Zaman ihtiyarladıkça
Kur'an-ı Kerim ve Sünneti Nebeviye gençleşiyor.
Modern ilimlerin terakkisiyle, on dört asır önce gelen
o ümmi zatın (s.a.v.) yaşadığı hayatın ve tavsiye
ettiği prensiplerin mükemmelliği daha iyi idrak
ediliyor.
De ki, hamdolsun Allah'a. 0
ayetlerini (delillerini) sizlere gösterecek, siz de
onları tanıyacaksınız.
Kur'an'ın hak olduğu
onlar için apaçık ortaya çıkıncaya kadar, Biz
delillerimizi hem dış alemde, hem de iç alemde
göstereceğiz. Rabbinin her şeye şahit olması yetmez
mi? Bugünlerde ilim adamlarının dikkatini çeken yeni
bir konu var: İnsanoğlunun ayak basıp yakından
tanıdığı Ay'ın insanlar üzerindeki tesiri. İlim
adamlarının araştırmalarına göre, dev gibi
okyanuslarda med-cezir olaylarına yol açan dolunay,
vücudunun yüzde 80'i su olan insanoğluna da tesirler
yapıyor. Vücuttaki sıvı dengesi bozuluyor, beyindeki
düzenli işleyiş aksıyor ve kalp atışı
hızlanıyor. Özellikle kalp ve şeker hastalarında
tehlikeli sonuçlara yol açabilen dolunay, sinir
sistemindeki hücrelerin işleyiş düzenini bozduğu
için dengesizlikler meydana getiriyor. Bunda vücuttaki
elektrik akımının iki misline çıkması da büyük
rol oynuyor. Dolunayın kadınlara daha fazla tesir
ettiği de bir gerçek. İlim adamları bu tesirleri
şöyle sıralıyor:
1-
Kadınlar dolunay günlerinde çok hassas oluyor ve daha
çabuk ağlıyorlar.
2-
Doğumlar, bu günlerde yüzde 20 oranında artıyor.
3- Dolunay
adet görme düzenini bozuyor ve kanamaları
arttırıyor.
4-
Cinsiyet hormonundaki artış sebebiyle cinsi arzular
fazlalaşıyor.
5-
Kadınlarda migren artıyor ve daha saldırgan hale
geliyorlar.SUÇ ORANLARI, OLAYLAR,
İNTİHARLAR
1993 Yılının Ağustos
ayındaki dolunay günlerinde, Almanya'daki adam
öldürme, cinnet geçirme ve intihar olaylarında
önemli artışlar meydana geldi. Yapılan
araştırmalara göre dolunay, yalnız Kuzey Avrupa
ülkelerinde değil, yeryüzünün her yerinde insanlara
tesir ediyor. Psikologlar, dolunay zamanı insandaki ruhi
değişimin tespit edildiğini söylüyorlar. Ay'ın bu
günlerinde cinnetlerin arttığını söyleyen Fransız
araştırmacı Rene Claude Guillot, işlenen cinayetleri
araştırmış ve konuyla alakalı olarak "Dolunay
Cinnetleri" adlı bir kitap yazmış.
Araştırmacı: "Yalnız Fransa'da değil,
Amerika'daki polis kayıtlarından da dolunay gecelerinde
işlenen cinayetlerin sayısında artış olduğunu
fespit etmek mümkün" diyor. Bilim ve Teknik
Dergisi'nde neşredilen "Dolunay ve Suç"
başlıklı haberde aynı doğrultuda: "Hindli iki
bilim adamı, 1980'deki dolunaylar sırasında görülen
zehirlenmelerin ve 1984'teki dolunaylarda cereyan eden
suç oranının arttığını bildirdi. Bu çalışmalar,
ciddi bir tıp dergisi olan British Medical Journal'da
yayınlandı. Araştırmacı Prof. C.P.Thakur'a göre,
dolunay günlerinde zehir alma veya zehir verme yoluyla
gerçekleşen intihar ve cinayetlerin artış sebebi,
insan vücudundaki gelgit dalgalarıdır.
Dolunay sırasında Dünya,
Ay ve Güneş aynı doğru üzerinde olduklarından,
Ay'ın
insan üzerindeki çekim kuvveti artar ve vücuttaki su
miktarı yüzde 60'ı aşar. Bunun yol açtığı bedeni
ve ruhi değişmeler ise, zehir alma-verme ve suç
işleme eğilimini arttırır, Araştırmacı, beş yıl
içinde üç polis karakoluna bildirilen suçları
bilgisayara yükleyip, neticeyi dolunay tarihleriyle
karşılaştırarak bu sonuçlara varmıştır."
HADİS-İ
ŞERİFLER VE DOLUNAY
İncelediğimiz bu yeni
araştırmalar, bize Eyyam-ı Biyd tabir edilen ve kameri
Ay'ın 13,14 ve 15. günleri tutulması sünnet olan
orucu hatıra getirdi. Acaba Efendimiz (s.a.v.) bu orucu
niye tavsiye ediyor? Araştırmamızın neticesi,
binlerce ehl-i ilmin 14 asırdır önünde saygı ile
eğildiği 0 ümmi Zatın (s.a.v.) doğruluğunu ve
peygamberliğini bir kere daha tasdik etmektedir.
"Evet doğru söyledin ve hakkı konuştun ya
Resulallah". Şimdi mûteber hadis kitaplarının
konuyla alâkalı hadislerine bir göz atalım:
1-Buhari,
Müslim ve Nesei'nin ittifakla rivayet ettikleri hadiste,
Ebu Hureyre (r.a), Efendimizden şöyle rivayet ediyor:
"Dostum Halilim (s.a.v.) bana her ay 3 gün oruç
tutmayı tavsiye etti.
