Ana Sayfa

Geri
El-Vehhâb (c.c.)

(Çeşit çeşit ni'metleri dâimâ bağışlayıp duran.)

    İsm-î şerîf he'nin kesriyle hibedendir. Hibe, herhangi bir karşılık ve menfaat gözetmeden birine bir malı bağışlamak ma'nâsınadır. îsm-i şerîf bu ma'nâ'nın çokluğunu ifâde eder. Bu da her zaman, her yerde ve her şeyi verebilmek kudretidir. Meselâ: Muhtâca mal, hastaya şifâ, câhile bilgi, kısıra çocuk, sıkılmışa kurtuluş... bağışlamak gibi.. Sonra en ufak, en ehemmiyetsiz hâcetten, en büyük ve mühim hâcetlere kadar hudutsuz, kayıtsız ve şartsız hakikî bağışlayıcı ancak Allahu teâlâ'dır. Çünkü her şeyi Allah yarattığından ve Allah vermedikçe hiç kimse bir zerreye sâhip olamıyacağından, hakikî olarak her şeyin sâhibi de Allah'tır; bağışlayanı da Allah'tır. Allahu teâlâ, insanlar arasında bağışlayıcı bir sınıf yaratmıştır. Bunlar, Allah'ın bağışlayıcılık sıfatını gösteren nişânedir. Bir insan bir veya birkaç insana birşeyler bağışlayabilir, bununla umûmun sevgisini üzerine toplar. İşte bunu düşünerek El-Vehhâb ism-i şerîfindeki büyüklüğe ermeli, ermeli de asıl sevginin ve minnettarlığın, mahlûkâtına nâmütenâhî ni'metler bağışlayıp duran Allahu teâlâya âidiyetini kabul etmeli. Bu kabil insanları, bağışlayıcılık sıfatında kat'iyyen Allah'a ortak tutmamalı. Allah, her sıfatında olduğu gibi bu sıfatında da tektir. İnsanlar bağışladıkları malların muvakkat ve iğreti olarak sâhibi olsalar da yaratıcısı değildirler. O malları onlara Allah bağışladığı gibi, verene verme muhabbetini, alana faydalanma kudretini bağışlayan da O'dur.
            KULLARA GEREKEN:
    Allah ile kulu arasındaki muameleyi, uşakla efendi arasındaki muameleye benzetmemeli'. Uşak efendisinin hizmetinde çalışır, emirlerini yerine getirmek için yorulur. Fakat bu çalı, şıp yorulmalar, efendinin şahsını sevdiğinden değil, ondan alacağı ücret içindir. Efendi de uşağı ile iyi geçinmek ister, ona ihsanda bulunur. Bâzı kusurlarına göz yumar, lâkin katlandığı bu fedakârlık, uşağın şahsı için değil, onun hizmetine olan ihtiyacından dolayıdır. İşte yaradılmışlar arasındaki bütün muameleler hep bunun gibidir. Birbirlerine hizmetleri, fedakârlıkları karşılıklı bir ihtiyacın mahsûlüdür. Allahu teâlâ'nın ise bir ismi de El-Ganî'dir. Yani O, hiçbir şeye muhtaç olmadığı için, O'nun bahşişleri hep lûtfunun, kereminin rahmet ve re'fetinin ifâdesidir.

Ali Osman Tatlısu


 
Sayfa hakkındaki görüş ve düşüncelerinizi
e-mail ile yollayın