|
"Hayır konuşmak, susmaktan hayırlıdır.
Susmak da, kötü konuşmaktan
hayırlıdır." (1)
Konuşmak, insana has Allah (c.c.)'ın en güzel lütuf-larından birisidir.
Ağzımız bize yemekten daha iyi bir şey için verilmiştir. Güzel şeyler
söylemeye alıştırırsak, biçimi de güzelleşir. Tatlı dilin yerini hiçbir
şey tutamaz. Mevlânâ ne güzel söylemiş:
"Dil, tencerenin kapağına benzer. Oynadı mı, içinde ne var anlarsın."
"İnsan dilinin altında gizlidir. Bu dil ruh kapısının penceresidir. Bir
rüzgâr perdeyi kaldırınca, evin içerisi bize görünür. "
Dil, bir kelime ağacıdır. Aşılanmış bir meyve ile yabanisi arasında ne
derece fark varsa, terbiyeden geçmiş bir dille, terbiye görmemiş bir dil
arasında o kadar fark vardır. Biri bal gibi tatlı, diğeri ise zehir gibi
acıdır.
Ağzı olan konuşuyor da acaba ne konuşuyor? Hemen öykümüze geçelim:
Boş boğazın biri Sokrat'a müracaat ederek güzel konuşma dersleri almak
istediğini bildirmiş. Sokrat, öğretmenlik ücreti olarak başkalarından
istediği ücretin iki katını istemiş. Adam bunun sebebini sorunca da,
Sokrat filozofa yakışır biçimde cevap vermiş:
"Sana söylemeyi öğretmek kolay, susmayı da öğretmek gerek."
Adamın biri hem lafazan hem de ahmaktır. Sakalı süt gibi beyaz olmasına
rağmen saçına hiç ak düşmemiştir. Bir mecliste bu adamın saçı ile sakalı
arasındaki bu farkın neden kaynaklandığı konuşulur. Bilgelerden biri der
ki:
"Bunda bilinmeyecek ne var? Bir şey çok kullanılırsa elbette eskir. Bu
adamın da çenesi çok kullanıldığı (çok konuştuğu) için eskiyip ağarmış.
Beyni ise hiç kullanılmadığı (düşünerek konuşmadığı, aklını hiç
kullanmadığı) için saçlarına bir şey
ÇOCUKLARAÖVKÜI£KL£ K1KK HAPİS--------------------|62
olmamış!
İşte böyle dostlar. Ağzı olan konuşuyor da; aklı olan ölçülü, dengeli,
faydalı ve lüzumlu şeyleri konuşuyor. Aklını kullanmayanlar ise boş
boğazlık yapıyor, ne konuştuğunu bilmiyor. Ağzından çıkanı kulağı
duymuyor. Halbuki; iyiyi görelim, iyi şeyler duyalım, iki dinleyelim bir
konuşalım diye, Allah (c.c.) bir ağız, iki göz, iki kulak vermiş.
---------------AĞZI OLAN KONUŞUYOR
Yüce Rabbimiz: "İnsanın konuştuğu şeyleri yazan
bir gözcünün (meleğin) olduğunu" bize bildirir. (50Kaf, 18)
Gerektiği yerde, gerektiği kadar konuşmayı öğrenmemiz gerekir. Hem güzel
konuşmalı, hem de güzel olan şeyler konuşulmalıdır.
"Güzel konuşmak çok laf etmek değildir. O, Allah ve Ra-sülü'nün sevdiği
şeyi açıkça ortaya koymaktır. Gerçek tutukluk, dil tutukluğu değil,
hakkı bilmemektir." (2)
Sevgili Peygamberimiz: "Kulağın hoşlanmayacağı (dinleyeni rahatsız
edecek) her şeyden, sözden kaçın!" (3) tavsiyesinde bulunmuştur.
"Geveze, hayasız ve cimri olması, kişiye kötülük olarak yeter." (4)
Dilin kemiği yoktur, ancak sorumluluğu vardır. Onun için atalarımız:
"Bülbülün çektiği dil belasıdır." demişler. Bülbül güzel öttüğü için
kafese konulur. Yeri ve zamanı belirlenmemiş sözler de felaket getirir.
Bazı kişiler güzel ve iyi şeyler söylediklerini sanarak başlarına iş
açabilirler. Onun için temkinli, tutarlı, faydalı şeyler söylenmelidir.
Kur'an-ı Kerim'de güzel söz bir ağaca benzetilir. Kökü toprakta sabit,
dalları semada devamlı meyve vermektedir. Çirkin söz ise çirkin bir ağaç
gibidir. Ne sağlam bir kökü vardır ne de sağlam bir meyvesi.(14 İbrahim,
24- 26) Yine kaba ve çirkin sözler, merkebin anırmasına benzetilmiştir.
(31 Lokman, 19)
Kötü sözlerin açtığı yara kapanmaz. Kanaması dursa da izi kalır. O izler
hep sahibini hatırlatır.
Kelimeler bomba gibidir. Fitilini çekmeyi bilmezseniz elinizde
patlayabilir. Yunus'un ifadesiyle;
"Söz ola kese savaşı,
Söz ola kestire başı." Yani söz savaşı da keser, başı da kestirir.
Müslüman, ne haksızlık karşısında susan dilsiz şeytan konumuna düşmeli,
ne de gıybetle, iftirayla "ölü kardeşinin etini yeme" (49 Hucurât, 12)
durumuna düşmelidir.
İki şey akıl kıtlığına işarettir: Konuşulması gereken yerde susmak,
susulması gereken yerde konuşmak.
Konuşmak herkese, ne konuştuğunu bilmek ise akıllılara mahsustur.
"Hayır konuşmak, susmaktan hayırlıdır. Susmak, kötü konuşmaktan
hayırlıdır."
Kaynaklar:
LMünavî, Feyzul- Kadir 6/372 (9666).
2.Münavî, age. 5/ 356.
3.Aclunî, Keşfül- Hafa 1/324; MUnavi, age. 3/117.
4.Münavî, age. 5/5.
|