|
"Allahhm! Gözleri üzerimde,
kalbi beni gözetleyen, bir iyiliğimi
gördüğünde örtbas edip gizleyen,
bir kötülüğümü, kusurumu gördüğünde
etrafa yayan hilekâr, sahtekâr
dosttan sana sığınırım "(1)
Dostsuzluk, yoksulluktur. En yoksul insan dostsuz insandır. Dostluk
önemli olduğu gibi, dost seçimi de çok önemlidir. Onun için dost
seçimine çok dikkat etmek gerekir.
Dost (iyi dost) kara günde belli olur. Sevinçli, mutlu, varlıklı
günlerinde insanın dostu çok olur. Böyle anlarda dostluk çok kolaydır.
Asıl zor olan dostluk kara günde, zor anlarda ortaya çıkar. Bazıları
böyle zor duruma düşenin çevresinden kaybolur. Kara günde dost kalmak;
üzüntüyü, sıkıntıyı paylaşmayı, onu gidermek için maddî manevî
fedakârlıkta bulunmayı gerektirir. Bu duruma katlananlar, böyle zor
dönemlerde arkadaşlarının yanında yer alanlar, gerçek dost olduğunu
kanıtlarlar.
Bunları öykümüzde görelim:
Parlak, yüksek bir mevkide/ makamda bulunan devlet adamlarından
birine,"Gerçek dostlarınız kimler?" diye sorulduğunda, şöyle cevap
verir.
"Şimdi bilemem. Çünkü yüksek bir mevkideyim. Gerçek dostlar sıkıntı ve
ihtiyaç zamanlarında belli olur."
Vaktiyle Akşehir'e bir kadı tayin edilir. Daha göreve başlar başlamaz
halk, kadı efendiyi tebrik etmeye giderler. Her giden, bir iki hoşbeşten
sonra sanki söz birliği etmişçesine lafı döndürüp dolaştırıp Nasreddin
Hoca'ya getirirler. Bilhassa ona saygı ve sevgilerini dile getirirler.
Birkaç gün sonra Nasreddin Hoca da kadı efendiyi tebri-ğe gider. Kadı bu
ziyaretten çok memnun olur ve söz sırasında Hoca'ya:
" Çok bahtiyarsınız Hocam. Hemşehrileriniz sizi ne kadar çok seviyorlar.
Beni tebrik ve ziyarete gelen hemen herkes sizi methetti. Bu kadar çok
dosta sahip olmak doğrusu herkese nasip olmaz. Kıskanmadım desem yalan
olur .der. Hoca da:
"O kadar acele hüküm ve karar vermemeli kadı efendi! Asıl dost kara
günde belli olur." cevabını verir.
Nüktedan Hoca, gelen ziyaretçilerin etkisinde kalarak acele karar veren
kadı efendiyi böylece uyarır.
Arkadaşının ayıp ve kusurlarını görmek, bunları yaymak doğru değildir.
Arkadaşımızın kusurları varsa onları en güzel şekilde kırıp dökmeden
gidermeye çalışmalı, kusurlarını başkalarına anlatmamalıdır. Dostumuzun
iyi taraflarını, iyiliklerini görmeli, başkalarına dostumuzun iyi ve
güzel yanları anlatılmalıdır.
Ayrıca zor zamanda denenmeyen, sıkıntılı durumlarda ne yapacağı belli
olmayan kişilere asla güvenilmemelidir. Men-faatçi, gösterişçi, hilekâr,
kötü ahlâklı kişilerle dost olunmama-lıdır.
Dostluğumuzu devam ettirmeli, basit şeylerden ötürü birbirimizden
vazgeçmemeliyiz. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) şu tavsiyede bulunur:
"Allah (c.c), eski dostluğu devam ettirmeyi sever. Öyleyse dostluğu
devam ettiriniz. "(2)
"Bir kişi ile dostluk kurduğunuzda, onunla münakaşa etmeyin, birbirinize
kötülük yapmayın. O da onda olmayan bir şeyi söyler de aranızı bozar.
"(3)
Dostluk sadece başkasından beklenmemeli, kişi kendisi de samîmi dost
olmalı, dostluk göstermeyi bilmelidir. Sürekli ayıp araştıran,
güzelliklere kör davrananlardan uzak durmalıdır.
Kaynaklar:
1. Münavi, Feyzu'I-Kadir 2/145.
2. Münavi, age. 2/291. İbni Hacer, Lisanül-Mizan 3/1434.
3. Münavi, age. 1/248.
|