0 kadar dayanıklı
yaratılmışlardır ki derin dondurucuda 24 saat
kaldıktan sonra bile canlılık faaliyetlerini
sürdürebiliyorlar. Meselâ Himalaya Dağlar'ında
yaşayan "Chaerlius insignis" tipi akrepler
4000 metre yükseklikte ve iki metre karın altında
varlıklarını sürdürebiliyorlar.
Tarih 13 Şubat 1960.
Cezayir'in Reggane bölgesinde, Sahra Çölü'nün
sessizliğini, gökgürültüsüne benzer korkunç bir
patlama bozar. Sahranın üzerinde bir ateş topu belirir
ve bunun üzerinde mantar şeklinde koskocaman bir toz
duman bulutu...
Fransa, ilk atom bombası denemesini
gerçekleştirmiştir. Ertesi gün Fransız ordusuna
bağlı özel elbiselerle donanmış bir tim, bombanın
atıldığı yerin çevresini inceler. İlk gözlemler
ürkütücü... Patlamanın olduğu geniş bir çevrede
etrafa yayılan radyasyonun etkisiyle de her şey ölüme
mahkûm edilmiş. Binlerce çöl hayvanı ve böcek
cesedinden meydana gelen minik tepeler, yanmış ve
tamamen kömürleşmiş bir bitki yapısı, açılmış
dev çukurlar.
Bu sırada bombanın
düştüğü çevreyi araştıran askerlerden birinin
ayağı bir taş parçasına takılır ve birden,
cehennem ânından sapasağlam kurtulmuş bir akrep,
taşın altından ortaya çıkar... Nasıl oldu da bu
hayvan, bütün canlıları yok eden radyasyon
yağmurundan sağ çıkabildi. Bugün zırhlı ve zehirli
iğnesi olan bu yaratık hakkında 32 sene öncesine
göre çok daha fazla bilgi elde edilmesine rağmen bilim
adamları bu suale henüz tatmin edici cevap bulmuş
değildir.
Akrepler üzerinde
sürdürülen laboratuar çalışmalarından elde edilen
neticeler şöyle; -Akrepler çelik zırhla kaplı
korunmuş gerçek bir tanktan farksız.
-İki gün hiç hava
almadan su altında kalabiliyorlar.
-İnsanı en çok
şaşırtan da tam üç yıl boyunca bir şey yemeden
hayatta kalabilme özellikleri...
-0 kadar dayanıklı
yaratılmışlardır ki derin dondurucuda 24 saat
kaldıktan sonra bile canlılık faaliyetlerini
sürdürebiliyorlar. Meselâ Himalaya Dağlar'ında
yaşayan "Chaerlius insignis" tipi akrepler
4000 metre yükseklikte ve iki metre karın altında
varlıklarını sürdürebiliyorlar.
Hastalık mı? Akreplere
tamamen yabancı bir kelime. Her türlü hastalığa
karşı Yüce Yaratıcı tarafından bahşedilen müthiş
bir bağışıklık sistemine sahipler. Hatta insanlarda
patojen olan mikroplara karşı hayret verici bir savunma
var.AKREPLER RADYOAKTİF
IŞINLARA KARŞI ANTİ-NÜKLEER AŞI ÜRETEBİLİRLER
Mİ?
Şimdi akrebin radyasyona
dayanıklılığını bazımkarşılaştırmalar yaparak
görelim. İnsan organizmasının radyasyona direnci 600
rads dolayında Oldukça sert kabuğa sahip olan
kaplumbağanın ise 1500-3000 rads arasında. Akreplerde
ise 40 bin ile 150 bin radsa kadar yükseliyor. Bazı
araştırıcılar, akreplerde bulunan zehirin kuvveti ile
radyasyona olan direnci arasında bağlantı kurmuşlar.
Akreplerin zehir oranı arttıkça radyasyona karşı
dirençleri de yükseliyor. Zehirde, sinir sisteminde
iletimi sağlayan serotonin maddesinin bulunması bu
görüşü desteklemiştir. Bilim adamları buradan
hareket ederek akrebin zehirinden anti-nükleer aşı
elde etme umudunu besliyorlar. Şayet, aşırı sıcağa
dayanıklı ve termonükleer patlamada etkilenmeyen
akreplerden bir aşı elde edilebilirse röntgen ile
çalışanlar, hamile kadınlar ve Çernobil felâketi
gibi nükleer kazalarda radyoaktif ışınlardan
insanların kurtarılması mümkün olabilecektir.
Akrebin kanı, bildiğimiz
kandan çok farklıdır. Alyuvarlara sahip olmadığı
için beyaz; bir çeşit serum gibidir. Bu serumun atom
bombasının hücreye verdiği zararları asgariye
indirdiği laboratuar tecrübeleriyle ispatlanmış
durumdadır. Aynı serum, atom bombardımanının yol
açtığı yaraların kapanmasına ve hücrelerin yeniden
üremelerine imkân sağlıyor. Bu serum, fare, tavşan
gibi memeli hayvanlara enjekte edilince radyasyona
karşı direnme gücünün arttığı gözlenmiştir.
Akreplerde deri
değiştirme devresinin dışında cinsiyet dokuları
hariç, vücut hücrelerinde mitoz şeklinde hücre
bölünmesinin cereyan etmediği kesinlikle ispat
edilmiştir. Radyasyona maruz kalan akreplerde hücreler
bölünmediğinden akreplerde fizyolojik bozukluklar
minimum seviyede kalmıştır.
Akrepler, yaklaşık yarım
milyon sene önce yaratılmışlardır. Dünyanın ilk
zamanlarında daha çok etkili olan patlamalar,
güneşten ve uzaydan gelen çok daha kuvvetli ve
zararlı ışınlar karşısında Yüce Yaratıcının
kendilerine bahşettiği koruyucu sistemle hayatta
kalabilmişler ve bu hususiyetleri nesilden nesile
geçmiştir. Radyasyona bu kadar dayanıklı
olmalarının özünün anahtarı hayvanın
genlerindedir.
Akrep bilimcileri bir
noktada birleşiyorlar. Akrebin atom bombasının
yakıcı tesirine ve radyasyona karşı direnci, sadece
bir sebepten değil, bir kaç sebebin birleşmesinden
kaynaklanıyor. Şimdilik bu direnç mekanizmalarının
envanteri çıkarılıyor. Asıl keşfedilmesi gereken
bunların tek tek ve birlikte nasıl bir armoni içinde
tesirli oldukları...
Olur da bir gün,
ayağınız taşa takılırda altından akrep çıkarsa
hemen öldürmeyin. Çünkü insanlar için zararlı gibi
gözüken bir hayvanda dahi, üzerinde düşünülecek ve
öğrenilecek çok şey var...
|