Emr eşyanın geleceğini etkileyen, belirleyen her iştir. Küllî iradenin
külliyen tecellîsidir. Hayatın seyrini etkileyen, belirleyen, şekillendiren
hiçbir iş “emr”siz olmaz. Yaprak bile “emr”siz kımıldamaz. Fizik âlemde de
metafizik alemde de bütün işleri yapan Allah’dır. Allah dilese Kur’an’la dağlar
yürütülür, yer parçalanır, ölüler konuşturulur.1 Çünkü, “Emr
bütünüyle Allah’a aittir”2. Yani Allah dilerse bütün bunları
yapabilir. Fiziksel kanunların cereyan etmesi de “emr”, fiziksel kanunların
inkıtaya uğraması da “emr”dir. Kâinatta her şey emre itaat halindedir. Allah her
semâya emrini vahy etmiştir.3 Cemâdât, nebâtât ve hayvanât Allah’ın
emrine tam itaatle huzur ve sükûna kavuşmuşlardır. Huzur ve sükûna erememiş tek
varlık insandır. Onun da Allah’a giden yoldaki bütün arayışları ilâhî iradeye
itaatı, “emr”e itaatı, bu husustaki çaba ve gayretleri huzura ve sükuna ermesine
ve ebedî saâdeti elde etmesine vesile olacaktır.
Başa gelen musibetler “emr” iledir. Kıyametin kopması da “emr” ile olacaktır.4
Melekler Lût (a.s.)’ın kavminin başına gelecek felaketi haber verdiğinde Hazreti
İbrahim bu azabın hafifletilmesini onlardan istemişti. Onlar dediler ki: “Ey
İbrahim bu isteğinden vazgeç. Rabbinin emri gelmiştir. Geri çevrilemez bir azap
onlara gelecektir.”5 Rabbimizin emri çıktıktan sonra dönüş olmaz.
“Emr” beşer olarak bizim için gizli olan, gayb konusuna giren, ilmi Allah’ın
nezdinde olan işleri de hatırlatır: “Halk da emr de Allah’a mahsustur.”6
Bu ayette geçen halk, Cenab-ı Hakk’ın “el-hâlik” isminin tecellîsi olan
varlıklardır. Biyolojik ve fiziksel kanunlar bu varlıklar için geçerlidir. “Emr”
ise Cenab-ı Hakk’ın “el-bâri” isminin tecellîsi olan varlıklardır. Melekler ve
ruh emr alemindendir: “De ki ruh Rabbimin emrindendir.”7 “Emr” alemi
ile Cenabı Hakkın el-bâri’ ismi arasında bir alaka vardır: O Allah ki hâlikdır
(cismânî varlıkları yaratandır) Bârîdir(rûhânî varlıkları yaratandır)
Musavvirdir.( rûhâniyet ile cismâniyeti en güzel şekilde bir araya getirendir)8
Kur’an’da yeryüzünde cereyan eden, deprem, sel gibi tabii afetler ile fitne ve
katil gibi toplumsal afetlerin yaratıcısı anlamında da “el-bâri’” ism-i
şerifinin iştikak ettiği “berae” fiili kullanılır.9
El-ber’ü masdarı yaratmak anlamına geldiği gibi hastalığı iyileşmek anlamına
da geliyor. İyileşme halk âlemi ile ilgili bir hâdise değil, emr âlemi ile
ilgili bir hadisedir. Bir hastalıktan iyileşmemiz bedenimize ruh canlılığı veren
Bâri’ Teâlâ’nın dilemesiyledir. Allah iyileşmeyi emr eder. “El-bâri” ismi
tecellî eder, hasta da iyileşir. İlaç ve benzeri araçlar birer vesile. Asıl
iyileşme Allah’ın dilemesiyle.
