|
"Bir adam: Ya Rasülallah!
Anne babanın çocuğu üzerindeki
hakkı nedir?1 diye sordu. Sevgili
Peygamberimiz: ''Onlar (annen-baban) senin
ya cennetin ya da cehennemindir.'
buyurdu." (1)
ANA GİBİ YÂR OLMAZ
Canlılar içinde en merhametli olanlar, analık duygusunu tatmış
olanlardır. Bunun için kişinin derdini yürekten paylaşan tek varlık
analardır. Anneler şefkat kahramanlarıdır.
Dünyaya gelmesi, doğması yaklaşan bir bebek: "Allah'ım ben o kadar
güçsüzüm ki, dünya da nasıl yaşayacağım?" demiş
"Senin için bir melek seçtim. Seni o koruyacak, merak etme, korkma!"
demiş, Rabbimiz.
Bebek: "Ey Rabbim ben onların dillerini bilmiyorum?" "O melek sana
konuşmayı, sevgiyi öğretecek." "Dünyada kötülerin olduğunu duydum.
Onlardan beni kim koruyacak?"
"O melek, hayatı pahasına seni korur." Dünyaya gözlerini açmak üzere
olan küçük yolcu: "Allah (c.c.)'ım, benim meleğimin adı ne?" "isimlerin
önemi yok. Sen onu "Anne" diye çağıracaksın."
Yüreğimi senin kokun, Burcu burcu bürür anne. Nereye baksam uzak yakın,
Gözüm seni görür anne.
Has bahçenin bal arısı, Sevgilerin en durusu, Bir kez istese yavrusu,
Yüreğini verir anne.
En duygulu türküler, Annemin ninnileridir. En hüzünlü şarkılar, Annemin
ağıtlarıdır.
En kutlu ocak, Annemin ocağıdır. En güvenli kucak, Annemin kucağıdır.
Niye demişler: Anne gibi yâr olmaz! Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan
ağlar, diye. Anne babayı çok sevmek ve onları üzmemek gerekir. Yüce
Yaratıcımız: "Onlara öf bile demeyin." (17 İsra, 23) buyuruyor.
Abdullah ibni Ebi Evfa anlatır: "Rasülullah (s.a.v.) ile beraberdik.
Birisi gelerek:
"Ya Rasülallah! Genç birisi ölmek üzere. Ona "La ilahe illallah" telkin
edildi, ama bunu söyleyemedi."dedi. Rasülullah (s.a.v.): "Namaz kılıyor
muydu?" diye sordu. Adam: "Evet!" diye cevapladı.
Rasülullah ile birlikte kalkarak o gencin yanına gittik. Hz. Peygamber,
ölmek üzere olan gence: "Lâ ilahe illallah de, dedi. O da:
"Söyleyemiyorum, dedi. Hz. Peygamber: "Niçin?"diye sorunca, birisi:
"Annesine isyan ediyordu, diye cevap verdi. O zaman Hz. Peygamber:
'annesi yaşıyor mu? diye sordu. "Evet" dediler. "Çağırın onu." buyurdu.
Çağırdılar. Kadın gelince Peygamber (s.a.v): "Bu senin oğlun mu?" diye
sordu. Kadın : "Evet" dedi.
"Kızgın alevlerle yanan kocaman bir ateş gördüğünde sana: "Eğer oğlunu
bağışlarsan biz de bırakırız, yoksa onu gördüğün bu ateşe atacağız,
"denilse bağışlamaz mısın?
"Ya Rasülallah! Öyleyse onu bağışlıyorum."dedi ağlayarak. Hz. Peygamber
(s.a.v), delikanlıya dönerek:
"Ey delikanlı! Lâ ilahe illallah de, diye telkinde bulundu. O da
aynısını söyledi. Rasülullah (s.a.v):
"Şefaatim sebebiyle onu ateşten kurtaran Allah (c.c.)'a hamd olsun."
dedi. (2)
Öyleyse anne ve babamızı üzmeyelim. Onları sevelim, sevindirelim. Onlara
itaat edip seversek, sevindirirsek cennete gireriz. Üzersek Allah (c.c.)
korusun cehenneme düşeriz.
Kaynaklar:
I.İbni Mâce, Edep 1. Münziri, Et-Terğib vet-Terhib 3/331-332.
2.Münziri, age 3/316.
|