Ana Sayfa

Geri
Eceli Kişiyi Çeker

"Allah (c.c), bir kulun bir yerde ölmesini
     takdir etmiş ise, onun oraya gitmesine
     sebeb olacak bir ihtiyaç yaratır." (1)


     Bu hadiste, insanın daima uyanık olması, ölüme hazırlıklı bulunması için tenbih, uyarı, ikaz vardır. Bundan dolayı itaat ve ibadetlerini artırmak, günahlardan uzaklaşmak, borçlarını ödemek, vasiyetini yazmak yani tedbirli olmak gerekir. Bilhassa sefere yolculuğa çıkmadan önce bunları yapmak lazımdır. Zira insan, nerede öleceğini bilemez. Emelinin peşine düşerken bir de bakarsınız ki eceli onu yakalayıverir.
     Ecel de Allah (cc.)'m hükmü ve takdiriyle olur. Buna iman etmek, teslim olmaktan başka bir çare ve yol yoktur.
     "Bir kişi hangi yerde (nerede) öleceğini bilemez." (31 Lokman, 34)
     Bir kişi, hangi saatte ve nerede, ne şekilde öleceğini bilemez. Ancak Allah (c.c.) bilir. Aynı zamanda bir kişi nerede ve hangi mekanda ölecekse oraya gider ve orada ölür. Hakkında tecelli edecek kader-i ilahi'yi hiç kimse bilemez.
     Bir kimsenin ölümünün gerçekleşeceği yere gitmesi için bir ihtiyaç, bir iş kapısı açılır. O işini görmek için gider. Eceli de onu orada bulur ve vefat eder. Öykümüzde geçen şu olay çok ibret vericidir:
     Ölüm meleği bir gün Hz. Süleyman'ın huzuruna giriyor. Orada oturan kimseler içinde bir adama dikkatlice bakıyor. O adam kıyafet ve şekil değişikliği ile gelen kişinin kim olduğunu soruyor. Süleyman (a.s.) da: "Ölüm meleğidir." diyor.
     (Melekler kendi aslî yaratılışlarının dışında da görünebilirler. Asli yaratılışları ile görmek, bizim göz yapımıza göre mümkün değildir, ibrahim (a.s.)'a gelen genç misafirler, Hz. Pey-gamber'e gelen ve imandan, İslam'dan, ihsandan soran yabancı, Hz. Lut'a gelen genç misafirler. Melek olduğu halde insan şeklinde görünmüşlerdir. Bununla ilgili başka örnekler de vardır.)
     Bunun üzerine gelenin ölüm meleği olması ve kendisine bakması üzerine, adamcağız, Hz. Süleyman'a:
     "Bu ölüm meleği sanki beni istiyor, ne olur rüzgâra emret, beni yüklenip Hindistan'a ulaştırsın." diyor. Hemen Süleyman (a.s.), rüzgâra emrediyor, rüzgâr o adamı Hindistan'a götürüyor. Ölüm meleği Hz. Süleyman'a şöyle diyor:
     "Benim o adama dikkatlice ve devamlı bakışım, taaccü-bümdendi. Zira ben o adamın ruhunu Hindistan'da almakla emrolundum, halbuki o adam senin yanında (Kudüs'te) idi. (2)
     Öyleyse tedbirli olmalı, dikkatli davranmalıyız. İlahi takdirin yani alın yazısının önünden kaçmak mümkün değildir. O halde imkanları iyi kullanarak hayatımızı Müslümanca ve güzelce yaşamaya çalışmak en akıllıca iştir.
     Kaderde olan gerçekleşir. Şunu da unutmayalım: Nasıl yaşarsak, öyle ölürüz. Şimdi öykümüze kulak verelim:
     Bir zamanlar dinden diyanetten uzak bir ömür süren bir müteahhit can çekişiyormuş. İmam efendi gelmiş, kelime-i şe-hâdeti tekrarlamasını istemiş, kendisi de önden tekrarlıyor muş.
     İmam:
     "Eşhedü enlâ ilahe illallah" dedikçe, müteahhit; "Taş getir, tuğla getir." diye söylenmeye başlamış. "Ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve rasûlüh" dediğinde de "Kireç getir, çimonto getir." diyormuş. İmam: "Usta, paydos!" deyince ölmüş. Hayatı öyle geçtiği için o anda din ve iman hatırına gelmemiş. Bu kötü bir örnek. Bir de olumlu bir örneği hatırlatalım:
     "İmam Muhammed ömrünü ilme adamış büyük bir insan. İmam-ı Azam'ın talebesi. Ölümünden sonra rüyada görmüşler: "Nasıl vefat ettin?" diye sorduklarında "İlimle uğraşıyordum, nasıl can verdiğimin farkında bile olmadım. Bir de baktım ki kabirdeyim." diye cevap vermiş.
     Bunlar gösteriyor ki, insan nasıl yaşıyorsa, öyle ölecek. Biz iyi şeylerle, ilimle, ibadetle, hizmetle, hayır işleriyle çok meşgul olalım ki, ecel bizi bu işlerle meşgul olurken bulsun.
     Kaynaklar:
     1- Tirmizî, Kader 11; Münâvî, Feyzu'l Kadir 1/ 417; Ahmed, Müsned 5/ 227.
     2- Mecmuatli'n- Mine't- Tefâsir 5/ 70.

Halil ATALAY

 
Sayfa hakkındaki görüş ve düşüncelerinizi
e-mail ile yollayın