Ana Sayfa

Geri
İnandığımız gibi yaşayalım

" iman ve amel iki (samimi) arkadaştır.
     Her biri ancak diğeriyle ayakta durur.
     iman olmadan amel fayda vermez. Amel
     olmayınca da iman kâmil olmaz. " (1)

İnsanın bu dünyada en önemli meselesi ne olmalıdır?" diye bir soru sorulsa ve tek cümleyle cevap istenilse "İman edip onu ölene kadar korumak" diye cevap verebiliriz.
     İmanın korunması ve devamı için ise salih amellere ihtiyaç vardır. Sulanmayan, bakılmayan ağaçlar, çiçekler solar ve kurur. Salih amelle güçlenmeyen iman da zayıflayıp yok olmaya mahkûmdur. İman toprağa ekilmiş bir çekirdek gibidir, onu geliştirmek elimizdedir. Bir öğrenci düşünün; okula gidip geliyor, dersle, öğrencilikle hiç alakası yok. Bir memur düşünün; önemli bir göreve gönderildiği halde işini asıp, işinin dışındaki şeylerle uğraşıyor. Bir esnaf var ki; müşterinin bol olduğu bir anda dükkanını bırakıp gidiyor. Böyle kimseleri parlak bir gelecek beklemez.
     İnanç kalbin, görev ise bedenin işidir. Kişinin imanının icabı olan şeyleri yerine getirmesi, iyi Müslüman olduğunun belirtisidir. Her Müslüman inancının adamı olmalı ve İslam'ı en güzel şekilde yaşamaya çalışmalıdır. Kur'an-ı Kerim'de 72 yerde imandan hemen sonra salih ameller zikredilir. Bu da gösteriyor ki, imanın arkasından salih ameller, ibadetler gelmelidir. Bu konudaki âyetlerden birisi şöyledir:
     "İman edip salih amel işleyenler halkın en hayırlılarıdır. Onların Rableri katında mükâfatları, altlarından ırmaklar akan ve içlerinde ebedi olarak kalacakları Adn cennetleridir. Allah (c.c.) onlardan razı olmuştur. Onlar da Allah (c.c.)'tan razı olmuşlardır. Bu, Rab-binden korkan kimseler içindir." (98 Beyyine, 7-8)
     İbadetlerle beslenmeyen imanın son nefese kadar korunması zordur. Çünkü işlenen günahlar kalbin kararmasına sebep olur. İnandığı gibi yaşamayan insan, bir gün yaşadığı gibi inanmaya başlar. Her şeyin alâmeti vardır. İmanın alâmetleri de ibadetler, güzel ahlâk ve iyi işlerdir. İman elektriğe; amel de elektrik enerjisiyle çalışan âletlere benzer. Elektrik olmadan bu âletler çalışmaz. Ama bu âletler olmadan da elektrikten yararlananlayız. Elektrik ne kadar fazlaysa, ne kadar güçlüyse o kadar fazla cihazı çalıştırabilir. İman da ne kadar güçlüyse insan ibadetlerinde, yaşantısında o kadar başarılı olabilir.
     Tarlamız, bahçemiz olsa, ekip dikip bakmazsak ne olur? Yaşanmayan iman da böyledir. Öğretmen: "Öyle değil mi arkadaşlar?" deyince, Ali izin istedi ve şöyle katkıda bulundu:
     "Bir arkadaşımız bizimle beraber okula kaydolsa ancak okula devam etmese o da okulda okumuş sayılır mı? Okuyanlarla bir tutulur mu? Okuyanların hak ettiği diplomayı alabilir mi?" Sınıfta herkes birbirine baktı ve hep birlikte: "Hayır" cevabını verdiler. Ali sözünü şöyle tamamladı:
     "İşte inandığı gibi yaşayanlarla, yaşamayanlar da böyledir."
    
     İslam'ın biri inanç, diğeri de amel olmak üzere iki yanı vardır. Bunlar birbirlerinin ayrılmaz parçalarıdır. İman etmek gerekli, fakat yeterli değildir. İman son değil, başlangıçtır. İmanın bir kısım gerekleri vardır. Öyleyse bu iki samîmi arkadaş (İman ve amel) birbirinden mahrum edilmemelidir.
     Şu öyküye kulak verelim:
     "Nasreddin Hoca merhum, tarlasında çalışırken tanımadığı biri seslenmiş:
     "Efendi amca, falan köye kaç saatte ulaşabilirim?"
     Hoca cevap vermemiş. Adam üç kere daha sormuş ve yine cevap alamayınca, bu adam sağır diye düşünmüş ve dönüp yürümeye başlamış. Tam dönemece varınca, Hoca merhum:
     "Evlat, gel!" diye seslenmiş ve yanına gelen adama:
     "Sen o köye tam üç saatte gidebilirsin." demiş. Adam kızmış:
     "Bey amca, madem biliyordun neden önceden söylemedin?" demiş. Hoca merhum:
     "Senin nasıl yürüdüğünü görmeden, o köye ne kadar sürede varabileceğini nasıl bilebilirim ki?" demiş.
     Evet, inanç bir başlangıçtır, ancak bundan sonra İslam yoluna girip sağa - sola sapmadan yürümek gerekir.
     Ağacı koruyan kabuğudur. Kabuğu besleyen ağacın özüdür. İmanı koruyan amellerdir, amelleri devam ettiren de imandır. Birbirlerinin ayrılmaz parçalarıdır. Birbirlerinden ayrılırlarsa ikisi de kuruyup ölür.
     Kaynaklar:
     1. Münavi, Feyzul- Kadir 3/180 (3105).
      

Halil ATALAY

 
Sayfa hakkındaki görüş ve düşüncelerinizi
e-mail ile yollayın