|
Kalbin Sesi - Konu ve Notlar
TARANTULA
Gelişme devrine giren eşek
arıları bitkilerle beslenir, ancak çoğunun larvaları
et yiyicidir. Dolayısıyla bu cinslerde yeni neslin
hayatiyeti anasının, kendisi tanımadığı halde,
yavruları için seçtiği gıdanın çeşidine
bağlıdır. Bunun içgüdüsel bir kontrol olduğu
düşünülebilir, fakat yırtıcı eşek arılarıyla
avları arasındaki ilgi öylesine arınmış bir
haldedir ki bir evrim veya içgüdüsel modelle tarif
edip geçiştirmek mümkün değildir.
Bir misâl alalım: Pepsis
Marginata tipi eşek arıları, yavrularını yalnız
"Cyrtopholis portriasae" tarantula
örümceğiyle besler. Dişi eşekarısı birkaç yumurta
verir, fakat bunların her biri için gelişmiş, canlı
bir tarantula temin etmesi gereklidir. Yumurtlamasına
yakın dişi avlanmaya çıkar ve böceklerle karnını
doyurmaya çıkan bir örümcek arar. Tarantulanın
görmesi zayıftır ve duyusu da çok az ya da hiç
yoktur, avını bulmada çok hassas olan dokunma duyusuna
güvenir. Aç tarantula yakınına gelip ince
tüylerinden birine hafifçe değen çekirgeyi veya
böceği hissedip üzerine atlar ve dişleriyle yakalar.
Tarantulalar genellikle
toprak altında kazdıkları tünellerde saklanırlar.
Ancak yaban arısı, tarantulanın kokusuna hassas özel
algılayıcılarla donatılmıştır ve bu nedenle
avını bulması pek de zor olmaz. Tarantula, sık
rastlanacak türden bir hayvan değildir. Bu yüzden
yaban arısının tek bir tarantula bulmak için
saatlerce toprak üzerinde yürüdüğü olur. Bu
yolculuk sırasında duyargalarının hassasiyetini
kaybetmemesi için onları sık sık temizlemeyi de ihmal
etmez.
Tarantula bulunduğunda ise
büyük bir savaş başlar. Eşekarısı antenleriyle
kendi aradığı cinsi bulduğundan emin olmaya
çalışırken tarantula hiçbir şey yapmaz.
Eşekarısı düşmanca bir harekete sebep olmaksızın
örümceğin altına girer hatta üstünde dolaşır.
Şayet bu tacizkâr tavır çok uzun sürerse tarantula
bazen koltuk değnekleriyle yükseliyormuşçasına
ayakları üzerinde kalkar, yoksa sakin bir şekilde
kaderini bekler.
Araştırmacı Lauren
Eisley bu durumu şöyle açıklamaktadır:
"Her şey öylesine
düzenlenmiştir ki kurban fıtri rolünü bilir ve
bundan kaçmaz".
Eşek arısı beş on
santim ötede bekleyen kurbanının mezarını hazırlar.
Ayakları ve ağız organlarıyla çılgıncasına
çalışarak yaklaşık 2,5 santim derinliğinde ve
örümcekten çok az geniş bir delik açar ve arada bir
kazdığı yerden kafasını çıkararak tarantulanın
yerinde durup durmadığını kontrol eder. Mezar hazır
olduğunda arı korkunç teşebbüsüne girişir. Önce
örümceği baştan aşağı antenleri ile yeniden yoklar
ve arkasından doğru kayıp kanatlarının yardımıyla
hayati noktaya iğne yapmak için hazırlanır: Arı,
örümceğin sert kabuğunun ancak bacaklarının
gövdeye girdiği yumuşak yerinden iğnesini sokabilir
ve şayet bir cerrah hassasiyetiyle gerekli derinliğe
gerekli yerden girebilirse örümceği öldürmeksizin
uyuşturabilecek siniri bulabilir ve bu birkaç dakika
süren manevralar sırasında tarantula, kendini
kurtarmak için hiçbir hareket yapmaz.
Tarantulanın asıl silahı
korkunç öldürücü olan zehiridir. Mücadelenin ilk
başında tarantula hemen arıyı sokar. Ama bu yaban
arıları (pepsis), tarantulanın zehirine karşı özel
bir panzehirle korunmuştur. Vücutlarındaki özel bir
salgı sayesinde örümceğin kuvvetli zehirinden
etkilenmezler.
Bu durum örümceğin
arıya karşı yapabileceği pek bir şey yoktur. Sokma
sırası arıya gelmiştir. Arı iğnesini dürter.
