SUÇLU!
Sen, Ateist bilim
adamı. Allah'a inanmadan tıbba getirdiğin
yanlış yorumlar yüzünden milyonlarca insanı
sağlığından ettin.
Büyük bir neşe
ve ümitle yeryüzüne gelen yavrunun
beslenmesine haince el atarak, onu ömür boyu
sağlıksız kıldın. Evrimle meydana geldiğini
sandığın o yavrunun en mükemmel besin
kaynağı olan anne sütünü, "içinde
demir eksik" damgasıyla lekeledin ve bebek
yaştan itibaren ona demir vererek,
bağırsaklarını ömür boyu sürecek
rahatsızlıklara mahkûm ettin. Eğer Allah'a
inansaydın, anne sütündeki demir eksikliğinin
bir hikmeti olduğunu anlayıp onu araştıracak,
bu sâyede demirin bebek bağırsağına
dokunduğunu anlayacak ve sonunda bebeklerin,
karaciğerlerine iki yıllık demir depo edilerek
dünyaya gönderildiğini fark ederek bu hârika
tedbir karşısında secdeye kapanacaktın.
Hıyânetin bununla
da kalmadı. Mama fabrikalarını, ekonomik
çıkarlarına âlet ettin ve mamaların, anne
sütünden daha iyi olduğunu insanlara telkin
ederek yine milyonlarca insanın anne sütünden
bağışıklık maddesi alarak sağlıklı
yaşamasına engel oldun. İnsan sağlığına
verdiğin bu acımasız zarar otuz yıl devam
etti. Anne sütünün terkibindeki akıl almaz
âhenk öğrenilip, Dünya Sağlık
Teşkilâtının mama kutuları üzerine ve
reklâmları yanına "Bebeğin en iyi
beslenme yolu anne sütüdür" yazma
mecburiyeti getirmesine kadar yüz milyonlarca
insanın sağlığıyla oynadın.
Pişkin ve
sırnaşık suratınla Allah'a inançsızlığı
meziyet sayarak, onu insan özgürlüğünün bir
parçası olarak reklâm ettin. Şimdi ayağa
kalk ve milyonlarca insanın sağlığına
verdiğin zararın hesabını ver. Sonra ilimden
özür dile ve insanlığın huzurundan çekip
git.
Yine sen, çocukluk
yaşında hasta olan bademcikle sağlıklı
olanı hiç ayırt etmeden "faydasız"
hükmünü vermekten kaçınmadın ve savunma
sisteminin bu kilit noktasına acımasızca
müdahale ettin. Bu ateist yorumunla en az otuz
yıl sağlıksız (hatta ileride kansere kadar
ulaşan) zararlar doğurdun. Fonksiyonunu tamamen
yitirmiş bademciklerin dışında bu önemli
yapının mutlaka korunması gerektiği bilinene
kadar nice sağlıklı insanları perişan ettin.
Hatân bununla da
bitmedi. Bağırsakları koruma görevini
üstlendiği bugün artık kesin olarak bilinen
apandis bağırsağının varlığını kör ve
cüce zihninle evrim bâkiyesi kabul edip, onun
alınmasını bir meziyet saydın.
İnsan
sağlığına yaptığın müdahale, bununla
sınırlı kalmadı. Beslenme ve yaşayış
tarzımıza öyle uydurma telkinlerde bulundun
ki, herkes seni ciddi bir ilim adamı sanarak
yaşayış tarzını değiştirdi ve yine
sağlığından oldu. Hakiki ilim adamlarının
arada bir yaptığı ciddi ikazlara senin yoğun
propagandaların sebebiyle rağbet bile edilmedi.
Üstelik sen, inançsızlığın yanlış yorum
sınırlarında kalmayarak o yanlışları gıda
sanayiine bile bile getirdin ve maddi menfaat
karşılığında hizmet de ettin.
Alkolün zararını
bildiğin halde buna karşı çıkmadın aksine
neredeyse savunmasını yaptın.
