Ana Sayfa

Geri
El-Zâhir (c.c.)

(Âşikâr.)

    Allahu teâlâ'nın varlığı her şeyden âşikârdır. Gözümüzün gördüğü her manzara, kulağımızın işittiği her nağme, elimizin tuttuğu, dilimizin tattığı her şey, fikirlerimizin üzerinde çalıştığı her ma'nâ, hâsılı gerek içimizde gerek dışımızda şimdiye kadar anlayıp sezebildiğimiz her şey, O'nun varlığına, birliğine, sıfât-ı kemâliyesine şâhittir. Çünkü bütün bunları yaratan ve yaşatan ancak O'dur. Hiç bir şey yoktur ki, gerek varlığa çıkarken, gerek varlıkta dururken, her lâhza O'nun varlığını isbat etmiş olmasın... Her şey hal diliyle şunu söylemektedir: "Ben hiçim, beni var eden, tutan, görüp gözeten, Allah'tır ve ben her an O'na muhtâcım, bende görülen kuvvetlerin, kıymetlerin hepsi O'nun bir emâneti, bir lûtfu ve ihsânıdır." Bu umûmî şehâdet, Allah'ın varlığını ve sıfat-ı kemaliyesini en müsbet, en âşikâr bir hakikat hâline getirmiştir. Bundan başka bütün peygamberler, bütün temiz rûhlu din adamları, ömrünü ilim ve hikmete vermiş irfân âşıkları, bu hakikati isbat için söylenmedik delil bırakmadılar. Buna rağmen dünyâ yüzünde Allahu teâlâ'yı inkâr eden birçok insanlar görülmektedir. Buna nasipsizlik demekten başka bir şey söylenemez.
            BİR TEMSİL
    Bu tıpkı şuna benzer ki, bir takım insanlar gezip eğlenmek üzere şehir civarında bir çiftliğe gidiyorlar. Çiftlik sâhibi, bunları kabûl ediyor, onlara çay, kahve ikram etmekle berâber, çiftliğin muhtelif kısımlarını gezdiriyor. Bağlar kısmı, meyvalı ağaçlar kısmı, çiçekler kısmı, hayvânât ahırları, arı kovanları, kümesler ve kümes hayvanları ve daha birçok yerleri dolaşarak, nihÂyet çiftliğin saf hava, bol ziyâ, tatlı çiçek kokularıyle dolu salonunda istirahata geçiliyor. Daha sonra, bembeyaz sofra takımları üzerinde, çiftlikte yetişen tâze, temiz gıda maddelerinden hazırlanmış nefis yemeklerle ağırlandıktan sonra oradan ayrılıyorlar.
    Şimdi çiftlik ziyaretçilerinin bu gezintiye âit intibâlarını dinlediğimiz zamân, onlardan herbirinin idrâk, zekâ, dikkat, ulviyeti takdir, intizâma hayranlık ve daha bunlar gibi, insanlığa mahsus vasıflarda derecelerini anlamış, daha doğrusu insanlık bakımından herbirinin kıymetini ta'yin etmiş oluruz. Çünkü çiftlikteki her şeyin durumu, tertibi bir aynadır. Bu aynadan çiftlik sâhibinin aklı, tedbiri, serveti, anlayışı görülür ve bu görüş kabiliyeti herkeste bir değildir. Bununla berâber birbirinden az veyâ çok farklı da olsa, yine insan olanın bu çiftlik dolayısiyle çiftlik sâhibi hakkında bir fikir edinmiş olması lâzım gelir, İşte ziyâretçilerden herbiri kendi görüş ve anlayışı nisbetinde bu husustaki hayranlıklarını açıklarken, içlerinden birisi de yalnız yediği yemeklerle tatlıların listesini saymış ve bunlardan başka birşey anlamadığını söylemiş olsa, acabâ bunun adı nedir?
Sonra bu dünyâya galip gitmenin bir çiftlik gezintisi kadar da mı ehemmiyeti yoktur? Eğer varsa, o halde milyarlarca æesrâr hazîneleri taşıyan, her zerresinde gizlenmiş sayılmaz, sonu gelmez hikmetlerle akıl ve basiret sâhiplerini hayretten hayrete düşüren bu kadar eşyânın şehâdetiyle, akıl ve idrak önünde, varlığı güneşten daha parlak olarak tecellî edip dururken, onu inkâr edenler, hayâtı ve hayâtın gâyesini, yalnız hayvânî zevklerin tamamlanmasından ibârettir zannedenlerdir. Peki bunlar nedir?
            KULA YARAŞAN ŞEY:
    Varlığına ve birliğine her zerrenin şahâdet ettiği Allahu teâlâ'yı inkâr edenlere katılıp da, dünyâsını, âhiretini harâp etmekten sakınmak; bilâkis O'na îmân ederek, hudutsuz lûtf ve kereminden faydalanmaktır.

Ali Osman Tatlısu


 
Sayfa hakkındaki görüş ve düşüncelerinizi
e-mail ile yollayın