|
"Büyüklerimize saygı göstermeyen,
küçüklerimize merhamet etmeyen ve
âlimlerimize hak ettiği değeri vermeyen
benim ümmetimden değildir"(1)
Can dostlar, sevgili arkadaşlar!
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) saçı sakalı ağarmış Müslümanlara saygı
göstermenin, Allah (c.c.)'a duyulan saygıdan ileri geldiğini ifade
ederdi. (2)
ikrama büyüklerden başlamayı tavsiye ederdi. Bir gün bununla ilgili bir
rüyasını anlattı:
"Rüyamda dişlerimi misvaklıyor (fırçalıyor)dum. Yanıma biri diğerinden
daha büyük iki kişi geldi. Ben misuağı küçük olana verdim. 'Hayır,
büyüğe vermelisin!' diye beni uyardılar. Ben de onun büyüğüne verdim."
buyurdu. (3)
Söz ve konuşma hakkının öncelikle büyüklerde olduğunu söylerdi. Bir
defasında büyüklerinden önce söze başlayan gence: "Büyüğünü tanı!"
buyurmuştu. (4) "Büyükler neredeyse bereket, hayır oradadır." (5)
Çocuklar, Peygamber (s.a.v.)'in ilim ve sohbet meclislerinde hazır
bulunurlardı. Babaları onların ellerinden tutar, o güzel toplantılara
getirirdi. İşte oğlunu Rasülullah'ın meclisine getiren Hz. Ömer
(r.a.)'in oğlu Abdullah anlatıyor:
Rasülullah (s.a.v): "Bana bir ağaç söyleyin! O ağaç Müslüman misali
olsun; Rabbinin izniyle her zaman meyvesini versin ve yaprağını
dökmesin." buyurmuştu. Benim içimden bu (Müslümana benzeyen) ağacın
hurma olduğu geçti ama orada bulunan cemaatin en küçüğü ben olduğum için
söylemekten çekindim. Orada Ebu Bekir ve Ömer de vardı. Onlar birşey
de-meyince, Peygamber (s.a.v), onun hurma ağacı olduğunu söyledi.
Babamla beraber dışarı çıktıktan sonra: "Babacığım! Benim aklımdan da
onun hurma olduğu geçmişti." dedim. Babam: "Peki, onu söylemene engel ne
idi? Eğer onu söyleseydin
bana şundan şundan daha sevimli gelirdi." dedi. Bunun üzerine ben de
şöyle cevap verdim: "Baktım, sen ve Ebu Bekir bir şey demediniz. Ben de
meclisin küçüğü olduğum için, büyüklere saygımdan dolayı konuşmaktan
çekindim." (6)
Müslüman, büyüklerine karşı saygılı davranır. Biz, geniş hayat tecrübesi
olan büyüklerimize saygı gösterirsek, onların hayır dualarını kazanmış,
onların görgü ve bilgilerinden, tecrübelerinden yararlanmış oluruz. Bir
toplumda büyükler, toplum binasının manevî direkleri yerindedir.
Gençleri yetiştiren de onlardır. Pek çok değeri, eseri, onlar aracılığı
ile kazanmışızdır. Onların, toplumun temelinde harçları vardır. Onlara
hürmet, takdir etme, her şeyden önce vicdanî ve insanî bir görevdir.
Peygamber (s.a.v.), yaşlılara gösterilecek saygının en güzel örneğini
kendi yaşayışı ile göstermiştir. O (s.a.v.); amcası Abbas (r.a.)'a, bir
çocuğun babasına gösterdiği saygıyı göstermiştir. (7)
Yine Peygamber (s.a.v.), Cirane mevkiinde bir deve kestirmiş ve etinin
dağıtılmasına nezaret ediyordu. Bu sırada süt annesi Halime (r.anha)
çıkageldi. Peygamber (s.a.v.) onu görünce ayağa kalktı ve sırtından
cübbesini çıkarıp yere serdi ve ridasının üzerine oturttu. (8)
İŞTE BU SOZUN DEVAMINI BİLSEYDİNİZ BİZLER BÖYLE AYRI DÜŞMEZDİK
"AKIL YAŞTA DEŞİL BAŞTADIR AMA AKLI BAŞA YAŞ 6ETİRİR"
Saygı tohumu eken, sevgi ekini biçer.
Bir hikayede zamane çocuğu denilenlerden küçük bir kız çocuğundan,
babası:
"Kızım, bir bardak su verebilir misin? diye su ister. Küçük kız:
"Kalkta kendin iç" der. Güya küçük kızın bu tavrını beğenmeyen büyük
kız, babasına:
"Babacığım, sen onun öyle diyeceğini bilmiyor muydun? Kalk kendin iç,
bir de kalkmışken bir de bana getiriver." der.
Müslüman, edep ve haya sahibidir. Aradaki farkı görebildiniz mi?
Müslüman saygısıyla, sevgisiyle, terbiyesiyle farklı olmalıdır.
Kaynaklar:
1- Tirmizi, Birr 73. Münavî, Feyzu'I- Kadir 5/ 389. Ahmed, 5/ 323.
2- Ebu Davud, Edeb 20.
3- Buharı, Vûdu 74; Müslim, Rüya 19, Zühd 70.
4- Buharı, Edeb 89; Müslim, Kasame 1, 2; Ebu Davud, Diyat 8, 9.
5- Hâkim, Müstedrek 1/131. Haysemi, Mecmauz- Zevaid, 8/ 15.
6- Buharı', İlim 4; Müslim, Münafikûn 63; Tirmizi, Edeb 79.
7- Münavî, age. 5/ 205. 8-Ali Nasıf, Tac 5.
|