İnsan
sağlığının ve beslenmesinin kilit
noktalarından biri olan yağ konusunda pek çok
yanlış ve yalan yorum getirdin. Zeytinyağı
gibi insan hayatının en ciddi bir ihtiyacını
küçümseyerek onun yerine uydurma rekâbetler
koydun. Bugün için gençlikten yaşlılığa
kadar âdeta bir ilâç niteliği taşıyan
zeytinyağının özelliklerini anlatmayı
ateizme bir ihanet saydın. Hücre yapısında
fevkalâde önemi olan yağın varlığını
neredeyse inkâr edecektin. Onun sırf kalori
veren bir enerji vasıtası olarak tanıttın.
Böylece insanlar, beslenmede en ucuz yağ
hangisiyse onu almayı yeterli gördüler.
Halbuki hücre yapısında fevkalâde önemi olan
hücre zarının sağlığı için
zeytinyağının ve sütteki tereyağının
önemi hayatidir. Bunun dışında bazı
vitaminlerin hücreye intikâli içinde bu iki
yağ vazgeçilmez kimyevi bir köprüdür. Yağ
konusunda ateistin getirdiği yanlış
yorumların ülkemiz açısından ayrı bir
önemi vardır. Çünkü bu zeytinyağına
karşı bu ilgisizlik, onun ekonomik değerini de
düşürdüğü için, milyonlarca ağaç, beton
yığını yapılar yüzünden kesildi. Hatta
birçok zeytinlikler, sahibi tarafından
bakımsızlığa terk edildi. Bugün
zeytinyağı, Amerika'da beslenmenin bir
numaralı gündem maddesi haline gelmiş ve peş
peşe alınmaya başlamıştır. Allah'ın
tabiata verdiği akıl almaz kimyevi âhengin
sırlarını keşfetmek yerine, onun tesadüfler
ve evrim saçmalarıyla yaşadığına hükmeden
ateist bilim adamları, elbette nasıl
yaşayacaklarını bilmedikleri gibi nasıl
besleneceklerinden de habersizdirler.
İnsan bünyesinde
ihtiyaç duyulan bütün kimyevi maddeler dünya
tabiatına öylesine işlenmiştir ki, ister
sağlıklı olunuz ister hasta, bu hârika
yapıya nazar ederseniz bütün problemleriniz
çözüm bulabilir.
Daha yakın
yıllara kadar kalbe yalnız bir motor gözüyle
bakan, bu yüzden de (hiç bir moral takviyeye
ihtiyaç duymadan) kendini oto tamircisi zanneden
ateist doktorlar, milyonlarca kalp hastasını
çaresiz durumda bırakmıştır. Oysa ki artık,
kalp hastalarının tedavisi konusunda da moral
tesirlerinin çok önemli olduğu
anlaşılmıştır. En az elli yıldır insan
sağlığını hiçe sayan ateist görüşün
temsilcileri, bu yüzdende hesap vermek
zorundadır.
Ateistin gerek
insan sağlığına, gerekse yeryüzündeki
hayata bakış tarzı öylesine vahim sonuçlara
sebeb olmaktadır ki bunlar için kıyâmete
kadar hesap verse bitiremez. En büyük suçu
ise, insanlara inançsızlık yönünde çeşit
çeşit yalan söyleyerek onları sahipsiz ve
koruyucusuz göstermesidir. Bugün gelişmiş
kentlerin sokakları haşhaş tarlasına
dönmüşse, toplumda sevgiyi kaybederek strester
içinde kıvranıyorsa, bunun baş sorumlusu
Allah inancına karşı çıkarak insanları
saptıran ateist bilim adamlarıdır.
Yeryüzünü, ozonuna, çiçeklerine, kelebeğine
ve akıl almaz nimetlerine rağmen çekilmez
hâle getirmek isteyen bu ateist aydınlar(!)
karanlığın ta kendisidir. Ve güzellikleri
görmezlikten gelen, yalnız çıkarlarını
düşünen, hesap verme mesuliyetinden kaçmak
isteyen herkes, ateistin bu suçuna iştirak
ediyor demektir.
Siz siz olun,
Allah'a inanmayana inanmayın. Ne söylese
yalandır... |
Düşünen İnsanlar İçin
(dökümanlarından)
|