Ana Sayfa

Geri
Kalbin Sesi - Konu ve Notlar

REÇETE

           Allah'ın (c.c.) Kur'an'da açık açık işaret ettiği, fakat nankör mahluk insanın, bir türlü kibrini ve cehaletini yenip de üstünde düşünmediği, araştırma yapmadığı büyük şifa reçetesi ve bu ilâhi reçetenin aziz bir âyeti: İşte âyette işaret edilen doktor yaratık: Bal arısı ve ilâçları:
           Bal, polen, balmumu ve arı sütü Bir tespit:
           Çağımız insanı kendisini, bütün eski çağlarda yaşamış olan insanlardan daha akıllı (!) zannediyor. İspat mı?
           Buyrun; dikkatlerimizi ve tefekkür kabiliyetimizi kullanarak, gözlerimizi çok eski zamanlara, büyük akıllı (!) insanların isimlendirmesiyle Taş Devrine (Belki Nuh, belki Adem(A.S)ın yaşadığı devire) çevirelim.
           Yer; Şimdiki İspanya, bölge, Valencia'da küçük bir mağara ve iç duvarda bir fresk (taşla oyulmuş resim): Bir kız çocuğu, ip merdivenin üstünde, arı kovanından bal topluyor.
           Bilgisayar kafalı arkeolog ve antropologların hesabına göre 16 bin yıl veya daha evvel. 0 zaman ki insan da bu balı besleyici ve tedavi edici olarak kullanıyor.
           Bu tarihi hâdiseyi bugünkü insan keşfediyor ve kendisini ondan daha akıllı sanıyor!...
           Yarabbi, sen bize hikmetlerini tefekkür edebileceğimiz aklı ihsan et.
           Zannediyor muyuz ki Kur'an-ı Kerim'de bahsedilen bu nimetler yalnız Hz.Muhammed (s.a.m)'e verilmiştir! Tabii ki hayır. Allah (C.C.) ilk yarattıklarını koruyup, nimetlendirmedi mi sanıyorsunuz?
           İşte bugünkü Darwincilerin İspanya'daki tarihin ilk devirlerine ait bir mağaradaki oyma resim önünde ellerini kaldırmış vaziyetteki teslim oluşları!... İşte zamanımızda insanları kobay hâle getiren, plâstik ilâçlar imal edip, dünyadaki ekonomik sömürüyü sürdüren dev ilâç tröstlerine bir şamar daha!.. Henüz hidayete erdirilmemiş araştırıcı zekâya sahip Alman ilim araştırma yazarı Paul Uccusic'in küçük bir tespiti:
           -"Antik çağlarda bal ve diğer bal arısı ürünleri yalnız besleyici olarak değil, ilâç olarak ta kullanılıyordu." Bu buluş karşısında modern farmakolojinin tutumu:
           -"Tabii o zamanlar bugünkü imkânlar yoktu ve elde olan bal ve balçık, bazı yaralarda pansuman olarak kullanılıyordu... Ne Acayip ve şaşırtıcıdır ki, bugün iyileşmeyen yaralarda kullanılan en gelişmiş bakteriyel ve antiseptik ajanların, yara tedavisini geciktirdiği buna karşılık bal ve balmumu pansumanlarının ise, yarayı çok daha mükemmel olarak iyileştirdiği açıkça ispatlanmış durumda."
           Haydi buyrun saç yolmaya! Ve Paul Uccusic devam ediyor:
           -"Yapılan antik araştırmalarda bulunan yazılarda SÜMERLER tedavi edici tesirini belirtiyorlar. Eski MISIR medeniyetinde yara tedavi maddesi olarak antiseptik ve koruyucu olarak (mumyalarda) balın ve balmumunun kullanıldığı hiyeroglif yazılarda bize aktarılmış. Roma ve Yunan medeniyetlerinde antiseptik ve antibakteriyel olarak göz hastalıklarında, akciğer tbc'sinde, nörolojik hastalıklarda, geriatride, zehirlenmelerde (panzehir olarak) kullanılmış. Bütün İslâm dünyasında bal arısı ürünleri daima şifa verici olarak baş köşeyi işgâl etmiş.
           Şimdi gözlerimizi ve dikkatlerimizi, bizleri Allah kelâmına (büyük ve tek reçeteye) tefekkürle dayanmadığımız için itham eden tarihi vesikalar bırakan eski çağlardan günümüze çevirelim; çevirelim de ne karar bilimsel(!) olduğumuz kibirini bırakıp, mozaik taşlarını tek tek yerlerine yerleştirmeye başlayalım.
           Hidâyet dileyerek sözü tekrar Paul Uccusic'e bırakalım:
