yılında
olduğu düşünülecek olursa, Mevlâna'nın bu tarihlerde hatıralarını unutmayacak
bir yaşta, hiç olmazsa 7-8 yaşlarında olması ihtimali vardır. Şu hale göre, onun
doğum tarihinin. 1207 yılından çok önceye, en azından 1200 yılına alınması lâzım
gelir. Bu böyle olunca, birçok kaynakların bildirdiği gibi, Mevlâna, babası ile
birlikte Belh'ten göçtüğü sıralarda, bir çocuk değil, çocukluk yıllarını aşarak
delikanlılık çağına basmış bir genç olmalıdır. Mevlâna'yı, Konya topraklarına
ayak bastığı yıllarda da en azından 24 yaşlarında, babası Bahaeddin Veled'in
kendisine miras bıraktığı kürsüde, herkesin saygısını ve güvenini üzerinde
toplayan genç, heyecanlı, fakat olgun bir bilgin olarak görmekteyiz.
Onun Belh'teki çocukluk günleri, yetişkin dervişlerin ilâhî
nağmeleri arasında geçmişti. Mevlâna'nın hayatını yazan Myriam Harry o günleri
söyle tasvir eder:
"Belh'te. Baha Veled'in dervişleri sık sık ilâhî
meclislerinde toplanıyorlardı Mevlâna'nın annesi, küçük oğlunun bu meclislere
girmesinden çok hoşlanıyordu. Küçük Celâleddin, elinde ipek mendili, basında
elmaslarla süslü kırmızı takkesi, başı sağ omuzuna düşük, yanakları al al uzun
kirpikli ışıklı gözleri süzgün, kendisini ilâhilerin âhengine kaptırıyor,
durmadan semâ ediyordu..."
Babasının derslerine devam eden. olgun müridlerin terbiyesi
altında yetişen Mevlâna, babası ile birlikte, bütün göç yollarını izlemiş, bu
yollarda devrin tanınmış bilgin sûfileriyle tanışmıştı. Bahaeddin Veled'in
vefatından sonra, durağın Konya şehri olduğuna, O'nıın mübarek cesedinin
bulunduğu bu topraklarda kesin olarak yerleşmek gerektiğine artık inanmıştı.
Konya'yı seviyor ve şöyle diyordu:
— Bundan sonra Konya'ya Velîler şehri deyiniz. Zira, Konya'da
doğan çocuk veli olur. Sultan'ül Ulemanın mübarek cesedi, evlât ve ahfadı bu
şehirde kaldığı müddetçe, burada harp olmaz, düşmanlar galip gelemez. Nihayet
helak olurlar. Konya âhir zaman âfetlerinden de mahfuz kalır Zira maddî ve
manevî varlığımız artık Konya'dadır.
Mevlâna. eşi ve çocukları ile birlikte. Emir Eedreddin
Gevhertaş'ın yaptırdığı medresenin mütevazi birkaç hücresine yerleşmişti-.
Babasının ölümünden sonra, O'nun müridi ve talebeleri, bu sefer kendi etrafını
çevirdiler. Veled'in bıraktığı kürsünün tek varisi olarak görüyorlar, ondan feyz
almak istiyorlardı. Fakat Mevlâna, kendisini babasının yerine lâyık göremiyor,
bu kürsüye oturmanın henüz zamanının gelmediğine inanıyordu. Baha Veled, sevgili
oğluna bütün bilgileri kademe kademe vermiş, hakikat yollarını birer birer
açmıştı. Bilgiye ve durmaksızın okumaya susamış Mevlâna, babasının ölümünden
sonra, yalnız kaldığını, onsuz hiçbir şey yapamayacağını sanıyordu. Bu sıkıntılı
günlerde, yeni bir irfan güneşinin Anadolu'ya gelmekte olduğu haberi geldi. Bu.
Tirmizli Seyyid Burhaneddin'di.
Dr. Mehmet ÖNDER
|