|
Kalbin Sesi - Konu ve Notlar
Havva Hipotezi
Modern bilim, insanın kökeni
hakkında her zaman afâki teoriler peşinde koşmuştur. Bu noktada evrim, bağnazca
savunulan, bilimsel açıklamadan çok uzak bir hipotez konumundadır. Öte yandan
yine aynı çevrelerin ortaya koyduğu bazı bulgular, bu konudaki pek çok inancı
sarsmaktadır.
İslâm inancına göre, tüm insanlar tek bir
atadan, Hz. Adem ve Havva'dan gelmektedir. Diğer ilâhi dinlerde yaklaşık olarak bu
gerçeği kabul ederler. Bu konu, batıda reform hareketlerinden sonra cereyan eden
din-bilim çatışmasının en önemli mücadele alanlarından birini
oluşturmuştur. Böylece modern bilim asırlar boyu baskısı altında kaldığı dinden
intikamını almıştır(!) .
Evet, hristiyanlık hurâfeleri gerçekten de
uzun süre pozitif düşüncenin en önemli hasmı olmuştur. Fakat ne yazık ki, bu
konuda İslâm da aynı kefeye konmuş müslüman ülkelerde de aynı yanlış
felsefe İslâm'a karşı geliştirilmiştir.
Büyük propagandalarla, tartışmaya bile
lüzum görülmeden kabul edilen bu ideoloji, doğal olarak bireysel ve kitlesel tepkiler
almıştır. Özellikle bazı dindar kesimler tüm aksiyonlarını bu felsefeyi
çürütme üzerine oturtmuşlardır. Böyle olunca da, kimi zaman zayıf iddialarla
ortaya çıkmıştır.
Bu konuda savunulan yanlış görüşlerden
biri, "Modern bilimin, artık evrimden vazgeçtiği" iddiasıdır. Ne yazık ki
bu yanlış bir hüsn-ü zandan başka bir şey değildir. Şu çok iyi bilinmelidir
ki, modern bilim hiçbir zaman evrim teorisinden vazgeçmedi. Yalnızca ayrıntıda bazı
ayrılıklara düştüler. Fakat bu ayrıntıların bazıları, her ne kadar
kendileri kabul etmese bile, aslında hakikat hakkında önemli ipuçları veriyor.
HAVVA HİPOTEZİ
1987 yılında Evrim teorisinde
büyük değişikliklere yol açan bilimsel bir keşif yapıldı. Modern bilim, bir rumuz
olarak da olsa ilk defa Hz. Havva'nın adını anmaya başladı ve son yıllarda
tartışması gittikçe şiddetlenen Havva Hipotezi'ni (Eve Hypothesis) ortaya koydu.
Havva Hipotezi; hücre, hatta hücre organeli
ve moleküler düzeyde bazı bulgulara dayanıyor.
"Hücre içinde insanın tüm fiziksel ve
biyolojik özelliklerinin kodlandığı DNA adlı moleküller bulunur. Bu moleküller,
kromozom adı verilen yapılar içinde hücre çekirdeğinde yer alırlar. Çekirdek
içindeki DNA'lar, yarısı anneden, diğer yarısı ise babadan intikal ile teşekkül
ederler. Mitokondri adlı, hücrenin enerji kaynağı olma görevini yerine getiren
organeller içinde de bir miktar DNA molekülü bulunur. Fakat bu DNA'lar yalnızca
anneden alınır;babanın ise bu moleküllere bir katkısı olmamaktadır. Mitokondri
DNA'ları, kromozom DNA'larına nazaran çok daha kısa ve basit yapıdadır. Bu
yüzden incelenebilmeleri de o derece kolaydır. "
Bu noktadan hareket eden bazı bilim adamları,
ABD'nin Kaliforniya Üniversitesi'nden Allan C. Wilson, Rebecca Cann ve Mark
Stoneking, 5 değişik coğrafi bölgede Avrupa, Asya; Afrika, Yeni Gine ve Avustralya'da
yaşayan kadınların mitokondrilerindeki DNA'ları inceleyerek 1987 yılında
sonuçları duyurdular. Buna göre, alınan DNA örnekleri neredeyse birbirinin aynıydı.
Bu tek bir mânâya geliyordu: 0 da, tüm
insanların ortak bir "Anne"si olduğu gerçeğiydi. İşte bilim adamları bu
ortak "Anne"ye ister istemez "Havva" adını verdiler.; Fakat
ölçüleri yanlış olduğundan, bunun ilâhi kitaplarda haber verilen "Adem ve
Havva"(A. S) ile bir ilgisi olmadığını beyan etmeyi de ihmal etmediler.