2-Müslim'in
Ebu'd-Derda (r.a)'dan rivayet ettikleri hadisi şerifte
"Habibim yaşadığım müddetçe terk etmeyeceğim
her ay 3 gün oruç tutmayı tavsiye etti."
buyurulur.
3-Buhari
ve Müslim, Abdullah Bin Amr'dan ittifakla şu hadisi
şerifi rivayet ediyorlar: "Efendimiz buyurdu ki:
Her aydan 3 gün oruç tutmak, bütün sene oruç tutmak
gibidir." 4-Beyhaki, Taberani, Ebu Davud, Nesei,
Tirmizi, Ahmet B.Hanbel, Bezzar, İbn-i Hibban sahihinde
ve diğer hadis kitaplarında, bu konuyla alakalı bir
çok hadise rastlıyoruz. Mesela: Tirmizi ve Nesei, Ebu
Zer ( r.a)'dan şu hadisi rivayet ediyorlar: "Ey Ebu
Zer, her ay üç gün oruç tutarsan, 13,14 ve 15.ci
günleri tut." Bilindiği gibi ayın ortasına
rastlayan bu üç gün, dolunay günleridir. Ve bütün
bu hadisler, Efendimizin ümmetine eyyam-ı biyd (beyaz,
ak günler) orucunu ısrarla tavsiye ettiğini ortaya
koymaktadır. Bu günlere, gündüz güneşle, gece de
dolunayla 24 saat aydınlık olmasından dolayı Eyyam-ı
Biyd denmiş.
Efendimiz (S.A.V) bu orucu
niçin tavsiye ediyor? Ahmed Bin Hanbel, İbn-i Hıbban
sahihinde, Beyhaki, Bezzar, İbn-i Abbas'dan rivayet
ediyorlar.Efendimiz (S.A.V) buyurdu: " Sabır ayı (
Ramazan)'ın orucu ve her aydan üç gün oruç tutmak,
göğsün `vaharın'ını' giderir." Vahar kelimesi
Arapça'da "kin, gayz, öfke, düşmancık, vesvese,
hile, sinirlenme" manalarına gelmektedir. Ahmed Bin
Hanbel'in Müsden'inde, Ebu Zer (r.a) Peygamber
Efendimizden (s.a.v.) şu hadisi şerifi rivayet ediyor:
"Her ay üç gün oruç tutmak, göğsün
`mağalle'sini giderir." Sahabiler sordular:
"Ya Resulallah, göğsün 'mağalle'si nedir?"
Efendimiz buyurdular: "Şeytanın pisliğidir."
Efendimiz ( s.a.v.) tarafından Dolunay'a rastlayan
günlerde oruç'un tavsiye edilmesi gerçekten 0'nun
kıyamete kadar devam edecek mucizelerinden biridir. Ebu
Davud ve Nesei'de, Kudame B. Nilham şöyle söylüyor:
"Efendimiz (s.a.v.) bize eyyam-ı biyd (beyaz
günler)'de oruç tutmayı emrederdi ve "Bu, bütün
sene oruç tutmak gibidir" buyururdu. Bu hadisleri
bir bütün olarak incelediğimizde, Efendimizin ihbar-ı
gaybi nevinden iki mucizesi zuhur ediyor:
1-Efendimiz
(s.a.v.) Dolunay'ın insan vücudu üzerindeki menfi
tesirlerinden haber veriyor ki ; bu hadise 14 asır sonra
yeni anlaşıldı ve araştırmalar hala devam ediyor.
2-Efendimiz
(s.a.v.), insanın bu menfi tesirlerden korunmasını
tavsiye ederken tedavi yolunu da gösteriyor. Bu ikinci
şık, henüz ilim adamlarınca tespit edilmiş değil.
Ve araştırmacılar, Dolunay'a karşı vücudumuzdaki
tabi dengeyi nasıl koruyacağımız hususunda yeterli
bir şey söyleyemiyorlar, zira çok yeni bir konu (!).
Ama maddede ve manada rehberimiz olan Hz. Muhammed
(s.a.v.), mucizevi tıbbıyla asırlar öncesine ışık
tutuyor, tekrar Tıbbı Nebevi'ye dikkatleri çekiyor,
kafa ve kalp bütünlüğüne ermiş doktorları, bu
sonsuz hazineye davet ediyor. Hadis şerhlerinde,
eyyam-ı biyd'in faziletleri üzerinde durulurken, bu
orucun sıkıntı, stres ve şeytanın pisliğini
gidermesi hususunda bir şey söylenmiyor. Zira bu,
eskiden bilinen bir şey değildi. 21. asrın
başlarındaki bizler, dolunayın insan üzerindeki menfi
tesirlerini öğrenince, Efendimizin (s.a.v..) orjinal ve
her zaman taze tavsiyelerinin hikmetini daha iyi anlıyor
ve bunu bütün dünyadaki ihtiyaç sahiplerine
duyurmanın heyecanını yaşıyoruz. Bakalım dolunayın
insanlar üzerindeki menfi tesirlerini tespit eden ilim
adamları, bu tesirlere karşı korunma ve tedavi
yollarını da keşfedecekler mi? (!) Ama ne yaparlarsa
yapsınlar, 14 asırlık farkı kapayamayacaklardır.
|