           -BAL: Balda, alındığı çiçek ve bitkilere göre bütün hastalıklara şifa vardır. Yapılan farmakolojik analizler göstermiştir ki, bal arısı ürünlerinin karışımı insan vücudu için zararsız oranda bütün yapı taşlarını ihtiva ediyor. Kim balı sıhhati için kullanmak istiyor ise, şu kaideye dikkat etmelidir: "Balı arının verdiği gibi aynen muhafaza et..
           -POLEN: (Çeşitli bitkilerden arının ayağına bulaşan çiçek tozları): Maalesef günümüzde saman nezlesi (allerjik bahar nezlesi)nin sebebi olarak polen suçlanmıştır. Fakat yapılan araştırmalar nihayet gerçeği ortaya çıkartmış olup, nezle yapıcı faktörün yalnız Kanada'da yetişen "ambrosiasep" adlı bitkinin poleni olup, buradan bütün dünyaya yayıldığı ispatlanmıştır. Yani diğer polenler kesinlikle suçsuzdur. Daha sonra yapılan araştırmalarla polenin, arının yavrularını bununla besledikleri gerçeğiyle, süper bir besin olduğu ortaya çıktı.
           İşte: 100 gr. polen besleyicillk yönünden 1I2 kg sığır etine veya 7 yumurtaya eşit. Yâni; 2 çay kaşığı polen bir yetişkinin bir günlük Protein ihtiyacı
           Ve 1963'te Amerika'da kurulan Lee Foundation For Natritional research of Milwaukee araştırma enstitüsünün yeni bir tespiti! "Polen öyle bir gıda ki insan hayatı boyunca yalnız onunla beslenebilir."
           ARI SÜTÜ: Anne sütünün eş değeri. Bal arısı da yavrusunu bununla besliyor. Polen ile karıştırılıp yapılan ilâçlar erkeklerin iktidarsızlıklarında, klimakterik şikâyetlerde, kuvvetsizlik dermansızlık, zayıflamalarda çok iyi neticeler alınmıştır. Bu araştırmalar Romanya, Yugoslavya, Fransa, İsveçte kurulan "Naturwissengschaft" laboratuvarlarında gerçekleştirilmiştir.
           BAL MUMU ve SUYU: Şifa için her şeyi ihtiva eder. Eskiden Mısır'da mumyalamada kullanılan bu madde ispatlanmıştır ki, antibakteriel olarak bakterilere ve mantar hastalıklarına karşı Tbc'ye karşı, mide ülserlerine karşı, virüs hastalıklarına karşı çok tesirlidir.
           ARI YUVASININ İÇİNDEKİ HAVA: Saman nezlesi için tek ve kesin tedavi. Haydi buyrun şöyle!...
           Ey zavallı insan, ey hikmetlerden kaynaklanmayan ilmi ve bilimselliği (!) ortaya çıkarıp, insanları sömüren büyük tröstler kendinize gelin ve düşünün tefekkür edin ve ibret alın.
           "Dr.Biene" isimli kitabından iktibaslar yaptığımız Paul Uccusic, hidayete ermemiş, kuru bir akılla ilmin peşinde koşan, bazı güzel kokuların farkına varmış bir insan. Ne acıdır ki, kitabına bir Kur'an âyeti başlamasına rağmen tefekkür ve nasipsizlikten hidayetine erememiş
           Tabii hidayet ancak, Allah'tandır. Temennimiz bu yöndedir.
           Allah'ın verdiği bu örnekler kainattaki hiçbir şeyin oyun olsun diye yaratılmadığını gösteriyor. Bir Restoran'a gittiğimizde bize servis yapan kişiye bahşiş veriyoruz. Berber çırağına yaptığı basit bir temizlik için bahşiş veriyoruz. Örnekler çoğaltılabilir. Peki bize sonsuz nimetler veren Allah'a bunların karşılığında ne vereceğiz? Hiçbir şey. Sadece 0'nun bize emrettiği şekilde teşekkür edeceğiz. Çok net olmasına rağmen tekrar etmekte fayda görüyoruz. Bize hastalandığımızda reçete veren doktorun tavsiyelerini bir kenara bırakıp kendi kendimize tedavi olabilir miyiz? Tabii ki, hayır. Allah'ın bize önerdiği, anma, düşünme ve şükretme yolu olan Kur'an'ı anlayarak okumak, namaz kılmak ve Allah'ın yasaklarından kaçınmak, hiç şüphesiz doktorun reçetesinin yanında, uyulması gereken çok daha önemli bir reçetedir. Ancak Allah'a karşı samimi olanlar Cennet'e girebilir. 0'nu görür. Kainatın en "İnsan"larıyla beraber olabilir. Samimiyet de sözde değil işte gözükür. Allah, hepimizi dosdoğru, samimi kullarından etsin.

Düşünen İnsanlar İçin (dökümanlarından)


 
Sayfa hakkındaki görüş ve düşüncelerinizi
e-mail ile yollayın