|
"Hayır çoktur, fakat onunla
amel eden, onu işleyen (hayıryapanlar) azdır."(1)
Sevgili can dostlar!
Hayır; akıl, doğruluk, fazilet ve faydalı şey gibi her yönüyle arzu
edilen ve şerrin zıddı olan şeydir.
Yüce Rabbimiz, pek çok âyette Müslümanların hayır yarışçısı olduğunu
belirtir: "Ey iman edenler! Rükû edin; secde edin; Rabbinize ibadet edin
ve hayır işleyin ki, kurtuluşa eresiniz." (22 Hac, 77)
"Onlar, Allah (c.c.)'a ve ahiret gününe inanırlar, iyiliği emreder ve
kötülüğü engellerler ve hayırda yarışırlar. İşte onlar, salihlerdendir."
(3 Al-i İmrân, 114)
Hayırda yarışmak, hayır yapmada istek ve hevesini artırıp, aşırı
derecede hayır işlemek demektir. Yani hayrın bütün çeşitlerinde, en üst
dereceyi elde etmeye koşarlar. Bu sıfatlarla anılan bu kimseler
salihlerdendir. (2)
Bir sultan adamlarıyla birlikte gezintiye çıkmıştı. Yolu üzerindeki bir
köyde çok yaşlı bir adamın tarlasına fidan dikmekle meşgul olduğunu
gördü. İhtiyara uzaktan seslendi:
"Amca, sen ne diye fidan dikmeye uğraşıyorsun? Ma-şaallah yaşını
almışsın, bu diktiğin fidanların meyvesinden yemeyi her halde
ummuyorsun! Onun meyvelerini yiyecek kadar yaşayacağını mı sanıyorsun?"
Yaşlı köylü cevap verdi:
"Bu diktiğim fidanların meyvesini bizim yememiz şart değil, sultanım.
Biz nasıl bizden öncekilerin diktiği fidanların meyvesinden yediysek,
bizim diktiğimiz fidanların meyvesini de bizden sonrakiler yesin." Bu
cevap sultanın hoşuna gitti ve ihtiyara bir kese altın verilmesini
emretti. İhtiyar bu ihsanı (bahşişi) karşılıksız bırakmadı:
"Gördünüz mü sultanım, bizim diktiğimiz fidanlar şimdiden meyve verdi
bile." Bu cevap da hükümdarın hoşuna gitti.
Bir kese altın daha verilmesini emretti. İkinci altın kesesini de alan
yaşlı köylü:
"Bakın sultanım." dedi, "Herkesin diktiği fidan bir defa meyve verirken
bizim diktiğimiz fidan yılda iki meyve verdi." Bu son cevap da sultanın
çok hoşuna gitti ve adama bir kese altın daha verilmesini emretti. Ama
bu defa vezir araya girdi ve hükümdara dedi ki: "Aman sultanım! Sizin
cömertliğinize bir diyeceğim yok. Ancak bir an önce buradan gitsek iyi
olur. Bu gidişle bu bilge ihtiyar, tarlasına fidan yerine devletin
hazinesine darı ekecek." ,
HAYIR SIZLAR. HAYIR SIZLAR, SERVET A&LAR, HAYIR SIZLAR. BU GÜZELİM
İBADETİ, YAPMAZ OLDU HAYIRSIZLAR
İşte iyilik, hayır yapmak böyledir. Hayrı yapan onun yararını hem
dünyada hem de ahirette bolca görür. Allahu Teâla şöyle buyuruyor:
uBenim için birbirini sevenlere, Benim için oturup sohbet edenlere,
Benim (rızam) için mallarını, canlarını birbirlerine feda edenlere ve
Benim (rızam) için birbirlerini ziyaret edenlere muhabbetimi vacib
kıldım (Ben onları severim)." {3)
"Allah (c.c.) yolunda ver. Verirken ince hesaplama (sayıp durma, eh sıkı
ve cimri olma)! Aksi halde Allah (c.c.) da sana olan nimet ve ikram
hazinesinin ağzını bağlar. Nimetini senden esirger." (4)
"İnfak ettiğinizin (Allah (c.c.) yolunda yaptığınız yardımların)
karşılığını Allah (c.c.) verir." (34Sebe, 39).
"Ne infak ederseniz o sizin lehinizedir." 2 Bakara, 272)
Cömert davranmak, hayır işlemek her Müslüman için hem bir fazilet hem de
bir zenginlik vesilesidir. Cömertlik bereket getirir, iyilik eden iyilik
bulur.
Hayır yolları çoktur, yeter ki biz işleyelim, işlemeyi bilelim, hiçbir
hayırdan, hayırlı işten, hayırlı hizmetten uzak durmayalım. "Sevdiğiniz
şeylerden Allah (c.c.) yolunda harca-madıkça, en iyiye eremezsiniz (en
iyilerden olamazsınız) ne harcarsanız Allah (c.c.) onu bilir." (3 Ali
İmrân, 92)
"Cenneti özleyen, hayırlara koşar." (5)
Kaynaklar:
1-Münavi, Feyzul- Kadir 3/ 510; Heysemi, Mecmauz- Zevâid 1/ 125;
Acluni, Keşfu'l- Hafa 1/ 447. 2-Bursevî, Ruhu'l- Beyân 2/ 63
3-Ahmed, Müsned 5/ 229, 232, 236, 237, 247; Münavi, age. 4/ 485. 4-Buhari,
Zekat 21; Müslim, Zekat 88; Ebu Davud, Zekat 46. 5-Münavi, age. 6/ 63.
1
|