Onlara göre; bu, evrimin bir basamağında meydana gelen bir olay sonucu
gerçekleşmişti. Yâni yine sürüngenlerden maymunlara varan bir gelişme
kaydedilmiş, sonra insan oluşmuş, fakat her nedense, bir sebeple dünya üzerinde
türeyen insan gruplarından yalnızca biri soyunu devam ettirebilmiş ve o, tüm
insanların atası olmuştu.
FOSİLCİLERİN PANİĞİ
Havva Hipotezi, ortaya atıldığı
ilk andan itibaren bilim dünyasında kutuplaşmaya ve sert tartışmalara yol açtı.
Söz konusu anlaşmazlık, teoriyi ortaya atan ve onları destekleyen, daha çok
laboratuar düzeyinde araştırma yapan insanlarla, tüm teorilerini buldukları
fosillere dayandıran antropologlar arasında belirdi. İlk ve en büyük aykırılık,
insan neslinin yaşı konusundaki farklı tahminlerden doğdu.
Bundan 20 yıl önce, antropologlar,
buldukları çeşitli kemik ve kafataslarını yorumlayarak insanın maymun türünden
ayrılış noktasında Ramapithecus adlı en ilkel insan türünün bulunduğunu kabul
ediyor ve bunun yaşının 25 milyon yıl olduğunu savunuyorlardı. Daha sonra bu tarihi
5-7 milyon yıl öncesine kadar yaklaştırdılar. Fakat mitokondri DNA'sı üzerinde
yapılan araştırmalar, çok daha erken bir tarihi g8steriyordu. Havva Hipotezini
savunanlara göre, insan maymun türünden en fazla 200 bin yıl önce ayrılmıştı. 0
halde müzelerde insanın atası olarak sergilenen tüm o fosiller, kafatasları, çizilen
temsili resimler, tümü birer hataydı. İşte bu, karşı tarafın çok ağrına gitti.
Fakat hakikaten gerçekte böyleydi. İnsanın ilk atası olarak ilk ileri sürülen
Ramapithecus, aslında bir Sivapithecus'tu, yâni bir orangutan. Bilim dünyasında bir
skandal etkisi yapan bu gerçek, 1970'lerde yapılan incelemelerde ortaya çıkarmıştı.
Böyle ciddi bir hata, Wilson ve arkadaşlarının elinde önemli bir koz oldu. Hatta
içlerinden biri, Vincent Sarich, şu değerlendirmeyi yapıyordu: "Doktorlar
hatalarını gömerler, paleantologlar ise adını değiştirirler. "
İnsanın geçmişini 200 bin yıl öncesine
bağlayan bulgular, mitokondri DNA'ları üzerinde yapılan çalışmalarda elde
edilmişti. Wilson, araştırmaları sonucu, bu moleküllerin yaklaşık bir milyon yılda
%2-4 gibi çok küçük değişikliklere uğradığını göstermişti. Dünyadaki
değişik ırklar üzerinde yaptığı incelemeler sonucu bu DNA'larda belirlediği
minimal farklılıkların miktarından yola çıkarak 200 bin yıl gibi mümkün
olabilecek en eski tarihe ulaşmıştı. Aynı gidiş yolu, araştırmacıları bir başka
noktaya daha götürüyordu;belirledikleri en fazla değişiklik, Afrikalı insanların
DNA'sına aitti. 0yleyse geçmişi en eski olan, dolayısıyla insan nesline atalık yapan
ve tüm dünyaya dağılan, Afrika insanıydı. Yani Havva Afrikalıydı.
EVRİM TEORİSİNE GÖRE HAVVA HİPOTEZİNİN AÇMAZLARI
Klasik evrim anlayışına göre de
modern insanın atası olan Homoerectus da ilk olarak Afrika'da türemiş, daha sonra tüm
dünyaya yayılarak gittiği coğrafi bölgenin şartlarına uygun evrimsel bir gelişme
göstermişti. Böylece Avrupa'nın Neanderthal'i Asya'nın Peking Adamı, Avustralya'nın
Java Adamı ortaya çıkmış, daha sonra bunlardan şimdiki ırklar doğmuştu. Halbuki
Havva Hipotezi'ne göre bunlardan yalnızca Afrika Adamı soyunu devam ettirebilmiş,
diğerleri ise tarih içinde kaybolmuştu. Peki bu nasıl oldu? Afrika insanı nasıl tüm
insanların atası olabilirdi?
İşte bu, Havva Hipotezi'ni ortaya atan bilim
adamlarının cevap vermekte en çok zorlandıkları soru. Peking Adamı'na ne oldu? Java
Adamı nereye kayboldu? Nasıl oldu da Afrika Adamı bunların yerini aldı?
