|
Kalbin Sesi - Müslüman Olmam Neyi Gerektirir?
İBADETİMDE MÜSLÜMAN
OLMALIYIM 
İslâm'da ibadet, mütevazılığın
en son noktası ve Allah'ın (c.c) yüceliğini hissetmenin
zirvesidir. Allah'ın (c.c) yarattıklarının kendi aralarındaki
ilişkilerinde ibadetin büyük tesirleri olduğu gibi ibadet,
yaratılan ile yaratıcı arasında bir bağlantı merdivenidir.
Bu konuda, İslâm'ın rükünleri olan namaz, oruç, zekat ve
hac ile insanın yerine getirmekle yüce Allah'ın rızasını
kazanmayı amaçladığı ve O'nun dinine yöneldiği diğer
ameller arasında fark yoktur. İslâm mantığı, hayatın bütün
safhalarını ibadet ve itaatle geçirilmesini gerektirir. Yüce
Allah şu âyetinde bunu ifade ediyor:
"Ben cinleri ve insanları, ancak Bana ibadet
etsinler diye yarattım. Beni beslemelerini de istemiyorum. Doğrusu
rızık veren, mutlak kudret ve kuvvet sahibi olan ancak Allah'tır."
(Zâriyât, 55-58)
"De ki, ,şüphesiz benim namazım, ibadetim,
hayatım ve ölümüm hep âlemlerin Rabbi Allah içindir." (Enam,
162)
İbadetimde
gerçek müslüman olmam şöyle hareket etmemi gerektirir.
- İbadetlerimin
direkt olarak Allah'a (c.c) bağlı olması lazımdır.
Bu, ibadetteki ihsan derecesidir. Hz. Peygamber'e (s.a.v)
"ihsan nedir?" diye sorulunca şöyle buyurmuştur:
"İhsan, Allah'ı görüyormuşçasına
O'na ibadet etmendir. Eğer sen O'nu göremiyorsan bile
O, seni görür." (Müttefeku'n-aleyh)
- İbadetlerimde
alçak gönüllü davranmam, hakiki dosta kavuşmanın coşkunluğunu
ve O'nun huzurunda boyun eğmenin lezzetini hissetmem
gerekir. Hz. Aişe (r.a) şöyle buyurmuştur: '
"Allah'ın (c.c) elçisi Hz Muhammed
bizimle konuşuyordu, biz de onunla konuşuyorduk. Namaz
vakti geldiğinde sanki ne o bizi tanıyordu ne de biz
onu tanıyorduk." Hz. Peygamber'in (s.a.v) şu
hadisi de bu konuya işaret etmektedir:
"Nice namaz kılan kimseler vardır ki
onlara namazlarından yorgunluk ve bitkinlikten başka
bir,şey kalmaz." (Ahmed b. Hanbel: Müsned,
II, 373)
diğer bir hadiste ise;
"Nice oruç tufan kimseler vardır ki
orucunda aç kalmak ve susamaktan başka bir payı yoktur."
buyurmuştur. (Ahmed b. Hanbel: Müsned, II, 373)
- İbadetimi kalp
huzuruyla yapmam lazımdır. Etrafımdaki dünya meşguliyetleri
ve kederlerinden tamamen sıyrılmalıyım. Hz. Peygamber
(s.a.v) şu hadisiyle bu konuya işaret ediyor:
"Yüce Allah, kalp huzuruyla namaz kılmayan
kişinin namazına bakmaz. (Onu kabul etmez.)"(Müslim)
Ayrıca bu konuda;
"Namaz ahiretle ilgilidir. Namaza başladığın
zaman, dünyadan ayrılmış olursun." denilmiştir.
Rivayete göre Hasan Basrî şöyle diyordu: "Kalp
huzuruyla kılınmayan namaz, sevap şöyle dursun acilen
cezalandırılmayı gerektirir."
- İbadetimde,
kanaat etmeyen tamahkar ve doymak bilmeyen obur gibi
olmalıyım. Yüce Allah'ın şu kutsi hadisindeki emrine
boyun eğerek nafile ibadetlerde Allah'a (c.c) yaklaşacağım:
"Her kim Beni tanıyan ve ihlâs ile Bana
kulluk eden bir kuluma düşmanlık ederse, Ben de ona
harb ilan ederim. Kulum; sevdiğim şeyler içinde
kendisine farz kıldığım ibadetleri yerine getirmesi
kadar başka bir şeyle Bana yakın olamaz. Sonra kulum
nafile ibadetleriyle de Bana yaklaşmaya devam eder.
Nihayet Ben onu tamamen severim. Artık Ben kulumu
sevince onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli,
yürüyen ayağı derecesinde olurum. Diliyle ne isterse
muhakkak onları da ihsan ederim. Bana sığınmak
isteyince muhakkak kulumu korurum. Ben, yapılmasını
istediğim hiçbir şey hakkında mü'minin 6lümü karşısındaki
tereddüdüm gibi tereddüt etmedim. (Çünkü) kulum Ölümden
hoşlanmıyor. Ben de kuluma acı gelen şeyi sevmiyorum."
