Kalbin Sesi - Aile Saadeti
İnsanların
yaratılışında, birbirlerine karşı muhabbet ve
cazibeleri çeşitli olması hasebiyle ve rûhan ülfet
etmek hilkâtının da varlığı ile baba ve annelerin
evlatlarına meyilleri, erkeğin kadına ve kadının da
erkeğe meyli tabiîdir. '
Fakat, kadınların
yaradılışında, ciltlerinin inceliği ve bedenlerinin
yumuşaklığı gibi sebeplerle bir nevi mıknatıslık
câzibesi vardır. Onun için erkeklerin kadınlara olan
meyli ve alâkası hem nefsinin arzusu olan cima zevkinin
bulunması ve hemde yaratılıştan kadınlarda ki
mıknatıslık cazibesindendir.
Kadınla erkeğin
birbirlerine karşı olan câzibelerinin sebeplerinden
birisi de, Kimyada geçen eksi (-) Kutup artı (-f-)
kutbu çekmesiyle ilgili şu kanunla îzâh edebiliriz:
"Zıd kutuplar
birbirini çeker, aynı kutuplar birbirini iter."
"Kezâ, Benzinle
ateş birbirine yaklaştırıldığında yangın meydana
gelir"
Yâni kadın erkeğin
cinsiyet ve şehvet itibariyle zıddı olduğundan kadın
erkeği ve erkek kadını ve meylini, mehabetini çeker.
Erkekler ve kadınlar ise, kendi cinslerinden olanlarâ
karşı çekiciliği olmaz. Fakat her cins yine kendi
cinsiyle alâkasını bırakmaz. Şehvani alaka değil
insâni alâka devam eder.
"Ateş ile barut bir
arada olmaz. Zira yangın çıkar."
"Kurt ile koyun bir
arada yaşamaz."
Bu cümlelerin her biri,
insan hayatında görülen ilâhi hilkatin tecellisidir.
Binaenaleyh yabancı
kadınla erkeğin birbirine karşı olan nefsanî ve
cinsi temayülü çok câzip ve tehlikeli durumlar
meydana getirebilir.
Bu gerçekler
karşısında "vay efendim benim âhiret kardeşim,
okul arkadaşım, vazife arkadaşım, ahbap ve
arkadaşımın hanımı, benim kalbim temizdir,
kötülük aklımdan geçmez. 20. asrın modası ve
medeniyet icabı, Protokol îcabı vesaire ." ile
bir erkeğe, yabancı kadınların elini eline, yüzünü
yüzüne, bedenini bedenine dokundurması hiç bir
sûretle caiz ve helal olamaz.
Hiç kurt, eline avı
geçince onu bırakır mı ve ateşle barut beraber
olunca yanmaz mı?
Erkek ve kadının, her
çeşit imkanlarla ve azalarla cinsi arzûsunu temin etme
ve giderme temayülü ve vücûdunun en ücra yerlerinde
dahi mevcuttur. Bu nefsanî zevk ve câzibeler ilerde
bahsedilecektir.
Kadınların, bedeniyle,
sesiyle, yürüyüşüyle, hülasa her şeyi ile
erkeklerin meylini ve cazibesini celbettiklerini beyan
eden şer'i delillerden bir kaç tanesi şöyledir:
"(Ey Peygamberin
hanımları, dolayısıyla ey müslüman kadınları!),
Eğer (Allah (C.C.)'dan korkuyorsanız. (Size yabancı
olan erkeklere) yumuşak söylemeyin, sonra kalbinde
hastalık (Nifak ve fâcirlik) bulunanlar tamaha (arzu ve
iştiyaka) düşerler, sözü mâruf şekilde (ve ağır
başlı) söyleyin " (Ahzab Suresi, 39)
Hz. Peygamber (S.A.V.)
efendimiz mealen şöyle buyuruyor:
Muhakkak kadın,
karşıdan geldiği vakit şeytan suretinde (erkeği
kendisine çekecek şekilde) gelir, arkasına dönmüş
şekilde gittiği vakitte şeytan suretinde gider.
Binaenaleyh bir kadını görünce nefsiniz uyanırsa,
hemen âilenize gelin. Zira o gördüğünüz kadında
olanın aynısı sizin hanımınızda da vardır."
