Ana Sayfa

Geri
Kendi İmkanlarımızdan Haberdar Mıyız?

"Ameller ancak içi dolu kaplar gibidir. Altı güzel olduğu zaman üst kısmı da
     güzel olur. Ve en aşağısı, dip kısmı bozulursa en üst kısmı da bozulur."(1)


     Sevgili Çocuklar! Elindeki imkanları, gücü görüp de imrendiğimiz, özendiğimiz pek çok insan vardır. Keşke bu imkanlar, bu güç bende de olsa şöyle şöyle yapardım, diye içimizden geçirdiğimiz, ah keşke, diye büyük heyecanla ve hayranlıkla istek duyduğumuz, iç geçirdiğimiz şeyler olmuştur.
     Acaba biz kendimizdeki güçten, elimizdeki imkanlardan haberdar mıyız? Onları gereği gibi kullanabiliyor muyuz? Onlardan gerektiği kadar yararlanabiliyor muyuz?
     Öykümüze kulak verelim:
     Enine boyuna, iri yarı bir adama gıpta ve hayranlıkla bakan ufak tefek bir genç der ki:
     "Ben de sizin gibi iri yapılı ve güçlü olsa idim, dünya ağır sıklet şampiyonu olurdum." İri yarı adam cevap verir:
     "Peki, ama seni dünya hafif sıklet şampiyonu olmaktan alıkoyan nedir?"
     Örnek çok enteresan değil mi? Acaba biz kendi imkanlarımızdan ne kadar haberdarız, ne kadarını kullanabiliyoruz? Kendimizi tanıyor muyuz? Kabiliyetlerimizi geliştirebiliyor muyuz? Kapasitemizi tam kullanabiliyor muyuz?
     Unutmayın ki, sağırlığın en beteri, kendi gücünü ve imkanlarını, kabiliyetlerini duymak istemeyendir. Körlerin en kötüsü kendi gücünü, değerini kabiliyetini görmek istemeyendir, görmeyendir.
     Bir de bizde daha küçüklüğünden itibaren çocuklara söylenen: "Sen adam olmazsın." sözü ve anlayışı vardır. Bu anlayış, çok tehlikelidir. En büyük korkak, kendisine güvenmeyendir. Başarının önemli bir anahtarı, inanmaktır. Büyük basanlara ulaşanlarla ulaşamayanlar arasındaki fark, inanç farkıdır.
     Şu öykümüz de bunu ne güzel anlatıyor:
     Başarılı olmanın yollarını arayan genç, bir bilgeye gider.
     Bilge, genci ormanda bulunan bir binaya götürür. Orada kung-fu çalışanlar vardır. İçlerinden bazıları tahtaları kırmış, bazıları tahtaları kıramamıştır. Bilge, gence sorar:
     "Ne gördün?" Genç:
     "Kung-fu çalışanların bazıları tahtaları kırmış, bazıları kıramamış." der. Aralarındaki farkı, bilge şöyle anlatır:
     "Kıranlar ellerini tahtaların altında görenler yani, kırabileceğine inananlardır. Kıramayanlar ise, tahtanın kalınlığına takılıp kalanlardır."
     İşte böyle can dostlar! İnanmak, güvenmek çok önemlidir. Bir de dikkatimizi yoğunlaştırmak, istekli olmak gerekir. Aşağıdaki öykümüzde bunu ifade ediyor:
     Eski zamanlarda bir genç, bilge krala gidip, kötü duygu ve düşüncelerinden, lüzumsuz işlerden nasıl kurtulabileceğini sorar. Bilge kral, o gencin sırtına, ağzına kadar zeytinyağıyla dolu bir fıçı verir. Bu fıçıyı kentin bir kapısından öbür kapısına kadar bir damla yağ dökmeden taşımasını emrederek:
     "Eğer bir damla yağ dökersen başın kesilecek!" der.
     Gencin yanına eli kılıçlı, iki de muhafız verilir. Fıçıyı taşıyacağı yer, bir pazar yeriydi. Şehrin her tarafı satıcı tezgahlarıyla, insanlarla doluydu. Adam fıçıyı taşıyarak yürür, hem de dikkatle bir damla yağ dökmeden götürür. Saraya döndükleri zaman bilge kral: "Peki, şehirde ne var, ne yok, kimleri gördün? diye sorar. Genç, bu soru karşısında şaşırır ve:
     "Hiçbir şey görmedim efendim, aklım, fikrim yağdaydı." der. Bilge kral bu cevap karşısında kötü duygu ve düşüncelerden kurtulan gence şu cevabı verir:
     "Şimdi kötü düşüncelerden arınmanın çaresini buldun işte. İnançlarına da, görevlerine de fıçıdaki yağa baktığın gibi dikkatle bak. O zaman seni hiç bir şey hedefinden alıkoyamaz, başarını engelleyemez."
     Başarı, sadece bize düşeni yapmamız ve teşebbüse geç-memizdir. İnanan insan çalışkan, sabırlı ve cesur olur, kendisine güvenir, başarıya odaklaşır.
     İşte sevgili can dostlar!
     İnsanın niyeti, içi, kalbi düzgün olursa, amelleri, davranışları da düzgün olur. Niyeti, içi bozuksa, işleri de bozuk olur. Sadece iyi niyet ve inanmak yetmez. Başarı ve cennet için gerekli çalışmayı yapmalı, gereken titizliği göstermeliyiz. Kendi imkanlarımızı iyi, doğru ve zamanında kullanmalıyız.
     Kaynaklar:
     1-İbn. Mâce, Zühd 20 (4199). Ahmed, Müsned 4/ 94.

Halil ATALAY

 
Sayfa hakkındaki görüş ve düşüncelerinizi
e-mail ile yollayın