|
Kalbin Sesi - Konu ve Notlar
BARSİSA
HİKAYESİ
Barsisa gece gündüz ibadet eden bir zahittir. En
çaresiz hastaları bile, kendisine gönderilen suyu okuyup
üfleyerek iyileştirebilmektedir. Şöhreti zamanla bütün
dünyaya yayılır; halk artık ilaçların tesirinden şüpheye
düştüğü için devrin bütün hekimleri işsiz güçsüz
kalırlar. Bu durumdan çok rahatsız olan Şeytan, bir gece
oğullarını toplayarak Barsisa’yı nasıl yoldan
çıkarabileceklerini sorar. Oğullarından biri:
- Bu işi benim adıma yaz, diye
böbürlenir, benden iste ki seni dertten kurtarayım!
- Bu işi becerirsen, der Şeytan, en
gerçek oğlum sen olursun, kör gözümü sen aydınlatırsın!
Şeytan’ın oğlu, Barsisa’yı önce
altınla, mal ve mülk yoluyla azdırmayı düşünürse de bunun
çare olamayacağını anlar. Zira altın sevgisi tek
taraflıdır, sen seversin onu, fakat o seni sevemez. Doğrusu
insanları avlamak için genç ve güzel kadınlardan daha güzel
tuzak yoktur. Sen onu sever ve istersin, o da seni. Bir hırsız
geceleyin kapıyı açmak için bir düzen kurar; ama evde eşi
ortağı olur, yahut bir halayık içerden kapıyı açarsa, bu,
hiç hırsızın dışardan uğraşmasına benzer mi?
Şeytan’ın oğlu kararını verdikten
sonra ülke ülke dolaşarak uygun bir kadın aramaya koyulur.
Fakat o ülke padişahının kızından uygununu bulamaz. Tam
aradığı gibi güzel ve akıllı bir kızdır. Vakit
geçirmeden beynine girerek kızı deli divane eder.
Padişahın kızının birden bire ortaya
çıkan hastalığı karşısında devrin büyün hekimleri aciz
kalırlar. Bunun üzerine Şeytan’ın oğlu zahit kılığına
girerek padişahın huzuruna çıkar ve kızını ancak
Barsisa’nın kurtarabileceğini söyler. Padişah, başka
çaresi kalmadığı için kızını Barsisa’ya gönderir.
Şeytan’ın oğlu, Barsisa okuyup üfledikten sonra kızın
beyninden çıkar. Padişahın güvenini artık kazanmıştır.
Bir müd det sonra kızın beynine tekrar girer ve bu sefer
şöyle der padişaha:
- Yine Barsisa’ya götürün, fakat
hemen getirmeyin, O size iyileştim diye haber gönderinceye
kadar kalsın yanında!
Kızı yine Barsisa’ya götürüp
bırakırlar. Uzun zaman yanında kalır. Derken kıza gönlünü
kaptıran Barsisa buluşur onunla. İstediği neticenin hasıl
olduğunu görünce Şeytan’ın oğlu, kara kara düşünen
Barsisa’nın yanına giderek niçin düşünceli olduğunu
sorar. Barsisa olanları bir bir anlatır ve kızın gebe,
kendisinin de artık büsbütün çaresiz kaldığını, ne
yapacağını bilemediğini söyler. Şeytan’ın oğlu der ki:
- Bu kızı öldürmekten başka çare
yoktur, şayet sorarlarsa, öldü, gömdüm dersin!
Başka bir çare düşünemeyen Barsisa,
onun dediğini istemeyerek yapar.
Bunun üzerine Şeytan’ın oğlu vakit
geçirmeden padişaha gider ve kızının iyileştiğini, artık
gidip getirmelerini söyler. Padişah ve adamları Barsisa’ya
giderek kızı isterler, fakat öldüğünü ve gömüldüğünü
öğrenince çaresiz döner ve yas tutmaya başlarlar.
Şeytan’ın oğlu bu sefer bir başka kılıkta padişahın
huzuruna çıkar:
- Kız nerede? diye sorar.
- Barsisa’nın yanına götürdük,
orada öldü!
- Kim söyledi?
- Barsisa!
Şeytanın oğlu o zaman:
- Hayır, diye itiraz eder, yalan
söylemiş. Kız ondan gebe kaldı. Bir çare bulamayınca
öldürdü onu, sonra filanca yere gömdü. İnanmıyorsan orayı
kazdır, görürsün!
Padişah öfkeyle yedi kez yerinden
kalkıp başka yere oturur. Sonra atına atlar ve adamlarıyla
beraber Barsisa’nın ibadet yurduna gider ve tekrar kızını
sorar. Aynı cevabı alınca öfkeyle :
- Peki niye bize haber vermedin? der.
- Evradla meşgulüm, evradımdan
kalırım diye korktum, haber veremedim!
- Dediğinin aksi çıkarsa ne yapayım?
Bu söz üzerine Barsisa kızar ve ileri
geri söylenmeye başlar. Padişah adamlarına Şeytan’ın
oğlunun bildirdiği yeri kazdırır, kızı çıkarırlar.
Görürler ki öldürülmüştür gerçekten. Barsisa’nın
ellerini bağlar ve darağacına götürüp ilmeği boynuna
geçirirler. Halk meydana toplanır. ŞeytanIn oğlu o anda insan
şekline girip Barsisa’ya görünür:
- Barsisa, bunların hepsini ben yaptım
sana, hala da gücüm var, çaren benim elimde. Bana secde et
seni kurtarayım! Der.
Barsisa çaresizlikle; ‘’Nasıl secde
edeyim, boynumda ip var’’ der.
- Secde niyetiyle başınla işaret et,
akıllıya işaret de yeter!
Barsisa can korkusuyla secdeye niyetlenir,
fakat başını eğimce ip boynunu daha fazla sıkar. (Mevlana,
Mecalis-i Seb’a)
|