|
Kalbin Sesi - Konu ve Notlar
ALBEDO
Lâtincede
"albus" beyaz demektir. Albedo ise, bir cisim
üzerine düşen ışığın yayılması ve parlamasına
denir. Meselâ, yıldızlar, güneş ışığını
değişik oranda yansıtır. Dünyamızın albedosu, yani
güneş ışığını yayıp yansıtması 0,45 iken,
Ay'ınki 0,1 ve yeni yağmış karın 0,78'dir.
Ayna, aldığı ışık
miktarına yakın bir değerde yayma ve yansıtma
yapıyor ki, bazı ülkelerdeki evlerin bodrum katları,
aynalarla güneşlendiriliyor.
Hiçbir cisim, aldığı
ışığı arttırarak yayamaz ve yansıtamaz. Yani
albedoda alınan ışık, yansıtılan ışıktan daima
fazladır.
Albedoyu ilimde de
kullanabiliriz: Bir talebe hocasından çok şey
öğrenir, bunun bir miktarını başkalarına
aktarabilir. Yine aynı talebe hocasının taklit
ederken, ondan üstün bir duruma geçemez. Geçse bile
hususî hallerde geçebilir. Meselâ cömertlikle
hocasını geçerken, doğrulukta, temizlikle, ilimde
hocasından geridir. Bunları puanlayıp toplasak ve
ortalamasını alsak görürüz ki, hoca ile talebe
arasında daima bir albedo mevcuttur,
Peygamber (s.a.v.) ile
Ashab arasında ve Ashab ile bizler arasında da bir
albedo vardır. Biz onlardan, yani İslâm güneşinden
aldığımız ışığı, bir nisbet dahilinde
aksettiririz. Öyle müslüman vardır ki Ay gibi 0,1;
öyleleri vardır, Mars gibi 0,15 ve öyleleri de vardır
ki, Neptün gibi 0,75 albedoya sahiptir.
Neptün seyyaresinin
Güneşten uzak olması, onun ışığı almasına ve
yansıtmasına mâni teşkil etmediği gibi, bizler de on
dört asırlık bir mesafeden Asr-ı Saadetten ışık
alabilir ve İslamiyet'e ayna tutabiliriz. |
Hekimoğlu İsmail
|