|
Kalbin Sesi - Konu ve Notlar
Venüs Bitkisi
Avcı hayvanların yanında, yine şaşırtıcı yöntemleriyle "avlanan"
bitkilerde vardır. Bunlardan "Venüs" isimli bitki üzerinde dolaşan
böcekleri yakalar ve bunlarla beslenir.
Bu bitkinin avlanma sistemi şöyle
çalışır:
-"Bitkiler etrafında gezerek kendine
yiyecek arayan bir sinek, birden bire oldukça cazip bir bitki ile, yani Venüs'le
karşılaşır. Bir çanağı kavramış ellere benzeyen bitkiyi cazip kılan şey,
yapraklarının dikkat çekici kırmızı rengi ve daha da önemlisi bu yaprakların
çevresindeki bezlerden salgılanan -şeker kokulu- salgıdır. Kokunun dayanılmaz
cazibesine kapılan sinek fazla tereddüt etmeden bu ilginç bitkinin üzerine konar.
Yiyecek kaynağına doğru ilerlerken, bitki üzerindeki zararsız görünümlü
tüylere de ister istemez dokunur. Kısa süre sonra bitki âniden kapanıverir.
Sinek, ansızın üzerine sımsıkı kapanan bir çift yaprağın arasında sıkışıp
kalır. Venüs bitkisi biraz sonra "et eritici" sıvısını salgılamaya
başlayacak ve kısa bir süre içinde sineği bir tür pelteye dönüştürecek,
sonra da emerek tüketecektir."
Bitkinin sineği yakalamaktaki hızı son
derece etkileyicidir. Bitkinin kapanma hızı, insan elinin maksimum kapanma hızından
daha fazladır (eliniz açıkken ortasına konan bir sineği yakalamayı denerseniz,
büyük olasılıkla başaramazsınız ama bitki bu işi başarabilmektedir. )Peki
kasları, kemileri olmayan bir bitki nasıl olupta böyle ani bir hareket
yapabilmektedir?
Araştırmalar venüs bitkisinin içinde
elektriksel bir sistem olduğunu ortaya koymuştur. Sistem şöyle çalışır:
-"Bitkinin tüycüklerinde sineğin
çarpmasıyla oluşan mekanik etki, tüyün altındaki alıcılara iletilir. Eğer mekanik
itme yeterince güçlü ise, alıcılardan tıpkı bir havuzdaki dalgalar gibi tüm
yaprak boyunca elektriksel sinyaller yollanacaktır. Sinyaller yapraklarını âni bir
biçimde hareket ettiren motor hücrelere ulaşır;sineği yutacak mekanizma
harekete geçmiştir.
Bitkinin uyarı sisteminin yanında kapanın kapanmasını sağlayan mekanik sistemde son
derece mükemmel bir yaratılıştadır. Bitki içindeki hücreler elektriksel
uyarı alır almaz bünyelerindeki su dengelerini değiştirirler. Kapanın iç
tarafındaki hücreler ise aşırı su alarak şişer. Böylece insanın kolunu
hareket ettirmesi için bir kasın gevşerken ötekinin kasılmasına benzer şekilde
kapan kapanır. İçerde hapis olan böcek aslında her çırpınmasında tüylere
tekrar tekrar değerek, elektriksel itmenin tekrar oluşumuna ve dolayısıyla da
yaprağın daha sıkı kapanmasına neden olmaktadır. Bu arada tuzağın yüzeyi
üzerindeki hazım bezleride uyarılmaktadır. Uyarı sonucu bezler salgılarıyla
böceği öldürerek yavaşça eritmeye başlarlar. Böylece bitki protein
bakımından hayli zengin bir çorba haline gelmiş hazım sularını kullanarak beslenir.
Sindirim sonunda, tuzağın kapanmasını sağlayan mekanizma tersine işleyerek
kapanın açılmasını sağlanır.
Ayrıca sistemin bir ilginç özelliği daha
vardır: Tuzağın harekete geçmesi için tüylere üstüste iki kez dokunulması
şarttır. İlk dokunma elektrik
potansiyelini oluşturmakta fakat tuzak kapanmamaktadır. Tuzak ancak ikinci bir
dokunmayla elektrik potansiyelinin belirli bir boşalma düzeyine ulaşması sonucu
kapanmaktadır. Sinek tuzağı, bu çift hareketli mekanizma sayesinde gereksiz yere
kapanmaz. Örneğin bitkinin içine bir yağmur damlasının düşmesi durumunda
kapan harekete geçmez."
Şimdi bu etkileyici avlanma sistemi üzerinde düşünelim. Bitkinin avını
yakalayabilmesi ve sindirebilmesi için tüm sistemin var olması gereklidir.
Birinin bile eksikliği bitki için ölüm demektir. Örneğin: Yaprak içindeki tüyler
olmasa böcek içerde gezmesine rağmen reaksiyon hiçbir zaman
başlayamayacağından bitki kapanamayacaktır. Veya kapanma sistemi olsa ancak böceği
sindirecek salgılardan mahrum olsa, tüm sistem boşa gidecektir. Sistemin eksik
olması demek bitkinin ölümü demektir elbette...
Bu bitki, bahsettiğimiz tüm özelliklere,
varolduğu andan itibaren sahip olmuş olmalıdır. Bu bitki birden bire değişip avcı
olmamıştır elbette. Tabi, "tesadüflerin sihirli gücü" de değildir
bitkiyi böylesine usta bir avcı yapan.
Buradaki en önemli nokta ise, söz konusu usta
avcının düşünceden mahrum bir canlı olmasıdır. Eğer bu canlı bitki değilde, bir
hayvan olsaydı, evrim taraftarları, hayvanın kendi kendini, "doğa"
nın da takdire değer (!) katkılarıyla böylesine geliştirdiğini iddia edeceklerdi
herhalde. Ama burada söz konusu olan, bu sistemin, beyin veya benzeri bir yapıya
sahip olmayan, dolayısıyla bilinçsiz olduğu kesin olan bir varlığın, bitkinin
üzerinde bulunmasıdır. Bitki, elbette avlandığının farkında bile değildir.
0 da tüm bitkiler gibi hiçbir çaba sarfetmeden beslenebilecek bir sistemle
birlikte yaratılmıştır.
Düşünen
İnsanlar İçin (dökümanlarından)
|