|
"Namaz, cennetin anahtarıdır" (1)
Sevgili Peygamberimizin "Namazın dindeki yeri, vücutta başın yeri
gibidir." (2) buyurarak önemine dikkat çektiği ve "Beş vakit namaz,
birinizin kapısının önünden akan nehir gibidir. O kişi günde beş defa o
nehirde yıkanırsa, bu onda kirden bir eser bırakır mı?" (3) diye insanı
cennete hazırlamasını vurguladığı namaz, gerçek bir temizleyici ve
günahlardan koruyucu bir ibadettir. Rabbimiz: "Namazı dosdoğru kıl.
Kuşkusuz namaz, ahlâksızlıktan ve kötülükten alıkoyar." (29 Ankebut, 45)
buyurmuştur.
Ensardan bir genç beş vakit namazı Hz. Peygamberle birlikte kılıyordu
ama her türlü kötülüğü de yapıyordu. Durum Hz. Peygamber'e iletilince:
"Kuşkusuz namazı, onu kötülükten ahkor." buyurmuştur. Hakikaten bu genç,
çok geçmeden tövbe etmiş; durumu düzelerekzahid ashabın içinde yer
almıştır." (4)
Büyük bilginlerden Ebu Osman En-Nehdi anlatıyor:
Bir gün Selman-ı Fârisi (r.a.) ile bir ağacın altında oturuyorduk.
Selman ağaçtan kuru bir dal kopardı ve onu yaprakları dökülünceye kadar
salladı. Ben de kendisine bakıyordum.
"Ebu Osman!" dedi. "Neden böyle yaptığımı sormayacak mısın?"
Ben de "Neden öyle yapıyorsun?" diye sordum. Şunları söyledi:
"Bir gün Peygamber Efendimizle böyle bir ağacın gölgesinde oturuyorduk.
Benim yaptığım gibi, ağaçtan kuru bir dal kopardı ve onu yaprakları
dökülünceye kadar salladı. Sonra bana dönerek:"
"Selman!" diye seslendi. "Neden böyle yaptığımı sorma-yacakmısın?"
Ben de "Neden böyle yapıyorsun ya Rasülallah" diye sordum.
"Bir Müslüman güzelce abdest alır ve beş vakit namazı kılarsa, günahları
işte bu yapraklar gibi dökülür." buyurdu. Ardından da şu âyeti okudu:
"Gündüzün iki ucunda ve gecenin gündüze yakın saatlerinde namaz kıl.
Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Bu buyruklar, Allah (c.c.)'a
inananlara bir öğüttür." (11 Hud, 114) (5)
Namaz öyle bir ibadettir ki kötüleri bile yola getirir. İşte bunun
öyküsü: Bir grup soyguncu pusuda bir kervan bekliyorlardı. O sırada
Fudayl b. Iyaz bir ağacın altında ibadetle meşguldü. Fudayl hem
soygunculuk yapıyor, hem de namazı terk etmiyordu. Arkadaşlarıyla
beraber bir kervanı çevirdiler. Kervancılardan biri, kervanın
sarıldığını görünce, kervandaki bütün altınları topladı. Kenarda birinin
namaz kıldığını görüp yanına gitti. Namaz kıldığı için onu emin
(güvenilir) görüp:
"Bunları sana emanet ediyorum. Sonra gelir alırım." dedi.
Fudayl: "Şurayakoy!" dedi.
Sonra kervanın yanına döndü. Soyguncuların kervanı soyduklarını,
üzerlerinde bulunan diğer mallan aldıklarını gördü. Kervan yoluna devam
edecekti. O şahıs, altınlarını almaya geldi. Namaz kılanı soyguncuların
yanında görünce, onların başkanı olduğunu anlayınca içinden: "Eyvah!
Kuzuyu kurda emanet etmişim." diye düşünüyordu.
İşte bu sırada soyguncuların başı: "Altınları koyduğun yerden al." dedi.
Adam altınlarını noksansız koyduğu yerden aldı. Gözlerine inanamadı.
Sevinerek gitti. Soyguncular sordu:
"Başkan, altınları niye verdin?"
"Bu adam beni iyi bir kimse sanıp altınları bana emanet etti. Emanete
hıyanet olmaz."
Namazla eşkiyalık bir arada yürümez, ya namaz kötülükten el çektirir
yahut eşkiyalık namazdan alıkoyar.
Cenab-ı Hak, doğru namazın bütün kötülüklerden alıkoyacağını haber
vermektedir. Fudayl da kıldığı namaz bereketiyle eşkiyalıktan,
kötülükten el çekip hidâyete kavuşmuş ve evliyanın büyüklerinden
olmuştur.
Sevgili canlar, namaz cennetin anahtarıdır. Sakın o anahtarı elimizden
bırakmayalım. Bırakırsak, cennetin kapısını aça-mayız.
Kaynaklar:
1- Münziri, et- Terğib ve't-Terhib 1/ 364; Münavî, Feyzu'l- Kadir 3/ 550
(4257).
2- Münziri, age., 1/ 365; Münavî, age. 6/ 381 (9705).
3- Darimi, Salât 1.
|