Ana Sayfa

Geri
Kalbin Sesi - Konu ve Notlar

MEZARLIK
Mezarlıktaki Otları Kopartalım Mı?

           Ölülerimizi mezarlıklara defnederiz. Topraktaki mikroorganizmalar çürüyen cesetleri en küçük birimlerine kadar ayrıştırırlar. Cesetlerin yapısında en fazla yer işgâl eden proteinler bu sırada nihai olarak amonyağa kadar parçalanır. Amonyak ise gaz halinde buharlaşır. ve toprağın gözeneklerinden geçip havaya karışır. Bilhassa sıcak havalarda çok daha kolayca buharlaşıp çevreye yayılır. Amonyak esasen toksik (zehirli) bir maddedir. Çok fazla miktarda bir yerde birikirse oradaki canlıların büyümesini engeller ve hayati faaliyetlerine olumsuz yönde tesir eder. Meselâ, toprakta ve suda birikirse buralarda yaşayan binlerce tür canlının solunumunu yavaşlatmak ve hatta engellemek suretiyle onların ölümüne kadar varan sonuçlar doğurabilir. Yine buharlaşan amonyak, soluduğumuz havada belli bir düzeyin üzerine çıkarsa beynimize dahi tesir edip, beyin hücrelerinde enerji (ATP) sentezini azaltır. Bu da düşünme zayıflığına ve unutkanlıklara sebeb olur.
           Birkaç yıl önce İstanbul Boğazı'nda amonyak yüklü bir tankerin başka bir gemiyle çarpışması sonucu denize yayılan amonyak, balıkların ölümüne sebeb olmuş ve bu olay basın ve TRT'de o günlerde yer almıştı.
           Kâinatı hassas dengelerle idare eden Yüce Kudret, bu toksik maddenin diğer canlılara zarar vermemesi için havada rüzgârları, denizde dalgaları, toprakta da bitkileri yaratmış. Rüzgârlar havayı, dalgalar da suları temizlerken, bitkiler de topraktaki hücresiyle amonyağı amonyum hâlinde emerler ve bu maddeyi kendi büyümelerinde kullanırlar. Farkında olmadan da toprağı temizlemiş olurlar.
           Bitkiler karbondioksit gazını havadan yapraklarıyla alıp havadan yapraklarıyla alıp fotosentezde kullanabilirken, havada karbondioksitten daha fazla bulunan azot gazını aynı şekilde alıp kullanamazlar. Çünkü bu sistem yapraklara konulmamıştır. Ancak bitkilerin kökleri azotu toprakta, amonyum veya nitrat iyonları hâlinde alabilirler Topraktaki bu iyonlar ise ya canlıların cesetlerinin çürümesinden kaynaklanır veya bazı mikroorganizmaların faaliyeti sonucu havadaki azot gazının indirgenmesiyle toprağa kazandırılmıştır.
           Yapılan araştırmalara göre, bazı bitki türleri azotu topraktan nitrat halinde alırken bazıları da amonyum halinde alırlar. Mesela, tahıl bitkileri, meyve ağaçları ve meşe, gürgen ve çınar gibi geniş yapraklı ağaçlar çoğunlukla azotu nitrat halinde alır. Oysa çayır, üçgül ve yonca gibi otlar ile çam, ardıç, köknar ve selvi gibi iğne yapraklı ve kozalaklı ağaçlar amonyum halinde alırlar. Şu halde amonyak birikimini önlediği için, mezarlıkların otlu tutulması ve geniş yapraklı ağaçlardan ziyade iğne yapraklı ve kozalaklı ağaçların dikilmesi daha uygundur. Zaten mezarlıklarımıza bir göz attığımızda, ecdadımızın mezarlıkları umumiyetle çam, ardıç ve selvilerle donattıklarını görürüz. Yine mezbaha ve kesimhane gibi yerlerin etrafını bu tür ağaçlarla donatmak çevre korumacılığı açısından dikkate değer bir husustur. Çünkü, bu tür bitkiler, amonyağı direkt olarak amonyum halinde aldıklarından toprakta amonyak birikimini daha iyi önlerler. Halbuki diğer bitkiler azot ihtiyacını nitrat olarak karşılarlar. Amonyağın nitrata dönüştürülmesi bakterilerce gerçekleştirilir. Bu yüzden bu yol daha uzun bir zaman alır ve topraktaki kimyevi şartlar uygun değilse, bakteri faaliyeti engelleneceğinden amonyak nitrata çevrilmez ve birikir. Bu durumlar Peygamberimiz'in ( S.A.V ) : "Mezarlıklardaki otları koparmayın" ve "Mezarlıkları ağaçlandırın" hadis-i şeriflerini hatırlatıyor. Muhakkak ki bu hadislerin kastettiği esas mana mezarlıktaki bitkilerin hal dilleri ile olan tesbihleri sebebiyle oradaki mevtalara sevap yazılması ve onların varsa azaplarının hafifletilmesidir. Fakat bunun yanında az önce bahsedilen hususlara da bir işaret olduğunu düşünebiliriz.

Düşünen İnsanlar İçin (dökümanlarından)


 
Sayfa hakkındaki görüş ve düşüncelerinizi
e-mail ile yollayın