|
Kalbin Sesi - Konu ve Notlar
GIYBET
Yapılan gıybet
başkasının kulağına kadar ulaşmamışsa, tevbe ile
hem kendisi için hem de kime gıybet edilmişse onun
için istiğfar edilir. "Ya Rab, beni ve kime
gıybet ettimse onu affet" denir. (Berika-Hadime)
Gıybet yapılmasının
cevaz olduğu yerler şunlardır.
1-Yapılan zulmü
söylemektir; bir makam sahibi yanında kişinin
hakkını alması için diğeri hakkında
konuşmasıdır. Zira, Resûlallah "Hak sahibi için
söz hakkı vardır." buyurmuştur.
2-Kötü şeyleri
değiştirmek için söylenir, âsiyi ıslâh için
söylenir: Nitekim Hz. Ömer, Hz. Osman'ın -bir
rivayetine göre Hz. Talha'nın yanında geçerken selâm
verdi geçti; fakat selâmını almadı. Hz.Ebûbekir'e
durumu anlattı. Halbuki aralarında gıybet denilen bir
şey yoktu. Hz.Ebûbekir geldi aralarını ıslâh etti.
3-Fıkıh
Âliminden fetva alınırken söylenen, gıybet
değildir: Meselâ müftüye:
"Babam, kardeşim veya
ailem zulmetti, bunlardan kurtuluş çaresi nedir?"
demek, Yâhut, "falan adamın babasına karşı olan
zulmüne ne dersin?" şeklinde sözler söylemektir.
4-Müslümanları
birinin şerrinden kurtarmak için söylenen de gıybet
olmaz: Bir müslüman bir fâsıkın yanına
gideceği görüldüğünde ondan uzaklaştırmak için
söylenen gıybet olmaz; onun fıskı ve bid'atı
açıklanmış olur. Bununla bir nevi vazife yapılmış
sayılır.
5-Bir insanın
bilinebilmesi için Köroğlu, Topaloğlu gibi lakabı
ile çağrılması da gıybet değildir:
Fâsıkın (Allah'ın
yasalarına değil heveslerine uyan kimse) ve habisin
meclisten uzaklaştırmak, kişileri ondan
uzaklaştırmak ve onun hakkında söylenenler gıybet
sayılmamıştır.
Çünkü Peygamber (S.A.S.)
Efendimiz, buyurmuştur ki: -"Kim hayâ elbisesini
üzerinden atarsa onun için gıybet yoktur." |
Düşünen İnsanlar İçin
(dökümanlarından)
|