|
Kalbin Sesi - Müslüman Olmam Neyi Gerektirir?
AİLEMDE VE EVİMDE
MÜSLÜMAN OLMALIYIM 
- Evlenmedeki
Sorumluluk
- Evlenmeden Sonraki
Sorumluluk
- Ebeveynin
(Ana-Babanın) Çocuk Terbiyesindeki Sorumluluğu
İslâm'a
mensub olmam, hayat hakkında bir mesaj sunmamı gerektiriyor.
Hatta yaşamımın, bütün yönleriyle bu mesaja göre
yönlendirilmesini gerektiriyor. İslâm dinine mensub olmama,
nefsimde inanç, ibadet ve ahlâk açısından müslüman olmamı
farz kıldığı gibi, içinde yaşadığım toplumu, gerçek bir
İslâm toplumu haline getirmek için çalışmamı da bana farz
kılıyor.
Çevremdeki
insanlarla ilgilenmeden yalnız başına müslüman olmam
yetmiyor. Çünkü İslâmiyet'in gönderdiği ve -şayet bir
kimse iman eder ve dinî vazifelerini iyi yaparsa insanlığın
ruhuna aşıladığı emirlerden birçoğu, diğer insanlarla
ilgilenmeyi, onları İslâm'a çağırmayı, onlara öğüt
vermeyi ve kötülük yapmalarına razı olmamayı emrediyor. Hz.
Peygamber'in (s.a v) şu hadisine uygun olarak;
"Kim müslümanların
işleriyle ilgilenmeden akşamlarsa gerçek müslümanlardan
değildir."
yeni bir sorumluluk yükü altına girmiş olurum. O da, İslâm
toplumunu kurmak ve İslâm'ı topluma götürmek
sorumluluğudur.
Bu
sahada atılacak ilk adım ki o da normal bir adımdır ev
halkımın müslüman olmasını sağlamak için İslâm'ın
mesajım, (küçük toplumuma) aileme, eşime ve çocuklarıma
götürmem lazımdır. Sonra İslâm'ı, sırasıyla en yakın
akrabalarına götürmem gerekir. Bu metod, Hz. Peygamber'in
(s.a.v) İslâm'a davet etmeye başlarken takip ettiği metoddur.
"O halde, sakın Allah île beraber diğer
bir ilaha ibadet etme! Sonra azap edileceklerden olursun...
(Önce) en yakın akrabanı uyar ve mü'minlerden sana uyanlara
kanadını indir. (Onlara karşı mütevazi ve şefkatli
davran.)" (Şuarâ, 213-215)
Bundan
sonra kendi nefsinden başka müslümandan bizzat yapılması
istenen ilk şey; ailesi; evi;ve çocukları hakkındaki
sorumluluklarını yerine getirmesidir. Yüce Allah'ın şu
âyeti bunun en açık delilidir:
"Ey iman edenler, kendinizi
ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. O
ateşin başında gayet katı, şiddetli, Allah'ın kendilerine
buyurduğuna karşı gelmeyen ve emredildikleri şeyi yapan
melekler vardır." (Tahrîm, 6)
Evlenmedeki
Sorumluluk
Müslüman
bir yuva kurmada başarılı olabilmem için İslâm bana yol
göstermiştir. Vazifemi kolaylaştırmak ve gayemi
gerçekleştirmeye yardım edecek bazı işlere ve sebeplere
işaret etmiştir. Bunlardan bazıları şunlardır:
Evlenmem Allah için olmalıdır.
Yani müslüman bir yuva kurmak için olmalıdır.
Emaneti taşıyabilen, irşadın
çoğalıp devam etmesini gerçekleştirebilen, asil ve şerefli
bir nesil meydana.getirmek için evlenmeliyim. Yüce Allah neslin
önemine işaret ederek şöyle buyurmuştur:
"Bu peygamberler, birbirinden
türeyen bir nesildir." (Âl-i imrân, 34) . Evlenmemin en
büyük gayesi, gözlerini haramdan sakınmak, avretimi korumak
ve Rabb'imin azabından korkmak olmalıdır. Bu konuda Hz.
Peygamber (s.a.v) şöyle buyuruyor:
"Üç kişi vardır ki,
onlara yardım etmek Allah'ın üzerine hak (vacip)tir. Bunlar,
Allah yolunda cihad eden, kölelikten kurtulmak için efendisine
borcunu ödemek isteyen köle ve zinadan korunmak kastı ile
evlenen kimsedir." (Tirmizi: Fedâilü'1-Cihâd, 20)
Diğer bir hadiste ise;
"Kim evlenirse dininin
yarısını tamamlamış olur. Diğer yarısı için de Allah'tan
korksun." buyurmuştur. (Taberânî:
Mu'cemü'1-Evsât)
Eşimi,
hayat ortağımı ve yoldaşımı iyi seçmeliyim. Çünkü Hz.
