|
"Çocuklarınıza değer verin ve onları güzelce terbiye edin"(1)
Çocuk büyütmek başka, çocuk yetiştirmek ise çok daha başka bir şeydir.
Çocuğu okula göndermek, yedirip içirmek, giydirip gezdirmek, asla onu
yetiştirmek değildir. Eğer öyle düşünülürse faturası ağır olur.
Bir çiçeği bile yetiştirmek için o işin inceliklerini bilmek gerekirken,
yaratılmışların en kıymetlisi ve en kompleksi olan insanı yetiştirmek
için de, o işin inceliklerini öğrenmek gerekmez mi?
Çocuklar sadece bilgiyle yetişmez, onların güzel örneklere de ihtiyacı
vardır. Onun için Hz. Ali (r.a.): "Çocuklarınızla 7 yaşına kadar
oynayın, 15 yaşına kadar arkadaş olun, 15 yaşından sonra da istişare
edin." diyor.
Bir anne oğluyla konuşuyor: "Geçen hafta sınıf birincisi oldun diye ne
kadar sevinmiştim. Bugün komşunun çocuğundan işittim, üçüncülüğe
düşmüşsün. Ayıp değil mi?
Çocuğun cevabı: "Biraz da arkadaşlarımın anneleri sevinsinler anneciğim.
Hep sen mi sevineceksin?
Sevgili can dostlar!
Şimdi de "Çocuktan al haberi" dedirtecek öyküleri hatırlayalım:
İmam-ı Azam hazretleri çamurda oynayan bir çocuk görür ve: "Oğlum, aman
dikkat et, ayağın kayar çamura düşersin." der. Çocuk: "Ben çamura
düşersem sadece benim elbiselerim batar. Asıl siz âlimler dikkat edin.
Eğer sizin ayağınız kayarsa, tüm insanlar batar, kirlenir." cevabını
verir.
Bir Allah dostu anlatır:
"Bir gün bir bahçenin kenarından geçiyordum. Bir çocuk o bahçedeki
meyvelerden toplayıp torbasına dolduruyordu. Bu hali görünce hemen:
- Bırak onları oğlum! Başkasının meyvesini toplamaya ne hakkın var?"
dedim. Bu söz üzerine çocuk bana döndü:
- Burasının başkasının olduğuna dair ispatın ne? Burası bizim
bahçemizdir, meyveler de bizimdir."dedi.
Çocuğun bu açıklaması beni çok utandırdı. İşin aslını bilmeden
konuştuğum için mahcup oldum. Dönüp çocuğa şöyle dedim: "Evladım, Allah
(c.c.) senden razı olsun, bilmeden ve araştırmadan konuşmama konusunda
bana iyi bir ders verdin."
Hani Hz. Ömer'i ağlatan çocuğu hepiniz bilirsiniz. Hz. Ömer, sabah
namazına gidiyordu. Küçük bir çocuğun koşarak camiye gittiğini gördü.
- Yavrucuğum, nedir bu telaşın, bir derdin mi var? diye sordu. Çocuk:
"Camiye gidiyorum amcacığım" diye cevap verdi.
- Yavrum, daha henüz yaşın çok küçük! deyince, çocuk ayıplar bir
tavırla:
- Amca, amca! Bu işin büyüğü küçüğü olur mu? Daha dün mahallemizde bir
çocuk öldü.
Hz. Ömer çok duygulandı ve çocuğa dua etti.
İşte iyi yetişmiş, iyi yetiştirilmiş çocuklar böyle olur.
"Çocuklarınıza değer verin. Ve onları güzelce terbiye edip yetiştirin."
Hz. Mevlânâ ne güzel söylemiş: "Çocukları okşamak Sevgili
Peygamberimiz'den biz Müslümanlara kalmış bir mirastır. Hz Peygamber:
"Çocuğu olan çocuklaşsın." buyurmuştur, dedi ve şu şiiri okudu:
"Babanın aklı dünyayı ölçerse de, küçük çocuğun anlaması için "ti, ti"
der. Madem ki, işim gücüm çocuklardır, o halde çocukların diliyle
konuşmak lazımdır."
Kaynaklar:
1- İbni Mâce, Edeb 3; Münavî, Feyzul- Kadir 2/ 90.
|