Bütün bu anlattıklarımız “emr”in ruh ile alakasına işaret eder. Bu çerçevede
“Ailene namazı emret, sen de ona devam et”10 ayetine bakalım: İnsanın
ailesine namazı emr etmesi basit bir iş değil. Rûhunu ve bütün varlığını ortaya
koyması gereken bir iştir. Emr ruh ile olur. Yaptığı bu eyleme ruhunu
katmalıdır. Baba, ailesinin namaz kılmasını kendisine dert edinecek. Namazı
ailesi ve çocukları için olmazsa olmaz bir amel olarak görecek. Böyle bir hal
üzere olursa yaptığı emir de ailesine Allah’ın izni ile tesir edecek.
İnsana takvâ potansiyeli de fücur potansiyeli de verilmiştir.11
Nefsi insana kötülüğü12, şeytan insana fuhşiyâtı emreder.13
Ama yine de insan, nefsine ve şeytana teslim olmamalıdır. İnsan alemlerin
Rabbine teslim olmakla emr olunmuştur.14 Müminlerden olmakla emr
olunmuştur.15 Allah’a kulluk edip O’na ortak koşmamakla emr
olunmuştur.16 “Allah adâleti, iyilik yapmayı, akrabaya vermeyi
emretmiştir.”17
Emre uygun bir hayatı sürekli yaşamak zordur. İnsanı kocatacak ve saçını
ağartacak kadar zordur. İstikâmet emre uygun bir hayatı sürekli yaşamak, ölüm
gelinceye kadar sebat etmektir.18 Emre itaat, başka emirlere itaatı
da getirir. Mesela namaz bir emirdir. Kılındığı takdirde namaz da başka
güzellikleri insana emr eder. Namazın da bir emri var: “Ey Şuayb sana namazın mı
atalarımızın ibadet ettiğini terk etmemizi emrediyor.”19
|
Yukarıda Kur’an’da geçen esmaü’l-hüsnâ’dan el-hâlik, ismi ile el-bâri’ ismi
arasındaki nüansa işaret etmiştik. Şu ayeti inceleyelim: “Siz buzağıyı kutsal
edinmekle nefsinize haksızlık ettiniz. O halde yaratıcınıza(el-bâri’) tevbe
edin. Nefsinizi öldürün. Yaratıcınız(el-bâri’) katında bu sizin için daha
hayırlıdır.”20 el-Hâlik da yaratıcı demek olduğu halde burada
el-bâri’ ismi kullanılmıştır. “Nefsinizi öldürün” ibâresi, canınıza kıyın,
intihar edin, ruhunuzu öldürün anlamında değil; size rûhunuzu verene dönün, O’na
yönelin, cismâniyetinizi azaltarak ruhunuzu arındırın anlamındadır. Ruhumuzu
arındırma, maddî gıdalarımızı azaltıp, namaz, duâ, zikir gibi manevî
gıdalarımızı artırmakla olur.
Müminler birbirine iyiliği emreder.21 Münafıklar ise birbirine
kötülüğü emr eder.23 Müminler emri iyi anlar. Münafık emri anlamaz.
Her şeyin emr ile olup bittiğinin farkına varmaz. “Emr alemi” ile bağlantı
kuramaz. Emirler emr aleminden çıkar. Mü’min Allah’a teslim olup emre itaat
edendir. Emr gayb aleminden bize açılan bir kapıdır. O kapıdan içeri girip
arkasına bakmayan kurtulur.
Dipnotlar: 1) Ra’d(13), 31. 2) Ra’d(13), 31.
3) Fussilet(41), 12. 4) Nahl(16), 77. 5)
Hûd(11), 76. 6) A’râf(7), 54. 7) İsrâ(17), 85.
8) Haşr(59), 24. 9) Hadîd(57), 22. 10)
Tâhâ(20), 132. 11) Şems(91), 7. 12) Yûsuf(12), 53.
13) Nûr(24), 21. 14) Mü’min(40), 66. 15)
Yûnus(10), 104. 16) Ra’d(13), 36. 17) Nahl(16), 90.
18) Hûd(11), 112. 19) Hûd(11), 87. 20)
Bakara(2), 54. 21) Tevbe(9), 71. 22) Tevbe(9), 67.