Ana Sayfa

Geri
El-Mumît (c.c.)

(Canlı bir mahlûkun ölümünü yaratan)

    Canlı mahlûklar için ölüm mukadderdir ve her an gelivermesi mümkün bir hâdisedir. Allahu teâlâ her kulu için dünyâya geliş ve gidiş zamânı ta'yin etmiştir. Herkes zamânı gelince gelir, ikâmet müddeti bitince gider. İnsan, cesetle rûhtan mürekkep olarak yaratılmıştır. Ceset âşikâr, rûh gizli, ceset 1 fâni, rûh bâkî. Şu halde bunlardan herbirine mahsus olmak üzere iki türlü hayâtın vücûdu tabiîdir: fânî hayat, bâkî hayat.
    Fânî hayat doğmakla başlar, ölmekle biter. Lâkin bâkî hayat böyle değildir, İşte şimdi bizim yaşayışımız, rûh ile cesedin birleşmesinden hâsıl olan fânî hayattır. Rûhun cesetten ayrılmasıyle bu hayat biter, fakat rûh yine bâkîdir, idrâki vardır. rûh ölmez, belki felç illeti gibi bedeni duygudan ve hareketten bırakır. Bir tarafı felce uğrayan, ne hâle girdiğini anladığı gibi, ölü de vaziyetini bilir. Ölüm tam bir felçtir. Kalbi ve bütün bedeni kaplar. Artık rûhûn bedeni ile alâkası kesilmiş, duygu ve hareket bütün bütün durmuştur.
    Bir temsil: Yaşarken rûh cesede hâkim bulunuyor ve ceset tamâmiyle rûhun emrinde ve onun arzularına göre hareket ediyordu; şu halde Ölen bir adamın rûhu, maiyetindeki adamları dağılmış bir âmir vaziyetindedir. Artık onlara emirler vermeye ve bu emirleri infâza muktedir değildir. Yâhut sermâyesi tükenmiş, ticârethanesi ve ticaret tesîsâtı tamâmen yok olmuş bir tâcir gibidir. Artık birşeyler kazanamaz, o âna kadar iyi kötü ne kazanmışsa onunla kalır. Ölümden sonra rûh berzaha intikal etmiştir, orada kazancına göre ya acılar ve ıztırap-lar içinde, yâhut sürûr ve neş'e içinde haşrı bekler.
            KULA GEREKEN ŞEY:
    Ölüm Allah'ın emridir; ondan korkmak değil, ona göre hazırlanmak îcâbeder. Hayat, ancak şu içinde bulunduğumuz hayattır, bunun ilerisi yalandır diyenler de, bugünün bir yârını ve bu dünyânın bir âhireti vardır diyenler de, nasıl olsa bu hayattan çıkıp gitmektedirler. Ancak dünyânın boş ve aldatıcı lezzetlerini gâye edinip, yalnız onlar için çalışanların dünyaları bitmekle saâdetleri de bitmiş olur. Çünkü ilerisi bâkî hayattır. Bunların ise bu hayâta âit ne ümitleri var, ne emelleri. Fakat fânî hayatlarından faydalanarak îmân ve irfan kazanan ve Allah için çalışıp güzel amellerle Hak'ka kavuşanlar da, ebedî saâdet ve bahtiyarlık bulmuşlardır. Çünkü Allah dünyâdan, âhiretten herkese arzu ettiği kadarını verir. Çalışanların emeklerini boşa çıkarmaz.

Ali Osman Tatlısu


 
Sayfa hakkındaki görüş ve düşüncelerinizi
e-mail ile yollayın