Ana Sayfa

Geri
Er-Raûf (c.c.)

(Pek re'fetli.)

    Allahu teâlâ büyüktür, zengindir, kudret eliyle yarattığı ve isterse bir lâhzada yok edebileceği mahlûkâtından hiç birine muhtaç değildir. Fakat Allah'ın bu gınâsı mahlûkâtına karşı re'fet ve rahmetine mâni' değildir. Bilâkis re'fetinin büyüklüğüne delâlet etmektedir. Meselâ dünya yüzünde yaşıyan hayvanların, o ağzı dili söylemeyen zavallıların halleri ne kadar acıklı görünür. Halbuki Allahu teâlâ kemâl-i re'fetinden onlara bir ilham, bir sevk-i tabîî ihsan buyurmuştur. Bu sebepten onlar yaşamalarını te'min edecek maddeleri bulurlar. Kendi nevi'lerinin muhâfazası sebeplerini bilirler. Helâklerini mûcib olacak ifrat ve tefrite kapılmazlar, bunlardan başka yuva kurmak, yavrularını gözetip yetiştirmek gibi daha nice işler yaparlar ki, bu esrâr, hayvânât ilmiyle uğraşanları hayretten hayrete düşürür.
            ARI VE İPEK BÖCEĞİ:
    En zarif giyecek maddesi olan ipekle, en lezzetli yiyecek maddesi olan balı yapan ve menfaatimizle ilgili olmaları dolayısıyle bir çoklarımızın meşgul olduğu an ile ipek böceğinin, bunları yapmakta gösterdikleri intizam ve esrâra nüfûz etmek bile, Allah'ın hudutsuz re'fet ve keremini göstermeğe kâfidir. Sevgili okuyucu! Eğer vaktin müsâitse ve içinde daha geniş bilgi edinmek hevesi varsa, öteki hayvanlara ve meselâ yerin altında yuva tutan karıncalarla, yükseklerde bacalar üstünde yuva kuran leyleklere ve hele o nebâtâtın fasilelerine bir bak!
Allah'ın geniş re'feti öyle görülür ki, insan o Raûf u Rahîm'e ister istemez muhabbet eder. Çünkü hiçbir mahlûkunu bırakmamıştır ki, hayâtî ihtiyaçlarını te'min, nev'inin , bekâsını tefekkül edecek ve helâkini mucip felâketlerden koruyacak sebepleri mebzûliyetle ihsân etmiş olmasın! Vakti 1 gelip de mahv ve helâk edilenlerin bile -varlığın hey'eti mecmuası için- daha geniş ve daha yüksek bir re'fet eseri olduğuna şüphe yoktur.
            ALLAH'IN İNSANLARA RE'FETİ DAHA BÜYÜKTÜR:
    Mahlûkat içinde bilhassa insanlar için, Allah'ın inâyeti, kerem ve re'feti, hiçbir ölçüye, hiçbir ifâdeye sığmayacak kadar geniş ve büyüktür. Hayâtımızın kısa bir devresi için ikametimize tahsis buyurduğu arzın içi, dışı, her zerresi bizim menfaatimiz için çalışmaktadır. Maddî azıklarımızın da ma'nevî azıklarımızın da kaynaklarını bol bol yaratmıştır. Allahu teâlâ insanı, hilkatin gâyesi, mahlûkâtın ekmeli olarak yaratmıştır. Yeryüzünde nebâtî, hayvânî bütün hayatlar, hülasa oluna oluna, bir zübde-i sâfiye ve kâmile halinde insanın nasibi meydana geliyor. Allahu teâlâ insanların kadın sınıfını da öteki mahlûkâtın dişilerinden seçkin bir güzellikte yaratmıştır. Onlardaki letâfet ve melâhât, hiçbir mahlûkta bulunmaz, İnsanı çeken nefsânî lezzetlerden, şehvâni isteklerden her ne varsa, hepsi için tayyip, helâl ve rızasına uygun yollar göstermiştir. Sonra o bahâ biçilmez akıl ve fikri vermiş, insanoğlunun kafasına ne ince mâ'nâlar, nükteler, ne yüce hakikatler, hikmetler ilham etmiştir. Sonra bütün bunları başkalarına ifâde edebilmek için ne zengin lâfızlar, kelimeler, cümleler öğretmiştir.
    Hele o yazı yazma kâbiliyeti, Allah'ın ne büyük ni'metle-rindendir. Yazı yazma âleti olan kalemin, söz söyleme âleti olan dilin kardeşi olduğuna şüphe yok ve her ikisi de Allah'ın büyük ni'metlerindendir, amma ölçüye vurulduğu zamân, kalemin sâhasının daha geniş, muhâtabının daha çok olduğu anlaşılır, İnsan, diliyle yanındakilere, kalemiyle de uzaktakilere anlatır. Dille yalnız, işitenlere, kalemle ise sayısız insanlara, asırlar boyunca ifâde edilir. Eğer yazı olmasaydı, meselâ üç bin sene evvel yazılan bir kitaptan faydalanabilir miydik? Pek eski zamânlarda yaşamış olan ecdâdımızın bilgilerinden müs-tefid olmasaydık, terakki edebilir miydik? Ecdadımız da kendi ecdâdından faydalanmıştır. Bir insan birşey keşfeder. Ondan yalnız kendisi mi müstefid olur? Hayır.... Demek ki insanlar bidâyetten şimdiye kadar birbirileri için çalışmışlardır ve bunu yazıyla muhafaza etmişlerdir. Halbuki bir hayvan, başka bir hayvan için böyle çalışmaz. Velhâsıl, insanlar üzerinde Allah'ın ni'metlerini saymağa kalkışanlar muhakkak ki mağ -lûp olur.
    Allahım! Bildiğimiz, bilmediğimiz bütün ni'metlerinden dolayı, hamd ü minnet ancak Sanadır.
            KULA YARAŞAN ŞEY:
    Allahu teâlâ'nın bunca nimetlerine karşı hamd ü senâ mefhûmunun bir zerresi olmak üzere, Allah'ın mahlûkatına bir yararlık, malıyla veyâ bedeniyle veyâ fikriyle bir fedâkârlık göstermeğe çalışmaktır. Ecdâdımızı hayırla anmak, aramızdaki acezeyi hayırla gözetmek insanlık borcudur. Geçmişlere dil uzatanlarla, aceze ve zuafâyı hor tutanların dünyâda ve âhirette rahat «deceği bir yer yoktur.

Ali Osman Tatlısu


 
Sayfa hakkındaki görüş ve düşüncelerinizi
e-mail ile yollayın