Örümcek yararsız bir müdafaa gösterir İkisi de
toprağın üstüne yuvarlanarak mücadele ederler, fakat
sonuç her zaman aynıdır. Paralize olan tarantula sırt
üstü düşer. Arı onu bir bacağından sürükleyerek
mezarına götürür ve burada dikkate değer bir şey
daha yapar. 0 tüylü kilerini öylesine ustaca
yerleştirir ki kazara örümcek kendine gelse bile
yolunu kazıp kurtulamaz. Sanki uzun sekiz bacağının
her biri kelepçelenmiş gibidir. Sonra dişi arı
yumurtalarından birini örümceğin karnına yapışkan
bir sıvı ile tutturur, çukuru doldurup bırakır.
Bu fevkalâde hikâye
burada sona ermez. Arı yavrusu yumurtadan
çıktığında, ki umutsuz kurbanından çok
küçüktür, tamamen ona bağlı kalır. Gelişmesinin
uzun haftaları boyunca başka hiçbir yiyecek ve su
aramayacaktır. Ürpertici ve kompleks bir programa uygun
olarak tarantulayı parça parça yiyecek6r, ama sonuna
kadar tarantulayı taze ve canlı tutacak şekilde...
Dev yiyeceğini bitirdikten
sonra kendi cerrâhi âletlerini kullanarak tarantulayı
dikkatli bir şekilde kesip mezardan dışarı
çıkaracaktır, tarantuladan sadece kitinimsi sindirime
müsait olmayan bir iskelet kalmıştır.
Bu inanılmaz yönteme
baktığımızda görünen, arının üreme sisteminin
özel olarak tarantulaya ayarlanmış biçimde
yaratıldığıdır. Aksi halde, arının vücudunda
tarantula zehrine karşı panzehir bulunması ya da
tarantulayı felç edecek nitelikte bir sıvı
salgılaması hiçbir şekilde açıklanamaz.
Arının vücudunda
örümceğe uyumlu bir sistem olması, her iki hayvanın
da aynı Yaratıcının eliyle yaratıldığını
göstermektedir. 0 Yaratıcı, tüm evreni yaratan, tüm
evreni bilen ve kontrol eden, sonsuz bilgi, akıl ve
güç sahibi olan Allah'tır.
Hayat tarzındaki
mutasyonların tamamen şans yoluyla oluştuğu iddia
edilmektedir. Böyle olsaydı tarantulanın bir avcıya
karşı müdafaa sisteminin de tesadüfen meydana gelmesi
gerekirdi. Aksine, kendini gayet iyi koruyabilen ve bazen
arıları bile öldüren örümcek, böceğin kendini
uyuşturmasına müsaade etmektedir. Diğer taraftan
avının sinir merkezlerinin yerine esrarlı bir şekilde
bilen arıyla karşılaşmaktayız.
İğnenin başka bir yere
saplanması halinde ya örümcek işe yaramayan bir gıda
olacaktır, ya da örümcek hücum ederek arıyı
öldürecektir. Her iki halde de tabii ayıklanmaya
yardımcı olan bir husus bulunmamaktadır. Böyle bir
çalışmada orta derece de bir başarı olamaz. Başarı
ya vardır ya da yoktur. Kendinin iki misli büyük bir
zehirli örümcek üzerinde iğneyle deneme yapmaya devam
etmek pek akıl kârı olmasa gerek.
Evrim, hayret verici bu tip
adaptasyonların çoğu zaman organizmaya zararlı
küçük mutasyonlardan kaynaklandığını ve tabii
ayıklanmanın da yalnız tek yönde yeni
değişikliklerden yararlı olanları muhafaza ederek
devam ettiğini ileri sürer. Bu ise arının becerikli
ameliyatının her zaman mükemmel olmadığını
kasdetmektir. Fakat bir operatör bıçak elinde mevcut
hastaları kovalayıp keserek bu kabiliyeti elde edemez.
Bu evrim mûcizesi (!) bildiğimiz ayıklanma yoluyla
ortaya çıkamaz. Arıdaki tüm sistem derhâl
çalışmalıdır, aksi taktirde güçlü örümcek
karşısında soyunun tükenmesi gerekirdi. Tesadüf
yoluyla nasıl olur da böylesine kompleks bir mekanizma
izole edilip muhafaza edilmiştir? Çünkü bu,
detayları tamamlamadan önce kullanılması mümkün
olmayan bir kabiliyettir...
Hiç şüphesiz göklerde
ve yerde mü'minler için önemli âyetler (İbret, delil
ve mesajlar) vardır. Yaradılışınızda ve (Allah'ın)
üretip yaydığı hayvanlarda da, araştırıp inanan
bir toplum için önemli âyetler vardır. (Casıye Sûresi
3,4. Ayetler) |
Düşünen İnsanlar İçin
(dökümanlarından)
|