(Müslim)
Yaratılış itibariyle
kadınların erkekleri cazibe ile çekmeleri ve
erkeklerin rahatı, huzuru, iştiyakı ve cinsî
arzuların giderilme imkanları kadınlardan
karşılandığından, kadınların beden ve
derilerindeki hılkî cazibe şöyle beyan ediliyor :
"Size
nefislerinizden, kendilerine ısınmanız için, zevceler
(Kadınlar) yaratmış olması, aranızda bir sevgi ve
esirgeme yapması da onun ( Allah'ın C. C. )
ayetlerindendir. şüphesiz bunda fikrini
çalıştıracak . bir kavm (cemaat) için elbette
ibretler vardır." (Rum Suresi, 21)
"Onlar (Kadınlar),
sizin için, siz de onlar için birer , libassınız
(Elbise ve örtüsünüz)" (Bakara Suresi, 187)
Yukarıdaki ayeti
celilelerden anlamış oluyoruz ki, kadınlar erkeklerin
insanî, cinsi ve şehevanî arzularını kârşılamada
ve erkeklerde kadınların arzu ve ihtiyaçlarını
karşılamada yegane meyil ve ihtiyaç merkezleridir.
Binaenaleyh beşerî haz
ve arzûnun tahakkuku için her iki yaratık birbirine
rûhen, cismen bağlıdırlar.
Kitabımız olan Kur'an'ı
Kerimden bir de erkeklerin kadınları kendilerine
celbedebileceklerini, vakî olmuş hakikatle izah edelim.
Hz. Yusuf (A.S.) ile
Zeliha hanımın arasında geçen kıssa Kur'an'ı
Kerimde uzunca beyan edilmektedir. Hz. Yusuf'un (A.S.)
mübarek güzelliği Zeliha hanımın kendisine musallat
olması ve iftiraya kadar giden bir mesele haline
varmasıdır.
Zeliha hanımın, bu
hareketini duyan Mısırlı diğer kadınlar da Zeliha
hanımı itham etmişlerdir. Zira Hz. Yûsuf (A.S.) köle
ve hizmetçi idi. Hizmetçiye âşık olmuş diye itham
ediyorlardı.
Bu durumdan haberdar olan
Zeliha hanım, kadınları dâvet etmişti ve Hz. Yusuf'u
(A.S.) onlara hizmet etmesi için yanlarına
göndermişti. Kıssanın gerçek şeklini Kur'an'ı
Kerimden meâlen okuyalım:
"Onun (Yusuf A.S.
mın) bulunduğu evde ki (Azizin evindeki kadın) onun
nefsinden murat almak istedi (Cima etmesini istedi),
kapıları sımsıkı kapadı ve: sana söylüyorum,
beriye gel dedi. 0 (Yusuf A.S.) ise; Allah. (C.C.) a
sığınırım doğrusu o (azizi Mısır) benim
efendimdir. O, bana güzel bir mevki vermiştir. Hakîkat
şudur ki, zâlimler asla felâh bulmaz, dedi.
- O (Kadın), and olsun
ona niyeti kurmuştu. Eğer Rabbinin burhanını
(Zinanın fenalığı hakkındaki ilâhi yasağı)
görmemiş olsaydı (belki Yusuf A.S.)'da onu kast etmiş
gitmişti. İşte biz ondan fenalığı ve fuhşu
bertaraf edelim diye böyle (Burhan gönderdik), çünkü
o, (Taat da) ihlasa erdirilmiş kullarımızdandı.
- İkisi de (Yûsuf A.S.
ve kadın) kapıya koştular. (Yûsuf A.S. kaçıp
kurtulmak için, öbürü de onu bırakmamak için
koştular; O (Kadın) bunun (Yûsuf A.S. ın) gömleğini
arkasından boylu boyunca yırttı (ve bu suretle Yûsuf
A.S. onun elinden kurtuldu) kapının yanında
(Kadının) efendisine rast geldiler. (Kadın) dedi ki;
Zevcene (Karına) kötülük etmek isteyenin cezası
zindana atılmaktan, yahut elem verici bir azaptan (Çok
şiddetli bir dayaktan) başka ne olabilir?
(Yusuf A.S.) O kendisi
dedi, benim nefsimden murad almak istedi. Onun
(Kadının) yakınlarından bir şahit de şahadet etti
ki, eğer gömleği önünden yırtıldıysa (Kadın)
doğru söylemiştir. Bu ise (Yusuf A.S.)
yalancılardandır.
- (Yok) Eğer gömleği
arkadan yırtıldı ise, (Kadın) yalan söylemiştim. Bu
(Yusuf A.S.) ise, doğru söyleyicilerdendir.