Yaptıkları açıklamalardan birine göre,
Afrika Adamı türediği kıtadan çıkarak tüm dünyaya yayıldı ve diğer insanların
neslini kuruttu. Nasıl kuruttuğu sorusu ise cevapsız. Üstelik neden bu türler
arasında bir birleşme olmadı? Neden Afrika insanının DNA'sı karışmadı? Halbuki
elde bulunan verilere göre Afrika insanı diğer gruplarla çok uzun süre bir arada
yaşamıştı. Örneğin İsrail'deki Hafza Mağaraları'nda bulunan kalıntılardan,
modern insanın ve Neanderthal'in 40 bin yıl kadar yanyana yaşadığı görülmüştü.
Wilson ve arkadaşları nasıl olup da bu iki
insan topluluğu arasında birleşme olmadığını, grupların neden karışmadığını
açıklayamıyorlar. Getirdikleri bir kaç açıklama ise oldukça yetersiz. Birine göre
Afrika insanı dışındakiler, bir takım enfeksiyon hastalıkları yüzünden yok
olmuşlar. Diğer bir iddia ise Afrika insanının öbür grupları yok etmiş olması.
Fakat antropologlar buna hemen karşı çıkıyorlar;hepsinin ortak olarak kabul ettiği
şey, Neanderthal, Peking ve Java insanının; zeki, âlet kullanabilen, kendini
savunabilecek bireyler olduğu. 0 halde nasıl oluyor da Afrika insanı gelip bir tane
bile bırakmamacasına bu insanları hayvan sürüleri gibi boğazlayabiliyor?
ADEMİ ARAYIŞ
Evet, tüm bu tartışmalar, modern
bilime inanan kişiler arasına geçiyor. Fakat hepsinin gelip takıldığı bir çıkmaz
sokak var. Ama biz, tüm cevapları biliyoruz.
Tüm insanlar, Adem ve Havva'nın
çocuklarıdır. Tüm insanlara ortak mitokondri DNA'sını nakleden Hz. Havva
Annemiz'dir. Wilson ve arkadaşlarının doğru teşhis koydukları tek gerçek budur.
Öte yandan Havva'ya kadar getirdikleri evrim süreci, her türlü mesnetten yoksundur.
Biz, modern insanın niçin neanderthal insanıyla evlenmediğini biliyoruz. Çünkü
buldukları, Neanderthal insanının parçasıdır dedikleri o kafatasları, iskeletler,
aslında nesli tükenmiş bir takım hayvanlara, muhtemelen maymunlara aittir. Nitekim
bunun bir örneğini kendileri ortaya koymuş; insanın en eski atası olarak kabul
ettikleri 25 milyon yıllık bir fosilin bir orangutana ait olduğunu bizzat kendileri
açıklamıştır.
Peki insanlar yeryüzüne gerçekten Afrika'dan
mı dağılmıştır? Yani Hz. Adem'le Havva'nın yaşadığı yer buralar mıydı? Bu
konuda çok fazla şey bilmiyoruz. Fakat olmaması içinde bir neden görmüyoruz.
Bir başka soru ise 200 bin yıllık insanlık
tarihi. Bu konuda kesin konuşmak zor;üzerinde çalışılması gereken bir soru.
Modern bilim, laboratuarda yaptığı keşifler
sonucu, doğrulara biraz olsun yaklaştı. Henüz kendileri farkında olmasalar da,
insanoğlunun annesinin izlerini buldular. Şu anki çalışmalar, babanın yani Adem'in
bulunması yolunda. Sadece erkeklerde bulunan ve yalnızca babadan alınan Y kromozonu
üzerinde yapılan araştırmalar, şimdiden ortak bir babanın işaretlerini vermeye
başladı. Y kromozomunun oldukça kompleks yapıda olması, kesin sonucun alınmasını
geciktiriyor;fakat geliştirilen yeni tekniklerle çok yakında Hz. Adem'in varlığını
da kabul edilecektir.
Modern bilim Havva'yı buldu, pek yakında
Adem'le de tanışacak. Bakalım "Tüm Evrenin Yaratıcı'sını" ne zaman
bulacak? Samimi olan insanlar için Allah'ın bulunması zor değil. Ama 0'na karşı da
samimi olmak lazım...
Referanslar:
1) Argument Over a Women, Discover, August 1990
2) The Recent African Genesis of Humans, Scientific African, Apri11992
3) Mitochondrial Eve:Wounded, but Not Dead Yet, Science, Vol. 257
4) DNA Evidence Strengthens Eve Hypothesis, New Scientist, 19 October
1991
5) A Journey Towards Human Origins, New Scientist, 19 October 1991
6) The Multiregional Evolution of Humans, Scientific American, April 1992
Düşünen
İnsanlar İçin (dökümanlarından)
|