Peygamber (s.av) bu konuda şöyle buyurmuştur:
"Kadınların en hayırlısıyla evlenmeye bakınız
Çünkü çocuk, soyundan bir`damara çeker."
Başka bir rivayette de;
"Çünkü damar irsîdir" Diğer bir rivayette de;
"Emsaliniz olan kadınlarla
evlenin ve emsallerinizin kızlarını isteyin."
buyurulmuştur. (İbn Mâce: Nikâh, 46)
Mal
ve güzelliği bakımından di$erlerinden aşağı bile olsa,
ahlâklı ve dindar olan kadını seçmen lazımdır. Çünkü
Hz. Peygamber (s.a.v);
"Kadınları, sırf
güzellikleri için nikahlamayınız. Çünkü onların
güzelliğinin; böbürlenmek ve kibirlenmek yüzünden onları
tehlikeye atmasından korkulur. Sırf malları için de onlarla
evlenmeyiniz. Çünkü mallarının onları azdırması
(günahlara ve şerlere) sokması umulur. Fakat dindarlıkları
için onlarla evlenin. Şüphesiz burnunun bir kısmı kesik
kulağı delik ve teni siyah dindar bir cariye (dindar olmayan
bir kadından nikahlanmak bakımından) daha iyidir."
buyurmuştur. (İbni Mâce: Nikah, 6)
Evlenmede
Allah'ın (c.c) emrine karşı gelmekten sakınmam, O'nun
gazabından ve intikamından korunmam lazımdır. Çünkü Hz.
Peygamber (s.a v) şöyle buyurmuştur:
"Kim şerefinden dolayı bir
kadınla evlenirse yüce Allah ancak onun alçaklığını
artırır. Kim malı ve servetinden dolayı bir kadınla
evlenirse Allah onun fakirliğini artırır. Kim asaleti için
bir kadınla evlenirse Allah onun soysuzluğunu artırır. Kim
yalnız gözünü haramdan korumak ve haramdan sakınmak veya
akrabalık ilişkisini sürdürmek için bir kadınla evlenirse
Allah kadını ona, onu da kadına mübârek kalır." (Taberânî)
Evlenmeden
Sonraki Sorumluluk
Evlenirken
iyi bir eş seçimi yapmam benim evlenmeden sonraki
sorumluluğumun devam etmesini engellemez. Bilakis, en büyük
sorumluluk evlenmenin ilk anından itibaren başlar. O andan
itibaren yapılması gerekli olan birçok vazife altına girmiş
olurum. Bu vazifelerim şunlardır:
Eşimle
aramda güvenin gerçekleşmesi için, ona iyilik etmem ve iyi
davranmam lazımdır. Böylece Hz. Peygamber'in (s.av) şu hadisi
gerçekleşmiş olur:
"En hayırlınız ailesine en
iyi olanınızdır. Ben de aileme en iyi olanınızım." (İbn
Mâce: Nikah, 50)
Ve başka bir hadiste;
"Mü'minlerin iman
bakımından en olgunu, ahlâk bakımından en güzel ve çoluk
çocuğuna karşı en lütufkâr olandır." (Tirmizî:
İmân, 6)
Eşimle sürdürdüğüm ilişki,
yalnız yatak ve şehvet ilişkisi halinde kalmamalıdır. Her
şeyden önce aramızda, fikir, ruh ve duygu açısından
birleşmenin gerçekleşmesi lazımdır. Beraber okumalıyız,
bazı ibadetleri beraber yerine getirmeliyiz. Ev işlerini
beraber organize etmeliyiz. Sonra bazen şakalaşma ve oynamaya
da fırsat bulmalıyız. İbadet hakkında yüce Allah şöyle
buyuruyor:
"Ey Resûlüm! Ailene namazı
emret. Kendin de onun güçlüklerine dayan." (Tâhâ,
132) iğer bir hadiste de;
Başka bir âyette;
"Halkına (ailesine) namaz
kılmayı, zekat vermeyi emrederdi. O, Rabbi katında
beğenilmişti." buyurmaktadır. (Meryem, 55)
Şakalaşma ve nefsi dinlendirme
hususunda, Hz. Peygamber (s.a.v) eşi Aişe ile beraber koşarak
onunla yarışıyordu. Ev işlerinde yardımlaşma hususuna
gelince Hz. Peygamber, evinde birçok işi yapıyordu. Yaptığı
işlerden biri de ayakkabı tamir etmek idi.
