DOKSAN
KİLOLUK AĞAÇ NEREDEN ÇIKIYORDU?
Güneşten gelen, mavi ve
kırmızı giyinmiş iki hizmetkâr, yaprağın
kapısını çalar. Daha sonra bu besin fabrikasının
kapısı çalınır ve içeriye buyur edilirler... Bundan
sonra araştırmacıların önünde "iyice
kapatılmış" bir siyah kutudur. Bütün gayretlere
rağmen içeride neler olup bittiği gözlenemez.
Nihayet bir mevsim
geçince; hiç de öyle boş durmadıklarını
"besinleri" dışarıya çıkararak,
"mütevazı" bir edayla anlatmak isterler...
İşte fotosentez;
güneşin üzerinden, yaprakların içerisine kadar
nizamla yazılan bir mektubun meyvelerde
mühürlenmesidir. 0 mektubun her kelimesine, Yüce
Yaratıcımız imzasını atmıştır.
Hollandalı bir hekim, Jean
Bapiste van Helmont, enteresan bir tecrübe yapmış.
Yüz kilo kadar toprağı ısıtarak kurutmuş. Buna bir
ağaç dikmiş. Beş yıl müddetle, dışarıdan sadece
yağmur suyu ve gerektiğinde saf damıtık sudan başka
bir şey verilmeksizin doksan kilo kadar ağırlıkta bir
ağaç yetiştirmiş. Sonra toprağı tekrar kurutmuş ve
tartmış, başlangıçtaki yüz kilo ağırlıktan
sadece 60 gram (!) eksildiğini görmüş. Eğer bitki
besinlerini topraktan alsa idi, toprağın ağırlığı
evvelkine hemen hemen eşit kaldığı halde bu doksan
kiloluk ağaç nereden çıkıyordu? Sualin sorulmuş
olması cevabın bulunmamasından önemlidir. Bir defa
insanların gözü bir hakikatin
"olabileceğine" çevrilince o hakikat er veya
geç bulunur. Nitekim fotosentez hâdisesinin keşfi bu
düğümü çözmüştür. Bitki havadan rutubeti ve
yağmurla verilen suyu alarak gene havadan aldığı
karbondioksit ile, ışık enerjisi muvacehesinde
birleştirmekte ve bundan organik besin maddelerini
yapmaktadır. Yâni, havadan sudan (!) koskoca bir ağaç
gelişip büyüyor...
|