Ana Sayfa

Geri
Et-Tevvâb (c.c.)

(Tevbeleri kabûl edip günâhları bağışlayan)

    Bu ism-i şerîf tevbenin mübâlâğa sigasıdır. Tevbenin asıl ma'nâsı dönmektir; kulun isyan yolundan dönmesi. Bu dönmek şu üç şeyden ileri gelmiş olursa çok güzeldir:
    1- Yaptığı günâhın çirkinliğini sezmek.
    2- Allah'ın azâbının şiddetini, buna karşı yalnızlığını ve za'fını düşünmek, Allah'ın azabından kurtaracak yine Allah'tan başka bir mevcut olmadığını kat'î sûrette bilerek, Allah'ın afv ve mağfiretine dönmek mecburiyetini duymak.
    3- Yaptıklarına samîmî olarak can ve gönülden peşîmân olup, onları bir daha işlememeğe azmetmek.
            ALLAHU TEÂLÂ'YA NAZARAN TEVBENİN MA'NÂSI:
    Günahkâr kullannın kalblerinde onları gafletten uyandıracak, günahlardan döndürecek korkular yaratmak, tevbe yollarını kolaylaştırmak, bu işâretlerden mütenebbih olup günahtan dönenlerin tevbelerini kabûl etmektir.
Kul Allah'ın râzı olmıyacağı şekilde hayat sürerken Alla-hu teâlâ, onun dikkat ve basireti önüne düşündürücü ve ibret verici hâdiseler sevkeder. Allah'ın öyle kulları vardır ki, onların gönülleri kav gibi ufacık bir kıvılcımdan ateş alır. Öyle kulları da vardır ki, onların gönülleri taş kesilmiştir. Soğuk mermerler üstüne kıvılcım değil, kürekle ateş dökülse yine yanmaz. Birçok gönüller de demir gibidir, ateşi görünce biraz, yumuşar, kısa bir zamân sonra yine eski hâlini alır. Onun için sık sık Kur'ân'ın nasîhatlanm dinlemeğe ihtiyaç vardır. Her kim, dikkat çekici hadiselerden ibret alıp da Allah'a karşı özür dilerse, Allah fazl u keremiyle onun özrünü ve tevbesini kabûl eder, eder de gadabından rahmet ve mağfiretine dönüverir.
            GÜNAHLARLA berâber KÖTÜ HUYLARDAN DA DÖNMEK:
    Tam temizlik işte budur. Kullardan tevvâb sınıfı da bu temizliğe muvaffak olanlardır. Çünkü tevbe edenler; tâib, tevvâb olmak üzere ikiye ayrılır. Tâib, yalnız dış günahlardan tevbe edendir. Tevvâb ise, iç günâhlar denilen kötü huylardan da temizlenen kimselerdir. Yalnız dış günâhlardan temizlenenler, ayrık otunu kesip te köklerini bırakanlara benzer. Kökleri durdukça bütün günâhlar yine belirir. Dış ve iç günâh lardan birden dönmek, ayrık otunu köklerinden söküp atmağa benzer, bir daha bitse bile pek az olur. Bu yolda temizlenenleri Allahu teâlâ kendi muhabbetiyle müjdelemiştir.
            KULA YARAŞAN ŞEY:
    Bilmek gerektir ki, Allahu teâlâ kulunun tevbesini kabûl eder. Onun için, ne kadar günâhkâr olsa da, Allah'ın rahmetinden ümidini kesmeyip, tevbesinin kabûlüne güvenmelidir. Ancak kulun tevbedeki sadâkati, kaçırdığı farzları kazâ etmek, yaptığı haksızlıkları tâmir etmekle anlaşılır.

Ali Osman Tatlısu


 
Sayfa hakkındaki görüş ve düşüncelerinizi
e-mail ile yollayın