|
Kalbin Sesi - Konu ve Notlar
BALİNA
Sonar kelimesini hepimiz
duymuşuzdur. Bu sistem, suyun içindeki (deniz veya
göllerdeki) cisimler ve dip şekilleri hakkında bilgi
edinmek için kullanılır. Çalışma prensipleri
temelde oldukça basit olan sonarlar, yaydıkları ses
dalgalarının yansımalarından yararlanarak uzaklık
tespiti ve analiz yaparlar. İngilizce'de "Sound
Navigation And Ranging"cümlesinin
kısaltılmışıdır. "Sound" ses;
"Navigation" denizcilik; "Ranging"
ise uzaklık belirleme ya da ölçü manalarını
taşır. Sonarlar iki çeşittir.
1) AKTİF 2) PASİF
Aktif sonar, yukarıda
anlatıldığı gibi yaydığı ses dalgalarının
yankılarını değerlendirir. Pasif sonar ise, sudaki
çok küçük sesleri bile alabilen ve bu seslerin
kaynakları hakkında bilgisayar destekli çözümleme
yapan bir sistemdir. Sonar, bir denizaltının her
şeyidir. Aynı şekilde denizaltı avcı gemilerinde de
yaygın şekilde kullanılır.
Suda ilerleyen bir
denizaltının uskur ve reaktör gürültüleri,
kilometrelerce uzaktaki başka bir denizaltının pasif
sonarıyla alınabilir ve bu gürültülerin bilgisayarla
çözümlenmesi sonucunda, o denizaltının hangi ülkeye
ait olduğunu (reaktör gürültüsü ve uskur tipinden)
gittiği yön, bulunduğu derinlik ve yaptığı hız
gibi özellikleri belirlenir. Yine denizaltıları ya da
avcı gemileri (bazen helikopterlere) yerleştirilen
sonarlı (ses güdümlü) torpidolar kullanılarak
kendisini gürültüsü ile belli eden gemi kolayca
vurulur. Aktif sonar kullanan denizaltılar, bu sistemin
yaydığı ses dalgaları sebebiyle kendilerini ele verme
tehlikesiyle karşı karşıyadır. Bu sebeple pasif
sonarlar daha fazla rağbet görmektedir.
Denizaltı komutanlarının
en çekindikleri şeylerden biri de, hızlı gitmek ve
böylece çok gürültü çıkarmaktır. Çünkü bu
durumda kendisinden yavaş giden düşman denizaltısı
onu daha önce fark edip silâhlarını da daha önce
ateşleyen taraf olacaktır. Bu yüzden süper güçler
sessiz ama süratli gidebilen denizaltılar yapabilmek
için birbirleriyle yarış halindedir.
Kitaplara göre sonarlar
son 50 yılın buluşudur. Nedendir bilinmez ama bu
kaynakları hazırlayanlar balinalarda yüz binlerce
yıldır var olan mükemmel sonar sistemini görmezlikten
gelir. Evet, sonar belki insan için son elli yılın
buluşudur. Ancak, yaşayan en büyük memeli hayvanlar
olan balinalar yaratıldıkları günden beri bu cihazın
en kalitelisini kullanmaya devam etmektedir.
Balinalardaki sonarın
nasıl büyük bir rahmetin tecellisi olarak
yerleştirildiğini anlamak için, hayvanın genel
özelliklerine bir göz atmak gerekir. Balinalar,
bilindiği gibi memeli hayvanlardır (akciğerli solunum
yaparlar ve doğurarak çoğalırlar) ve genel olarak 2
alt grupta toplanırlar. 1-Çubuklu (Mysticeti) 2-Dişli
(Odontoleti). Çubuklu balinaların en önemli
özelliği, ağız kısmına çok sık olarak
yerleştirilmiş kemiğimsi çubukların arasından suyu
geçirerek planktonları süzmesidir. Dünyadaki en
büyük balina olan mavi balina, bir çubuklu balinadır
ve hikmete bakınız ki en küçük deniz canlıları
olan planktonlarla beslenir!... Dişli balinalar ise çok
daha farklı özelliklere sahiptir. Bunların isimleri,
ağızlarındaki küçük dişlerden gelir. Hayvan, bu
dişler vasıtasıyla mürekkep balığı ıstakoz ve
benzeri küçük deniz canlılarını yakalar, fakat bu
dişlerini avlarını çiğnemek için kullanmazlar. Bu
yüzden çok mükemmel bir sindirim sistemiyle
donatılmışlardır.
