Ana Sayfa

Geri
El-Vâcid (c.c.)

(İstediğini, istediği vakit bulan.)

    Allahu teâlâ her şeyi, bilhassa hükmünü infâz edeceği kimseleri, istediği vakitte hemen bulur. Herhangi bir şeyi ele geçirmek için zamân kollamağa, tedbir almağa, tuzak kurmağa ihtiyâcı yoktur, İstediği şey, istediği zamân hemen o lâhza huzûrundadır. Hiçbir şey O'na karşı kendini gizleyemez ve O'nun elinin ermiyeceği, gücünün yetmiyeceği bin noktaya kaçıp kurtulamaz, her şey dâimâ Hak'kın huzûrundadır.
        KULA GEREKEN ŞEY:
    Kendini Allah'a uzak zannetmemeli. dâimâ: "Yâ Rabbî huzûrundayim; hâlim sana ma'lûm"demeli, İnsanoğlu derde düşer, derman arar. Bâzen de kendi gibi bir mahlûka, meselâ bir hükümdar veyâ bir vekile hâlini arzetmek mevkiine düşer, İşte o zamân, derdini söylemek istediği o zâtın bulunduğu yere kadar gitmek mecburiyetindedir. Bununla berâber vakit ve zamânını da kollamak lâzım. Çünkü gece ile gündüzün herhangi bir saatinde mülakat mümkün olmaz; sonra hüviyetine ait incelemeler... ağır ve üzücü sorgular ve bir takım merâsim...
    İnsan bir hükümdar sarayına girmek ve bir def acık olsun, hükümdar huzûruna çıkmak için bu kadar fedakârlıklara katlanır da, hükümdarlar hükümdarı Allahu teâlâ onu günde beş defa huzûruna da'vet ettiği halde ihmâl eder. Eğer bu ihmal, gafletten değil de inkârdan ileri geliyorsa, yâni kendisini şuursuz bir tabiatın, gelişi güzel ortaya fırlatıverdiği bir serseri sanıyorsa, işin fecaati daha büyüktür. Çünkü kendisinin böyle muazzam bir hükümdarın teb'asından olduğunu öğrenmemesi bir rûh için ne acı bir mahrûmiyettir! Öyle ya, bir insan kalb ve rûhu ile öyle bir zâtâ inanmış ve bağlanmış ki, O'na dayanan yıkılmaz, güvenen aldanmaz, her hususta kâfi, vâfî, afv ve ihsânı sever, kerem ve semâhati bol, kendine kendinden daha yakın, kalbinin en ince sırlarına vâkıf. Öyle ki, gece ve gündüz, hangi saatte ve nerede olursa olsun bir hâcet için mürâcaat lâzım gelince, yerini aramağa, zamânını kollamağa, vâsıtalar kullanmağa lüzum yoktur. Samimî bir kalb ile bir kerre "Ya Allah" dedi mi, o anda kendini sonsuz kudret ve merhamet sâhibi O zât-ı Eceli ü A'lâ'mn huzûrunda bulur. Böyle bir zâtâ intisab gibi yüksek bir şerefi atıp da, O'nun yerine kör, sağır, merhametsiz bir kuvvete bağlanmak, cidden ağlanacak bir şaşkınlıktır!..

Ali Osman Tatlısu


 
Sayfa hakkındaki görüş ve düşüncelerinizi
e-mail ile yollayın