(Buhârî: Rikâk, 38)
- Gece kalkıp
geceyi ibadetle geçirmeye düşkün olmam ve alışkanlık
haline getirinceye kadar, gece ibadeti için nefsimi eğitmem
gerekir. Çünkü gece kalkıp ibadet etmek, iman ürünlerinin
en kuvvetlilerindendir. Yüce Allah bu konuda şöyle
buyuruyor:
"Muhakkak ki gece kalkıp ibadet etmek
daha tesirli ve (geceleyin) okumak daha faziletlidir."
(Müzzemmil, 6)
Yüce Allah başka bir âyette inanan kullarını anarken
şöyle buyurmuştur:
"Onlar, geceleri pek az uyurlar.
Seherlerde af dilerler." (Zâriyât, 17-18)
Başka bir âyette ise;
"Yanları yataklarından uzaklaşır, (gece
teheccüd namazı kılmak için yanlarrnr yataktan ayırıp
kalkarlar), korkarak ve ümid ederek Rabb'lerine dua
ederler ve kendilerine verdiğimiz rızıktan hayır işlerinde
harcarlar." buyurmuştur. (Secde, 16)
Devam edilmesi ve sık sık yapılması iyi ve
sevaplı bir davranış olarak kabul edilen bazı
nafileleri yapmam gerekir. Bunlar: gece namazı, kuşluk
namazı, teravih namazı, Pazartesi: ve perşembe günleri
oruç tutmak, hacda bulunmayan kimsenin arefe günü oruç
tutması, aşure günü, şewal ayından altı gün, her
kamerî ayın 13, 14 ve 15. günleri oruç tutmak,
itikafa girmek vesâiredir.
- Özellikle
sabah vakti başta olmak üzere Kur'ân okumak için özel
bir vakit ayırmam ve onun manası üzerinde derin derin
düşünmem gerekir. Allah Teâlâ bu konuda şöyle
buyurmuştur:
"...ve sabahın Kur'ân'ını (uzunca Kur'ân
okunan sabah namazını) da (unutma.) Çünkü sabah
namazı melekler tarafından görülür." (İsra,
78)
Kur'ân'ı düşünce, tevazu ve üzüntü ile
okumam lazımdır. Çünkü Hz. Peygamber bu konuda;
"Kur'ân üzüntü ile nazil oldu. Kur'ân
okuduğunuz zaman üzüntülü g6rününüz."
buyurmuştur. (Ebû Nuaym, Hilye)
Kur'ân okurken yüce Allah'ın şu âyetini hatırlamanın
gerekir:
"Biz bu Kur'ân'ı bir dağa indirseydik,
sen, onun, Allah korkusundan baş eğerek parça parça
olduğunu görürdün." (Haşr, 21)
Ve Hz. Peygamber'in şu hadisini her an hatırımda
tutmalıyım:
"Kur'ân'ın haram kıldığı şeyleri
helal sayan kimse, Kur'ân'a inanmamış sayılır."
(Ebû Nuaym)
Diğer bir hadiste ise şöyle duyurulmaktadır: "Ümmetimin
en faziletli ibadeti Kur'ân okumaktır." Abdullah b.
Mesut'un (32/652) rivayet ettiği bir hadiste Hz.
Peygamber efendimiz şöyle buyurmuştur:
"Doğrusu bu Kur'ân, Allah'ın
ziyafetidir. Gücünüz yettikçe onun ziyafetine yöneliniz.
Muhakkak ki bu Kur'ân Allah'ın ipidir. Apaçık nur ve
dertlere şifa veren faydalı bir ilaçtır. Kendisine
sarılan kimseler için koruyucu ve ona tabi olanlar için
kurtuluş vesilesidir. Doğru yoldan saptırmaz ki özür
dilesin, eğriltmez ki eğrisi düzeltilsin. Onun
mucizeleri (harikaları) bitmez, dillerde çok dolaşmakla
eskimez. Onu okuyunuz. Çünkü Allah, okunması ile sizi
mükafatlandırır. Her bir harfi için on mükâfat
verir. Elif Lam Mim'in bir harf olduğunu söylemiyorum.
Bilakis elif bir harf, lam bir harf ve mim bir harftir."
(Hâkim en-Nisâburî)
Hz. Peygamber Ebû Zerr'e yaptığı vasiyetinde şöyle
buyurmuştur:
"Kur'ân'ı okumaya sarıl. Çünkü o dünyada
senin nurun, ahirette ise senin azığındır." (İbni
Hibbân: Sahih, I)
- Her işimde,
dua etmek Allah'a (c.c) çıktığım merdivenim olmalıdır.
Çünkü dua ibadetin özüdür., Dualardan hadiste bize
intikal edenleri seçmeye önem vermem lazımdır. Yüce
Allah şöyle buyuruyor:
"Rabbiniz buyurdu ki, Bana dua edin, duanızı
kabul edeyim." (Mü'min, 60).
|