Eşimle olan ilişkim yukarıda
belirttiğim ve belirtmediğim diğer konularda- şer'î bir
nitelik kazanırlardır. Bu ilişkim, İslâm aleyhine veya
Allah'ın (c.c) haram kıldığı şeylerde olmamalıdır. Hz.
Peygamber (s.a.v) bir hadisinde şöyle buyurmuştur:
"Kim eşinin gayri meşru
isteklerine itâat ederse Allah onu yüzüstü cehenneme atar. (Buhârî:
İmân 19; Müslim: İmân, 237)
Yine diğer bir hadiste
kadınların eğitimine önemle işaret ederek;
"Hiç kimse, çoluk
çocuğunu eğitmeden cahil bırakan kişi kadar büyük bir
günahla Allah'ın huzuruna çıkarmaz." buyurmuştur. (Firdevs:
Müsned) iğer bir hadiste de;
Başka bir hadiste ise:
"Karısının kulu olan (her
dediğini yâpan) kimse helak olmuştur." (Kunûzü'1-Hakâik,
S. 107)
Ebeveynin
(Ana-Babanın) Çocuk Terbiyesindeki Sorumluluğu
Hakikaten
evlenmede başarılı olmak, salih kadını seçmede başarılı
olmak, karı kocanın İslâm'ın potasında erimesi gibi haller,
büyük ölçüde çocukları İslâm terbiyesiyle istenen
İslâm terbiyesiyle- terbiye etmeye yardımcı olur.
Fakat İslâmî bir evlenmeyi
gerçekleştirme hususunda başarısız olmak ve kötü bir eş
seçmek ise tehlikeli sonuçlar doğurur ve yayılan bir
kıvılcım gibi aileyi tehdit eder.
Eşlerin yaşamında meydana gelen
her çözülme kendiliğinden direkt ve süratli bir şekilde
çocukların terbiyesine ve ruhlarına yansır. Daha soru onlarda
birçok kompleks ve sapmaların meydana gelmesine sebep olur.
Bundan dolayı çocukları İslâmî terbiyeyle yetiştirmede en
büyük faktör yukarıda da belirttiğimiz gibi- evlenmeyi
İslâmî ölçülere göre gerçekleştirmektir.
Çünkü müslüman bir aile
kurmaktan beklenen meyve, faydalı bir nesli meydana getirmektir.
Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
"Ve onlar ki; -Rabb'imiz bize
gözler sevinci (gönüller açan) eşler ve çocuklar lutfeyle
ve bizi (Senin azabından) korunanlara önder yap' derler." (Furkân,
74)
Çocuk İslâm fıtratı üzerinde
doğar. Eğer o, sağlam bir terbiyeden geçirilirse faydalı bir
insan olarak yetişir. Gayet çocuk, birbirine zıt veya sapık
anne ve baba arasında yetiştirilirse içinde bulunduğu
ortamdan etkilenir ve sapık olarak yetişir. Hz. Peygamber
(s.a.v) çok doğru olarak bu konuda şöyle buyurmuştur:
"Her çocuk, İslâm
fıtratı üzerine doğar. Sonra annesi ile babası onu, yahudi,
hıristiyan veya mecusi yaparlar." (Buhârî: Cenâiz, 92)
Bunun için İslâm dini çocukları iyi terbiye etmek iyi
terbiyeyi gerçekleştirecek bütün sebepleri, unsurları,
atmosferleri ve ortamları hazırlamak için gereken her şeyin
mutlaka yapılmasını emretmiştir. Hz. Peygamber (s.a.v)
şöyle buyurmuştur:
"Kişinin çocuğunu terbiye
etmesi, bir sa' (ölçek) sadaka vermesinden daha
hayırlıdır." (Tirmizî: Birr, 33)
Başka bir hadiste;
"Hiçbir baba, çocuğuna iyi terbiyeden
daha üstün bir bağışta bulunmamıştır." buyurmuştur.
(Tirmizî: Birr, 33)
Başka bir hadiste de şöyle
demiştir:
"Evladınıza gereken ikramı
yapınız. Ve onları güzelce terbiye ediniz." (İbni
Mâce: Edeb, 3)
Diğer bir hadiste de;
"İnsan Öldüğü vakit,
kendi tarafrndan ameli kesilir. Ancak üç yönden kesilmez.
Sadakayı cariye, kendisinden istifade edilen ilim ve arkasından
dua eden salih bir çocuk." (Müslim: Vasiyyet, 14)
|