- Vaktaki (Zevci, Yûsuf
A.S.'nın gömleğinin) arkadan yırtılmış olduğunu
gördü. Şüphesiz ki bu sizin (Siz kadınların)
fendinizde (hilenizden) dir çünkü sizin fendiniz
büyüktür, dedi,
- (Ey) Yusuf (A.S.) sen
bundan (bu meseleyi söylemekten) vaz geç. (Ey kadın)
sende günahına istiğfar et. çünkü sen cidden
günahkârlardan oldun.
- Şehirde ki birkısım
kadınlar; Azizin karısı, delikanlısının nefsinden
murad almak istiyormuş. Sevgi, yüreğinin zarına
işlemiş. Görüyoruz ki o, muhakkak apaçık bir
sapıklıktadır, dedi (ler).
- Vaktaki (Zeliha hanım),
gizliden gizliye (çünkü açıktan söylemekten
korkuyorlardı), Yaptıkları dedikoduları işitti.
Kendilerine (Dâvetçi) yolladı, onlar için rahatça
yaslanacak bir yer (bir sofra) hazırladı. Onlardan her
birine (etleri, meyveleri kesmek için) birer bıçak
verdi. (Yusuf A.S.'a) çık karşılarına dedi; şimdi
onlar bunu görünce kendisini (Yusuf A. 5.'ı) büyük
bir varlık olarak tanıdılar.
- (Hayranlıklarından)
ellerini kestiler ve dediler; Allah (C.C.)'ı tenzih
ederiz. Bu, bir beşer değildir. Bu çok şerefli bir
melekten başkası değildir.
- (Kadın) dedi, işte
beni kendisi hakkında ayıpladığınız şu
gördüğünüz (Zât)'dır Andederim, onun nefsinden ben
arzu ettim de o, nâmuskârlık gösterip ( reddetti)
Yemin ederim, eğer o, kendisine emredeceğimi yapmazsa,
herhalde zindana atılacak ve her halde zillete
uğrayanlardan olacaktır.
- (Yusuf A.S.) dedi; Ey!
Rabbim (C.C.) Zindan bana bunların dâvet edegeldikleri
şey (i irtikab etmek) den daha sevgilidir. Eğer sen
bunların tuzaklarını benden döndürmezsen (belki)
onlara meyleder ve câhillerden olurum.
- Bunun üzerine Rabbi,
onun duasını kabul etti de, onların tuzaklarını
kendisinden savdı. çünkü o hakkıyla işitenin, her
şeyi bilenin tâ kendisidir." (Yûsuf Süresi, 23,
34)
Yûsuf süresinde geçen
bu hükümleri tekrar tekrar okuduğumuz zaman, erkekle
kadın arasındaki câzibeli ve fitneci hâli anlamış
oluruz.
Kâdın olsun, erkek olsun
insanların yaratılışında nefsâni ve hayvani
zevklerin ve her çeşit cinsî arzunun tahakkukunu
sağlamak arzusu vardır.
Yukarıdaki uzun kıssadan
anlıyoruz ki, mâsum ve mükerrem olan Hz. Yûsuf
(A.S.)'a kadın âşık oluyor, onun kendisine
yaklaşması hususunu temin edebilir miyim diye evvelâ
nâzik sözlerle teklif ediyor, red cevabını alınca bu
sefer tehdit ve tecavüz yolunu seçerek Hz. Yûsuf
(A.S.)'ın üzerine atılıyor. Nihayet Hz. Yûsuf (A.S.)
hakkın muhafazası ile nefsin tehlikesinden kurtuluyor.
Diğer kadınların da
aynı hale düşmeleri ve onlarında Zelîhanın haklı
olduğunu kabul edip aynı âkıbeti kendilerinde
görmeleri de, ibret verici hallerdendir. Zira kadını
görüp eline temas imkânı geçenlerin
şaşırıvermeleri görülen çirkin hallerdendir.
Kadının, erkeğe ve erkeğin kadına karşı
karşılıklı alâka ve câzibenin sebeplerini ilerde
daha uzun izah edeceğimizden bu kadar açıklama ile
iktifa ediyoruz.
İşte bütün beşeri
hallerin tezâhurundan anlıyoruz ki, erkeklerin
kadınlara karşı arzu ve iştiyakları olduğu gibi,
kadınlarda da ayni halin olduğu yaratılış
kanunlarının icaplarındandır.
Cinsi arzunun tahakkuku ve
yaşaması için, Hz. Allah (C.C.) âtamız olan ilk
insan Adem S.A.)'ı yaratmış ve onun vücudundan
kendisine eş olârâk Hz. Havva'yı yaratmıştır.
İnsan neslinin çoğalması için Hz. Allah (C.C.) bu
iki mümtaz varlıktan erkekler ve dişiler
yaratmıştır. |
Mustafa Uysal
|