Kalbin Sesi - Aile Saadeti
 |
Kadının Kocasının
Misafirlerine Hizmet Etmesi  |
 |
Eve gelen bir misafiri
ağırlamak, o evde bulunan her ferdin birer vazifesidir.
Fakat bu misafire ikram ev sahibi olan erkeğin evde
misafirin yanında olması şartıyladır. Aksi takdirde
erkeksiz eve yabancı erkeğin girmesi ve o ev halkının
içeri alması doğru de ildir.
Rasûlullah (S.A.V.)
efendimiz bir hadis'i şeriflerinde şöyle buyuruyor.
"Bugün" den
sonra (İslâm geldikten sonra) hiç bir erkek yalnız
olan kadının yanına girmesin. Ancak yanında bir veya
iki erkekle girsin" (Müslim)
Amr ibnil Âs (R.A.) da
diyor ki :
"Rasülüllah
(S.A.V.) bizi, kocalarının izni olmadan kadınların
yanına girmekten nehyetti." (2) Binaenaleyh bu
gerçekler dahilinde kocası olan bir eve, kocasının
izni ile içeriye giren ve gelen misâfire erkek
kimselerin hizmet etmesi başta gelen vazîfedir. Fakat
kadın İslâm tesettürüne riâyet ettiği halde edeb
ve namûsuyla kocasının yanında misâfire getirilen
yemek vesâirede yardım ederek hizmet etmesi de caizdir.
Lâkin bu cevaz her iki taraftan bir fitne ve
kötülüğün olmayacağından emin olunması
şartıyladır. Aksi takdirde kadın hiç bir sûrette
görünmez, sesini dahi duyurmaz.
Ensardan Hz. Sehl ibni
Sâd (R.A.) rivayet ediyor diyor ki:
"Ebu Üseydissâdi
(R.A,) düğün dâveti yaptı ve Peygamberi (S.A.V.) de
ashâbı ile dâvet etti. Yemek hazırlanmasında ve
getirilmesinde düğün sahibi Sâd'ın hanımı, Ümmü
Üseyyid de hizmet ederdi." (Tirmizi)
Daha geniş izahat
İslâm'da helâl ve haram adlı eserde beyan
edilmiştir.
Bu gerçek karşısında
Şeyhûl İslâm İbni Haceri Mekkinin fetva verdiği
gibi, İslâm âdabı ile edepli ve tesettüre riayet
eden bir kadının eve gelen misâfire kocasının
yanında ve kocasının izni ile hizmet edebilir.
Fakat bulunduğumuz
asırda fitne ve fesad çoğaldığından ve İslâm'ın
beyan ettiği tesettüre riâyet edilmediğinden,
kaçınmak en sâlim yol ve lâzımdır. Zira yukarıda
erkek kadın karışımı bahsinde beyan ettiğimiz
kötülükler pek çok görülüyor. Ve haramları
işlemek nerede ise moda haline gelmiştir. Utanma ve
Hak'dan korkma yok hâle gelmiştir. Binaenaleyh zarûri
haller dışında mutlaka kaçınmak lâzımdır. |
Mustafa Uysal
|