Peki
ya ikincisi?... Bunu da ağaç kabuğunu delerek
yapıyor.
Bu arı cinsi yavrularını
sireks adı verilen başka bir arının larvaları ile
besliyor. Ama karşılaştığı bir sorun var: Sireks
larva dönemini, ağaç kabuğunun altında geçiriyor.
Bu nedenle, sondajcı anne göremediği sireks
larvalarının önce yerini tesbit etmek zorunda.
Arı, sireks larvasının
tespit için vücuduna yerleştirilmiş olan çok hassas
alıcıları kullanıyor ve ilk sorun, yani yer tespiti
böylece çözümlenmiş oluyor. Peki ya ikincisi?...
Bunu da ağaç kabuğunu delerek yapıyor.
Arının ağaç kabuğunu
delmek için sahip olduğu organa "ovipositor"
adı verilmiştir. Bu özel organ, arının tüm
vücudundan daha fazla bir uzunluğa sahiptir. Bu organ
kuyruktan çıkan uzantının birleşmesiyle oluşur ve
ucu keskin bir bıçak gibidir. Bıçağın ağzı
kullanım amacına uygun, tırtıklı olarak
yaratılmıştır.
Sondajcı Arı kabuk
altındaki sireksi bulur bulmaz delme uzantılarını en
kestirme yolu izleyecek biçimde hedefine yöneltiyor.
İki uzantı bir testere gibi ileri geri hareket ederek
deliyor. Arı sirekse isabet eder etmez, kendi
yumurtasını borusu aracılığıyla larvanın içine
bırakıyor.
Ve yavru yaban arısı,
annesinin bulup kendisine hem yem, hem sığınak olarak
bıraktığı kurtçuğun içinde büyüyerek hayata
başlıyor.
Bu denli mükemmel bir
tasarımın, asla tesadüflerin eseri olamayacağını;
tam aksine apaçık bir Yaratıcı'nın, sonsuz bir akıl
ve güç sahibi olan Allah'ın eseri olduğunu ayrıca
vurgulamaya gerek var mı?..
|