Ana Sayfa

Geri
Kaliteli İnsan Olmalıyız

"Allah (c.c.) sizin suretlerinize
     ve mallarınıza değil,
     kalplerinize ve amellerinize bakar."(1)


     Herkes kaliteli şeyleri sever, onları almak ister, kaliteli olanını seçer. Kaliteli olan şeyler daha değerlidir. Bu, insanlar için de böyledir. Her işte kaliteli insanlar seçilir.
     Çokluk önemlidir. Ancak kalitesiz bir çokluğun pek de kıymeti yoktur. Onun içindir ki, milletlerin iyi yetiştirilmiş, kaliteli insanlara ihtiyacı vardır. Çünkü milletleri yükselten ve medeniyet sahibi yapan, tarihin altın sayfalarına yazdıran kaliteli, samîmi ve değerli insanlardır.
     Can dostlar, şimdi öykümüze kulak verelim:
     Hayvanlar kendi aralarında konuşuyorlar, ne kadar çok yavru doğurdukları konusunda kendilerini methediyorlarmış. Birisi bir seferde üç tane doğurduğunu anlatırken, diğeri övünerek beş tane, öbürü daha fazla doğurduğunu söylüyormuş. On, on beş diyenler bile olmuş. Aslan bir köşede sessiz sessiz oturuyor, âdeta bu konuşulanlara hiç aldırmıyormuş. Sonunda ona da kaç yavru doğurduğunu sormuşlar. Aslan sakin bir sesle: "Sadece bir tane, ama ben aslan doğururum, aslan." demiş.
     Aslolan bizlerin de Hz. Peygamber'in iftihar edeceği insanlardan olabilmemizdir. Bakınız Peygamber Efendimiz ne buyuruyor: "Evleniniz, çoğahnız. Çünkü ben çokluğunuzla diğer ümmetlere karşı iftihar edeceğim. "(2)
     Şairin dediği gibi, altın ile gümüş tartıda bir olsa dahi, tartıda aynı gelmeleriyle değerleri bir olmaz. Altın daha kıymetli ve pahalıdır. On gram altınla bir ton kömür alırız. İnsanlar da böyle farklıdır. Hz. Mevlânâ'nın ifadesiyle:
     "Eğer Adem evladı (insanlar) suretle (sadece görünüşte, bedeniyle) insan olsaydı, Hz Muhammed (s.a.v.) ile Ebu Cehil bir olurdu."
     İnsanları insan yapan değerler vardır. O değerlerden uzaklaşanlar, insanlıktan da uzaklaşırlar. Onun için Yüce Rabbimiz: "Onlar hayvan gibidir, belki yolca hayvandan da aşağıdırlar." (7 Araf, 179) buyurmuştur. İnsan Allah (c.c.) ile irtibatını güçlendirdiği oranda kâmil insan olur. Allah (c.c.)'tan uzaklaştığı, kulluğu terk ettiği ölçüde de hayvanlığa yaklaşır.
     BU KADAR ÇOK İLMİNİZ VARKEN NEDEN ESERLER YAZMIYORSUNUZ?
     ASIL ESER İNSANDIR MÜKEMMEL İNSANLAR YETİŞTİREREK CANLI KİTAPLAR ORTAYA KOYMALI
     Sultan Gazneli Mahmut'un, Ayaz isminde özel bir hizmetçisi vardı. Bir gün beyleri, Sultan Mahmut'a: "Ayaz denen bu hizmetçinin ne hüneri, ne marifeti var ki siz ona otuz kişinin ücreti kadar maaş veriyorsunuz?" dediler.
     Sultan Mahmut o anda bu soruya cevap vermedi. Birkaç gün sonra beyleri ile birlikte ava çıktı. Ava giderlerken uzaktan bir kervanın geçmekte olduğunu gördüler. Sultan Mahmut, beylerden birine: "Git, sor bakalım, bu kervan nereden geliyor?" dedi. Bey atını sürerek gitti. Bir süre sonra geriye döndü: "Efendim kervan Rey şehrinden geliyor." dedi.
     Sultan Mahmut: "Peki nereye gidiyormuş?" diye sorunca, bey susup kaldı. Bunun üzerine başkasını gönderdi. O da gidip geldi. "Efendim Yemen'e gidiyormuş."dedi. Padişah: "Yükü neymiş?"diye sorunca, o da susup kaldı. Bu defa Padişah bir başka beye: "Sen de git, yükünü öğren."dedi. Bey gitti geldi: "Her cins mal var. Ama çoğu Rey kâseleri."dedi. Padişah: "Peki kervan Rey'den ne zaman çıkmış?" diye sorunca, bey susup kaldı, cevap veremedi.
     Padişah böylece tam otuz beyi gönderdi, otuzu da istenen bilgileri tam olarak getiremediler. Padişah, Ayaz'ı çağırdı: "Ayaz, git bak bakalım şu kervan nereden geliyor?"
     Ayaz hürmetle, saygıyla padişahın huzuruna gelerek konuşmaya başladı: "Efendim, kervan görünür görünmez sizin merak ederek soracağınızı tahmin ettiğimden gidip gerekenleri öğrendim. Kervan Rey'den geliyor, Yemen'e gidiyor. Yükü şudur, şu kadar at, şu kadar deve, şu kadar katırdan oluşuyor. Kervanda şu kadar insan var, onlardan şu kadarı silahlı." diyerek kervan hakkındaki bilgileri, en küçük ayrıntıya varıncaya kadar anlattı. Bütün bunları beyler, o sırada ağzı açık dinliyorlardı.
     Böylece Ayaz, tek başına otuz beyin edinemediği bilgileri
     çocuklara öVKöıeıae «m hapis----------------[ gj
     edinmiş, işi başarmıştı. Padişah beylerine döndü: "Sadık adamım Ayaz'a neden otuz kişinin ücretine denk maaş verdiğimi anladınız mı? Görüyorsunuz ki, bu bile onun hizmetine karşı az geliyor."dedi. Böylece Ayaz'ı çekemeyerek aleyhinde konuşan beyler utandılar, yaptıklarına pişman oldular.
     İşte kaliteli insan böyle olur, böyle fark edilir. Ya bizler!. Biraz kendimizi hesaba çeksek.
     "Allah (c.c.) sizin suretlerinize/görünüşünüze ve mallarınıza değil, kalplerinize ve amellerinize bakar."
     Kaynaklar:
     1.Müslim, Birr 33. İbni Mace Zühd 9.
     2.Beyhaki, Sünenül-Kübra 7/78 Münavi, Feyzul-Kadir 3/242.
     Ahmed, Müsned 3/ 158, 245.

Halil ATALAY

 
Sayfa hakkındaki görüş ve düşüncelerinizi
e-mail ile yollayın