|
"Şehidin kul borcu dışındaki bütün günahları bağışlanır."(1)
Şehitlik en önemli ve faziletli bir mertebe olmasına rağmen, kul
borcuyla, kul hakkıyla ilgili şeylerini Allah (c.c.) bağışlamıyor.
Öyleyse kul hakları konusunda çok dikkatli ve duyarlı davranmalıyız.
Kimsenin hakkına tecavüz etmemeli, kimsenin hakkını üzerimize
geçirmemeliyiz.
Yüce Rabbimiz şöyle uyarıyor:
"Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda haksızlıkla değil, karşılıklı
rıza ile yapılan ticaretle yiyin. Haram ile nefsinizi mahvetmeyin."
(4Nisa, 29)
Gasp, hırsızlık, aldatma, yalan, dolandırıcılık, zarar vermek yasaktır,
günahtır. Temiz insan; temiz şeylerle gıdalanmalı, temiz kazanmalı,
temiz şeylere harcamalıdır. Zira temizler yurdu olan cennete ancak temiz
olanlar girecektir.
Bir Kıbrıs gazisi anlatıyor:
"Düşman bir saatlik çatışma neticesinde imha edilip, o günkü harekât son
bulunca şehitlerimizi, seyyar karargâhımıza taşıdık. Sımsıcak kanları
hâlâ, hâki renkli elbiseye yayılmaya devam ediyordu.
Karargâha geldiğimizde, bölük komutanımız, şehit olan askerlerin
kimliklerini tespit ederken, birinin göğüs cebinden çıkan nota dikkat
kesiliyor. Ne olduğunu bilmiyoruz tabii. Ama komutanın gözlerinin
yaşarmasından içli bir şey yazılı olduğunu anlıyoruz. Bir şeyler
mırıldanan komutan, bize dönüp sordu:
"Kayserili falanca asker kim?" Hiçbirimizden cevap gelmedi. Demek ki
arkadaşımız da yok. Fakat hatırlanıyor hemen. Geride üç şehit daha var.
"Acaba onlardan biri mi?" diye baktığımızda, tahminimizin doğruluğunu
anlıyoruz. Komutanın sorduğu Kayserili arkadaşımız da şehadet şerbetini
içmiş.
Hadiseyi öğrenen komutan, sanki bir bildiği varmış gibi,
o askerin de cebine bakıyor. Evet! Onun da aynı şekilde not bıraktığı
belli gibiydi.
Biz bu ufak notların ne olduğunu merak ederken, Kayserili arkadaşımızın
da cebinden çıkan notu okuyan komutanımız, acayip bir renk alıyor.
Peşinden şehidin kanlı cesedine sarılıp hıçkıra hıçkıra ağlamaya
başlıyor.
Sonra komutanımızın dudaklarından şu cümleler dökülmeye başlıyor,
ağlayarak:
"Arkadaşlar! Sizlere moral vermesi, maneviyatınızın kuvvetlenmesi
bakımından, şu anda aramızdan şehadet şerbetiyle ayrılan iki
arkadaşımızın sırrını ifşa ediyor, açıklıyorum. Çünkü ikisi de sadece
bana yazılmış not."
Hepimiz dikkatle dinliyoruz.
"Az önce cebinden çıkan notu okuduğum Yozgatlı arkadaşımız, 'Komutanım!
Bu sırrımı size söylüyorum. Eğer şehadet şerbetini içersem, Kayserili
falanca arkadaşımdan borç aldığım, yirmi lirayı ödeyebilir misiniz?
Ahirete borçlu gitmek istemiyorum.' diyordu. Benim için bundan daha
şerefli bir görev olur muydu? Bir şehit askerimin borcunu ödeyecek ve
bahtiyar olacaktım. O bakımdan ismi geçen alacaklının kim olduğunu
sordum size. Maalesef o asil arkadaşımız da şehadet şerbetini içmişti.
Merak ederek onun da cebine baktım. İşte size, o arkadaşımın yazdığı
notu da okuyorum.
'Komutanım, Yozgatlı falanca arkadaşımın bana olan borcunu helâl
ettiğimi mahcup olur diye söyleyemedim. Eğer şehadet şerbetini içersem,
bana olan borcunu ödeyemedim diye üzülmesin. Siz ona hakkımı helâl
ettiğimi söyleyebilir misiniz?' O sırada bütün bölük, hüngür hüngür
ağlıyordu."
İşte kul hakkına duyarlılık, böyle olmalı.
Kaynaklar:
1- Müslim, İmare 119.
|