Grup halinde yaşayan
dişli balinalarda bazen bir grupta, binden fazla balina
bulunabilir. Grupta anne ve yavrular ortada tutularak
korunur. Zor durumda olan ya da yaralanan bir başkası,
iyileşene ya da ölene kadar köpekbalığı ve benzeri
düşmanlardan korunur. Bu sevimli yaratıklar, dalganın
üzerine atlayarak, birbirlerini kovalayarak, hızla
sudan fırlayıp ardından derinlere dalarak oyun
oynarlar. Hepsinde çok hassas birer işitme duyusu
bulunur. İnsan kulağının duyabildiğinin 10 misli
yüksek frekanslı sesleri duyabilirler. Yani çok
üstün birer pasif sonarla donatılmışlardır. Bu
pasif sonara bir de ses gönderici ilâve edilip,
gerektiğinde kullanılacak birde aktif sonara sahip
kılınmışlardır. Bu sistemler sayesinde balinalar,
derinlerdeki dip yapısı ve yiyecek durumu hakkında
bilgi edinir. Aksi takdirde yiyeceğini yüzlerce metre
derinlerde aramak durumunda olan bir dişli balinanın
(meselâ ispermeçet balinasının) nefesini tutabildiği
70 dakika içinde, karanlık bir yerde sadece gözlerini
kullanarak bir şeyler yakalayabilmesi imkânsız hâle
gelir. Ancak, programlandığı şekilde davranan balina
dalmadan evvel, avın duyamayacağı bir frekanstan
yayın yapan aktif sonarıyla onun yerini belirler ve
rotasını ona göre ayarlayıp güdümlü bir torpido
gibi hedefe ulaşır. Tabii bunu yaparken, çok
övünülen nükleer denizaltılar gibi bir sürü ses
çıkarıp avın kaçmasına sebeb olmaz.
Dünya dalma şampiyonu
olan ispermeçet balinaları, sadece mükemmel bir
sonarla donatılmamıştır. 1130 metreye kadar
dalanları tespit edilen bu hayvanların baş
kısmındaki 1900 litrelik boşluğa, hayati organları,
yüksek basıncın tesirinden koruyacak yağlı bir
sıvı doldurulmuş ve kusursuz bir basınç odası
takdir edilmiştir!.. Rabbimizin her eserinde olduğu
gibi balinalarda da karşımıza çıkan yüksek ilim
sanatın muhteşem uyumu, insanı derin derin
düşünmeye sevk ediyor. Akıl almaz mükemmelliklerle
donatılan, denizi değil kirletmek, aksine temizleyen,
70 dakika süreyle 1130 metreye dalıp orada avlandıktan
sonra tekrar yüzeye çıkabilen, bu derinlikteki avına
âit hedef kartezini ve bütün problemleri henüz
yüzeydeyken halleden ve 40 mil sür'at yapıp hiç ses
çıkarmayan bu süper denizaltılar, acaba Allah'tan
başka kimin eseri olabilir? 20. asrın bütün
teknolojik imkânlarıyla yapılan birkaç yüz metreden
fazla derine inmeyen denizaltılar, bu ilâhi eserleri
kıskanmasın da ne yapsın?İki karışlık bir
derinliğe daldığında bile sık sık
"vurgun" yiyerek haşlanmış tavuğa dönen
insanoğlu, belki de binlerce derinliğe dalabilen
balinaları, ilâhi bir kudretin eseri olarak görmediği
sürece, âhirette de "ebedi bir vurgun"
yemeğe mahkûmdur. |
Düşünen İnsanlar İçin
(dökümanlarından)
|