|
Kalbin Sesi - Konu ve Notlar
SICRAYAN
ÖRÜMCEK
Bilindiği gibi
örümcekler, avlanmak için bir ağ örer ve buna
takılacak hayvanı beklemeye koyulurlar. Buna karşın,
sıçrayan örümcek, diğerlerinin tersine, avına
kendisi gitmeyi tercih eder. Avına ulaşmak için çok
usta bir sıçrayış yapar. Yarım metre ötesinden
geçmekte olan bir sineği, sıçrayarak havada
yakalayabilir. Örümcek, şaşırtıcı
sıçrayışını, hidrolik basınç ilkelerine göre ön
ayağı ile yapar ve saldırı alanındaki avının
üzerine bir anda çökerek güçlü kıskaçlarını
avına geçirir. Bu atlayış çoğu zaman bitkiler
arasındaki karmaşık ortamlarda gerçekleşir. Hayvan,
başarılı bir atlayış için en uygun açıyı
hesaplamak, yakalamak isteği avının hız ve yönünü
de göz önünde bulundurmak zorundadır.
Daha da ilginç olan,
avını yakaladıktan sonra nasıl ölmekten
kurtulduğudur. Örümcek ölebilir, çünkü avını
yakalamak için atlarken doğal olarak kendini de
boşluğa atmaktadır, ve bulunduğu yüksek mesafeden
(çoğunlukla bir ağacın tepesindedir) yere
çakılabilir.
Ama, örümcek böyle bir
sondan kurtulmaktadır. Çünkü sıçramadan hemen önce
salgıladığı ve bulunduğu dala yapıştırdığı
iplik, onu yere düşürmekten kurtarır, havada asılı
tutar. Bu iplik, hem kendini hem de yakaladığı avını
taşıyacak kadar sağlamdır.
Bu örümceğin diğer bir
ilginç özelliği kurbanına enjekte ettiği zehirin,
yakaladığı hayvanın dokularını sıvı hale
getirmesidir. Çünkü örümceğin besini, avının
sıvılaşmış dokularından başka bir şey değildir.
Kuşkusuz hayvanın sahip
olduğu bu özellikler, tesadüflerin ona bir hediyesi
(!) değildir. Çünkü hem sıçrama, hem de kendisini
düşmekten koruyacak bir ağ yapma yeteneğini aynı
anda kazanmış olması gerekmektedir; eğer
sıçrayamasaydı, aç kalır ve ölürdü, ağ yapmasa
veya ağı yeterince sağlam olmasa bu kezde yere
çakılırdı. Hayvanın hem sıçramaya uygun bir vücut
yapısı olmalı, hem de kendisi ve avını
taşıyabilecek güçte bir halat salgılayabileceği
sistemi olmalıdır.
Kaldı ki örümcek sadece
iplik üreten ve sıçrayan bir mekanizma değil, komple
bir canlıdır ve tüm özellikleriyle aynı anda var
olmak zorundadır. Biri sonraya kalamaz. Örneğin
sindirim sistemi tamamlanmamış bir örümcek
düşünebilir misiniz?
Sıçrayan örümceğin bir
başka özelliği ise, görme yeteneğidir. İnsan da
dâhil olmak üzere çoğu yaratık, sahip oldukları iki
göz ile yalnızca belirli bir alanı görebilir,
arkalarını ise hiç göremezler.
Oysa sıçrayan örümcek,
kafasının üzerindeki dört çift özel gözle,
arkasındakiler dâhil etrafındaki her şeyi görebilir.
Bu gözlerin iki tanesi kafanın ortasından test
tüpleri biçimde ileri uzanmıştır. Bu iki büyük
göz (A. M. gözleri), yuvalarının içinde sağa-sola
ve yukarı aşağı hareket edebilir. Kafanın yanındaki
diğer dört göz ise görüntüyü tam olarak
algılayamaz, ancak etraftaki her hareketi fark edebilir.
Bu sayede, hayvan, arkasındaki bir avınıda rahatlıkla
teşhis edebilmektedir. |
Düşünen İnsanlar İçin
(dökümanlarından)
|